4

758 Words
"Uyansana kızım." diyerek beynimin içine eden Zümrüt'e arkamı dönüp yatmaya devam ederken "Yemin ederim ararım Toygar beyi, seninki oğlunu ayartacağına kıçını devirmiş yatıyor derim." deyince geri ona doğru dönerek gözlerimi açtım. "Selam da söyle ne olur. Hatrım kalır." "Salim!" diye cırlayan Zümrüt, odadan çıkarken bağırmaya devam ediyordu. "Al şunu başımdan. Yeminle kasa diye bunu patlatacağım elimdeki dinamitlerle." Halbuki başıma gelen kendisiydi. Ben ne kadar da güzel uyuyordum şurada. "Asuuudeee." diyerek odama gelen Salim'e başımın altındaki yastığı fırlatarak geri kapattım gözlerimi. "Sağol bebeğim ya. Ama seninle yatamam, prensip meselesi." diyerek yastığı geri fırlatan Salim'le gözlerimi açarak ofladım. Ne istiyorlardı sabah sabah benden? "N'olur sevişelim Salim. Bak içimde kalır, bir yerim şişer." diyerek yataktan kalkıp elimdeki yastığı Salim'in kafasına geçirmeye başladım. "Koşuya çıkman lazım. Seninki çıktı bile çoktan. " "Is yerinde karşılaşacağız zaten mecburen." diyerek yastığı yatağa fırlatıp banyoya yöneldim. "Ben de seninle koşacağım, sevgili abin olarak." diyen Salim'in eşofmanlarını giyinmiş olduğunu gördüm. "Bir an önce iyice tanışıp kaynaşmamız gerek." "Ya Zümrüt?" "O konuya hiç girmeyelim." diyerek odadan çıkan Salim'e sakinca bakarak banyoya gittim. O konuya kesinlikle bodoslama girmem gerekiyordu. Banyoda çıkıp da taytımı ve sıfır kol badimi giyinip salona geçince, "Hadi çıkalım." diyerek kapüşonlu hırkamı belime bağladım. "Kahvaltıyı hazırlıyorum. Çocuğu davet etmeyi unutmayın." diyen Zümrüt ve Salim'in çoktan planı yaptığını anlayıp dışarı attım kendimi. Ben sadece onların planlarına uyup, Tuğra'ya biraz daha yakın olmalıydım. Bir tur koştuktan sonra karşıdan gelen Tuğra'yı görüp kendini banka attı Salim. Ağzının ucuyla "Selam ver." demeyi de unutmadı tabi ki. "Aa merhaba." diyerek gülümsememi yüzüme yerleştirip Tuğra'ya bakınca durmak zorunda kaldı. "Merhaba. Siz de sporu seviyorsunuz sanırım." diyerek Salim ve bana döndü Tuğra. Şahsen ben dövüşlü sporları çok severdim. Haklıydı. "Vallahi ben kardeşimin zoruyla çıkıyorum." diyerek derin nefes aldı Salim, nefes almakta zorlanıyormuş gibi. "Belli oluyordur sanırım." "Abin mi?" diyerek bana dönen Tuğra'ya bakıp gülümsedim. "Tuğra ben, Asu'nun iş yerinden arkadaşıyım." Salim gülmemek için kendini zor tutarken, "Memnun oldum." demeyi de ihmal etmedi. Salim de ayağa kalkınca eve doğru yürüdük hep beraber. Salim evin önünde durup da "Hadi gel kahvaltı yapalım." deyince ısrar etme sırasının bana geldiğini düşünüp "Bekliyoruz." diyerek girdim içeri. Duş alıp da hazırlanırken, çalan kapıyı açan Zümrüt'ün kendini ne olarak tanıtacağı büyük merak konumdu şu an şahsen. "Hoş geldin." diyerek Tuğra'yı içeri davet eden Zümrüt'e bakıp koltuğa otururken, tanışma faslında "Zümrüt ben de, Salim'in nişanlısıyım." deyince kafamı yere eğip kahkaha atmamak için dudaklarımı birbirine bastırarak yanağımı ısırdım. Sanırım bunu söylemek için Toygar beyden sıkı bir azar işitmişlerdi ve ikisi de bu durumdan memnun olmadığı için gülersem Zümrüt ciddi ciddi dinamitleri bi tarafıma teperek hiç düşünmeden havaya uçururdu beni. Kafamı kaldırıp "Hadi kahvaltıya oturalım." derken, Salim de peşimden geliyordu. Hep beraber mutfağa geçerken gülmemek için zor tutuyordum kendimi. Nişanlı ha? Işte bu güzeldi. Ağır dalga konusu çıkmıştı bana. Kahvaltıda Tuğra hakkında bir kaç ayrıntı ve bilgi daha edinmiştim. Dosyalarda yazmayan bu bilgiler, benim daha çok işime yarayacaktı. Erkekler kendileri hakkında küçücük görünen ayrıntıları bilen kadınlardan hoşlanırlardı zirâ. Tuğra gittikten sonra aceleyle makyaj yaparak çıktım evden. Kalem etek ve hakim yaka gömlek giyinmiştim. Allah affetsin de çok tiksinçtim şu an. Ama yine de eteğin tüm hatlarımı belli etmesi için elimden geleni de yapmıştım. Gömleğin ilk iki düğmesini de açtım mı tamamdı bu iş. Her ne kadar iç güzellik zırvalığından bahsetseler de, herkesin dış güzelliğe önem verdiğini bilirdim. Dışını beğenmediği hiçbir şeyi merak etmezdi insan oğlu. Ofise girince gözlerini bana çeviren Tuğra'ya bakıp gülümsedim. "Önünde duran dosyayı bilgisayara geçeceksin." "Tamamdır." deyip sandalyeyi geriye iterek oturdum. Masam Tuğra'nın tam karşısındaydı ve bu da benim için büyük avantajdı. Istese de istemese de gözü çarpacaktı yani. Dosyanın ilk iki sayfasını düzenleyip bilgisayara geçtikten sonra bulanık görmeye başlayan gözlerimle birlikte gözlüğümü çantamdan çıkarttım. Daha sonra tokamı çıkartarak saçlarımı tepeden bağlayıp çalışmaya devam ettim. Şu an Tuğra'nın bana baktığından adım gibi emindim. Bunu hissetmek için oldukça uzun dersler almıştım çünkü. Demek Tuğra bey gözlüklü kızlardan hoşlanıyordu. Bir an önce şu numarası düşük olan dinlendirici gözlüklerden almalıydım bir kaç tane. "Abin kırmızı saçlı değil. Boya mı onlar?" Kaşlarımı çatarak ona baktıktan sonra, saçlarımdan bahsettiğini anlayıp "Hayır." dedim. "Abim babama benziyor. Ben ise anneme." Babamı hiç tanımamıştım zaten. Annemi ise fotoğraflardan tanıyordum ve bu vesileyle tıpatıp ona benzediğimi de biliyordum. "Annen güzel kadınmış o zaman." "Öyledir." deyip gülümsedim. Resmen zarf atıyordu bana. E benim de işime gelirdi. Salak salak cilve yapmakla vakit kaybetmezdim böylece. Başka bir şey söylemeyince başımı dosyaya geri çevirdim. Kendi dosyasında yazanlara bakılırsa yakasına yapışan kadınlardan pek haz etmiyordu. Bu nedenle mesafeli kalmalıydım. E böylesi benim de işime geliyordu. Yapış yapış ilişkilerden hoşlanmazdım ben de. Gerçi ben ilişkilerden de hoşlanmazdım. Ah ah neler açmıştı başıma böyle canım patronum.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD