"Immm Acar," kulağımın dibinde şehvetli sesiyle içim titredi. Atalay’ın nefesi ensemde ılık bir rüzgâr gibi dolaştığında bedenimde bir ürperti dalgası yayıldı. Kalın beline bacaklarımı doladım. Dudaklarım onunkilerle buluştuğunda içimde bir açlık uyandı. Sanki her dokunuş, her nefes alışımız, zamanın akışını durdurmuştu. Yaralarına dikkat etmeye çalışarak ona sarıldım. Atalay yatağa oturduğunda kucağında kendimi ona yaklaştırdım. Havlunun altındaki sertliği tenime değdiğinde nefesim kesildi. Boynuna eğildim, yeni tıraş olmuş derisi losyon kokusuyla sarhoş ediyordu. Gözlerim istemsizce kapandı, dudaklarım hassas çizgilerinde gezindi. Isırıklı öpücükler bıraktığım her nokta onun daha derin inlemesine neden oluyordu. Altımda inliyordu; sesi hem yakıcıydı hem kışkırtıcı. Kalçalarımı sert

