ATALAY Lanet olsun. Bir şeyler oturmuyordu. O kadın… O fazla uslu, fazla sakin, fazla… itaatkâr duran kadın. İçimde bir ses her defasında bu kadar temiz, bu kadar masum görünen birinin gerçekte böyle olamayacağını fısıldıyordu. Ama onu izledikçe en ufak bir açık bile bulamıyordum. Her hareketi kusursuzdu, hatta belki fazla kusursuzdu. Bilmiyorum. Sürekli onu düşünmekten kafayı yiyecektim. Tek bildiğim sinir bozucu bir şekilde aklımdan çıkmadığıydı. Başlangıçta sadece ufak bir ders vermek istemiştim. O uysal duruşunu bozmaya zorlamak, sabrını test etmek, masumiyet perdesinin ardında saklanan gerçek yüzünü görmek… Ama işler, onu kucağıma çektiğim anda değişti. Daha bunu düşünürken bile ben çoktan sertleşmiştim. Önce klasik bir tepki verdi. Şaşkınlık. Göz bebeklerinin büyümesi. Nefes

