Göl kenarındaki rüzgâr, ağaçların dallarında gezinip hafifçe kızların şapkalarını sarsarken, göğün üstüne serili bulutlar adeta her şeyi sessizce izliyordu. Elina, at arabasında gözünü ufka dikmiş, içindeki fırtınayı bastırmaya çalışıyordu. Elini cebine götürüp Lucas’ın verdiği kâğıt parçasına dokundu. Oradaydı, katlanmış, ufak ve sabırsız bir sır gibi duruyordu. Ama şimdi, burada, herkesin içinde onu açamazdı. Sofia göz ucuyla ona bakıyor, kızların bazıları fısıldaşıyor, Mathilda ise heyecandan yerinde duramıyordu. Paketleri Magda’ya verdikleri gibi at arabasına doluşmuşlardı. “Elina, ne düşünüyorsun?” diye sordu Mira sessizce, at arabasının diğer köşesinden eğilerek. “Düşünmüyorum,” dedi Elina kuru bir gülümsemeyle. “Uyguluyorum.” Mira başını eğdi, gülümsedi. “Harika. Ne zaman başlıyo

