Elina, odasında pencereye en yakın köşeye astığı küçük kumaş takvimin üzerine dikkatlice eğildi. Her sabah olduğu gibi, bu sabah da tek bir tarihi çevrelemiş parmak izlerini tekrar inceledi. Sönük bir kurşun kalemi, yumuşak hareketlerle o günün etrafını daire içine aldı. Lucas’ın döneceğini tahmin ettiği gündü bu. Tam olarak üç dönem sonra… Günün tam olarak o gün olup olmayacağını elbette bilemezdi, ama kalbi o tarihi seçmişti bir kere. Ve şimdi, o tarih ona ait olmuştu. Her sabah olduğu gibi, Rosa uykulu bir sesle döndü yatağında. Gözlerini ovuşturarak, sabırsız bir kıkırdama eşliğinde konuştu: “Elina, her gün o günü çize çize delik açacaksın.” Annabel kahkahasını bastıramadı. Mira ise, her zamanki sakinliğiyle yalnızca gülümsedi. “Bu aşk hâli… sana yakışıyor,” dedi. “Ama yine de biraz

