OFLAZ Motorun gürültüsü kulaklarımda yankılanırken, direksiyonu sıktığım ellerim titriyordu. Doğan direksiyona geçecekken onu geri itmiş, direksiyona ben geçmiştim. Sabrım tükenmişti çünkü. Yanda boş boş oturursam gidene kadar kafayı yerdim. Öfke damarlarımda lav gibi akıyor, her nefeste içimdeki yangını harlıyordu. Deniz’in sesi, Sancak’ın karşısında pes etmeyin hali, zihnimde bir loop gibi dönüp duruyordu. Doğan yan koltukta, silahını bir kez daha kontrol ederken, “Abi, sakin ol,” dedi. “Bu şekilde gidersen kaza yapacağız.” “Sakin mi?” dedim, dişlerimi sıkarak. “O orospu çocuğu Deniz’e bir parmak uzatsın, ellerini kesip ağzına tıkarım!” Sesim arabanın içinde yankılandı. Doğan sustu, çünkü o da biliyordu, bu saatten sonra laf değil, kan konuşacaktı. Ayvaz arka koltukta, telefonundaki

