53. BÖLÜM ACI HABER

1500 Words
Tahir, aklı ile viçdanı arasındaki sorularda sıkışıp kalmıştı. Bir yanda sevdiği kadın , diğer yanda yaşadığı hayatın zorluğu vardı. İnsan oğlu böyle nankör, ve hisssiz olabiliyordu. Kendisine verilen en güzel nimetin bir can olduğunu bilmiyorlardı. Oysa ki o can onlara Allah'ın emaneti idi. Onlar emanete hıyanet, ihanet etmişlerdi. Bu yüzdendir ki Tahir'in gözünde zerre değerleri yoktu. Kapı bu defa vurulmadan açıldı ve elinde kahveler ile Yaren gülerek ve neşe dolu sesi ile içeri girdi. " Ben geldimm " diyerek elindeki kahveleri salliyordu ki gördüğü yüz ile tebessümü dudaklarında asılı kaldı. " Hoşgeldin çiçeğim " Leyla'nın seside en az Yaren kadar neşeli idi. Nihayet işleri yoluna girmişti . Ortaklığıda halletmişlerdi ondan keyiflisi yok idi. "Hoşbuldum da eğer müsait değilseniz ben çıkayim. Nilüfer ttoplantıda olduğunuzu söyleyince ben yalnızsınız sanmıştım " dedi kısaca. Kadir'i burda görmeyi beklemiyordu açıkcası ve çok şaşkındı kader sanki onları bir araya getirmek için uğraşıyordu. " Gel cadi gel hiçbir toplantı senden mühim değil " dedi Tahir yanına küzenini çağırırken. Çok fazla zaten görüşemiyorlardı iş dolayısı ile özlemisti Yaren'i. Çocuklukları beraber geçmişti deli küzeninden az çekmemişti hani Tahir. Onun yüzünden az azar işitmemişlerdi Yağız ile. Yaren kendisine açılan kollara sığındı kedi gibi essek kadar kız olmuştu ama hala içinde ki o çocuk yanı büyümemişti. Herkez yerine otururken Tahir kuzenini kolunun altına alarak yanina oturttu. Saclarına derin bir buse kondurdu. Kadir bu durumu kıskanmıştı ama belli etmemeye çalışiyordu. Tahir 'in yerinde olup Yaren'in saçlarına dokunmak istiyordu. Kendisine iki günde bir haller olmuştu. Tanımadığı huyunu suyunu bilmediği kızı neden kıskanır olmuştu amlamadı. Tıpkı Tahir gibi oda Zeynep'i kolu altına aldı saçlarını öptü. Zeynep Kadir'in göğsüne kedi gibi sinmeye dünden razıydı. Senem kimsesizliğini yine hissetmişti. Bir Yaren 'e bir Zeynep'e baktı ikiside yanlarında duran, kendilerini seven dağ gibi adamların kanatları altında idi. Peki ya o? Onun sığınacağı bir dağı, bir limanı yoktu. Yetimdi, öksüzdü, istenilmemiş, sevilmemiş, terkedilmiş biriydi. Neden demeyi bırakalı çok olmuştu ama işte bazı anlarda yüreği cayır cayır yanıyor ailesine içinden kızıyordu. Belki onunda bir abisi ablası vardı. Ama iste hiçbirşey bilmiyordu imkanı yoktu araştırmaya aslında cesaretde edemiyordu. Duyacağı gerçekleri kaldırabilirmiydi bilmiyordu. Oda umursamamakta buluyordu çözümü. Gözleri dolu dolu oldu" Müsadenizle ben bir lavoboya gideyim " deyip ayaklandı ve hızlıca çıktı odadan. Dogruca Lavaboya girip gözlerinde biriken yaşları serbest bıraktı. Kıskanmıştı ama arkadaşlarını değil onlara verilen sevgiyi sahiplenilmeyi kıskandı. Leyla anlamıstı bozuntuya vermeden izin isteyip arkasından hemen çıktı Senem'in. Lavobaya gitti ayakları direk kapıyı açtığı gibide ağlayan bir çift göz ile karşılaştı. Senem Leyla'yı görünce aglamasını durduramadı gözlerinden yaşlar daha çok akmaya başladı. Leyla kollarını açtı elleri ile gel dedi. Senem arlarındakı mesafeyi koşar gibi yüruyüp Leyla'ya sıkıca sarıldı. " Ağlama belki onların gibi bir abi olamam sana ama dağ gibi arkanda duran ne zaman istersen sana böyle sımsıkı sarılan acını paylaşan bir abla olurum" dedi sonlara doğru sesi titremişti. Gözleri dolmuştu onunda ağalamamak için zor tutuyordu kendini. Ağlarsa Senem daha çok kendisini kaybederdi oda sıktı kendini ağlamamak için. Leyla idi işte merhameti sonsuz kadındı o. Kendisini terk edip gitmis adama bile merhamet etmiş kadındı ki , kalmıştı ki o merhametin hepsini Senem'e vermesin. Anne şefkati ile sarıp sarmaladı Senem'i saçlarına öpücükler kondurdu. Yarasını yara bilip sarmaya çalistı kendince ve başarılı da olmuştu. Lavabonun kapısından Yaren ile Zeynep girip birbirine sarılan kizlara bakıp aynı anda "Bizsiz he" diyip gidip onlarda sarıldılar Senem ve Leyla'ya. Onların bir aileye ihtiyacı yoktu dördu birbirine şu beş yılda aile olmuşlardı.... Yavuz bağ evinde oturmuş bilgisayardan hem maillerine bakıyor hemde çayını yudumluyordu. Mailleri bitince yeni otel projesini incelerken çayının bittiğini fark etti. Almak için ayağa kalktığında tv de geçen son dakika haberi ile ayakları olduğu yerde çakılı kaldı. " İstanbul'un ünlü iş adamı , Şanlı Urfa'nin ileri gelen Ailelerinden Akbulut aşiretinin en büyük oğlu Cihan Akbulut akşam saatlerinde pusuya düşürülerek uğradığı silahlı saldırı sonucu hastaneye kaldırıldı. Durumunun ciddi olduğu düşünülen ünlü iş adamının acil müdaheleye alındığı bildirildi. Hastane önünde bulunan muhabir arkadasımız gelişmeleri an be an bize iletmeye devam edecektir " .... Elindeki bardak yerle bir olurken parçaları etrafa saçıldı. Can dostu, kardeşi, asker arkadaşı haince bir saldırıya mı uğramiştı. Kulaklarına inanamadı Yavuz. Bir haber bir insanı yıkımı olur muydu olmuştu. Onun canından , damarından akan her bir damla kan Yavuz'un yüreğine kurşun olup girmişti. Şimdi İstanbul korksundu Yavuz'un atesi İstanbul'u da yakardı içindekileri de........ *************************** Hayat varla yok arası kadar ince bir çizgi. Bir dakika önce yanınızda olan, bir dakika sonra hayatınızdan uçup gidiyor. Bazen kıymetini bilmiyoruz hiçbirşeyin. Aldığımız nefesin, yediğimiz yemeğin, içtiğimiz suyun bile. Oysa hayat o kadar kısa ki doya doya yaşayamadan, tadını alamadan hayatın temposunda sürüklenerek ömür tüketiyoruz. Sevdiklerimizi kaybettiğimizde yada kaybetme korkusu ile burun buruna geldiğimizde anlıyoruz herşeyin kıymetini. Hayat Ezan ile başlayıp Sela ile biten bir zaman dilimi. Leyla kızlar ile birlikte lavobodan çıkmış odasına geri dönmeden asistanı nilüfer den ortaklık sözleşmesini getirmesini istemişti. Nilüfer hızlıca evrakları hazır edip odaya götürdü. İki tarafda yapacakları yurt için ortaklık belgelerine imzaları atmışlardı. Kadir yarın gidecekti ve gitmeden imzalarıda atmak istediler her iki taraf içinde hayırlı olmasını dilediler. " Kadir gidecekmisin hemen bu akşam misafirimiz olun" dedi Leyla. Doğru düzgün ağırlayamamışlardı. " Teşekkur ederim ama takip ediliyorum Zeynep'i riske atmayayım geldim gördüm iyi olduğunu ve kimlere emanet biliyorum içim artık daha rahat " İçi bir nebzede olsa ferahlamıştı Zeynep iyi insanların yanında emin ellerde idi. Lakin yanında olmasını tercih ederdi. Vedalar böyle zamanlarda zor olurdu Zeynep gidecek olan Kadir'e sıkı sıkı sarıldı. Gözlerinden yaşlar yanaklarına süzüldü. Hiç gitmesin hep yanında kalsın istiyordu. Kadir Zeynep'in saçlarına öpücük kondurdu. Ağladığını biliyordu canı acıyordu o ağladığında insan kan bağı olmadan da kardeş gibi hissediyormuş. Belki aralarında kan bağı yoktu ama can bağı vardı. Kadir Zeynep'den ayrılıp yüzünü elleri arasına alıp alnına dudaklarını bastırdı. Gözyaşlarını parmak uçları ile sildi. " Ağlama güzelim ben yine geleceğim hem artık bir ayağım burda olacak sık sık görüşeceğiz hadi dœkme artık incilerini " dedi. Zeynep kafasını aşağı yukarı sallayarak tamam dedi. Tekrar sarıldılar ayrılmak istemez gibi. Kadir biraz daha kalırsa Zeynep'i bırakamayacak idi. Zeynep'den ayrılıp vedalasmak için elini Leyla'ya uzattı. Leyla ile tokalaştıkdan sonra Tahir ile de tokalaştılar. Senem abi gibi gördüğü adama mesafeli bir şekilde sarıldı. Sıra Yaren' e gelmişti. Kadir karşısında ki güzel kadına baktı. Mavi gözleri biliyordu hissediyordu başına bela olacaktı. İçinde bir hüzün belirdi lakin belli etmemeye çalıştı. Elini uzattı vedalaşmak için. Yaren karşısında ki adamın gözlerine öyle dalmıştı ki uzatılan eli görmedi. Senem'in koluna vurup gözleri ile Kadir'in elini işaret etmesi ile kendisine uzatılan eli sıktı. Yaren tuttuğu el ile içine sıcacık bir duygu doldurdu anlamını bilmediği kendisini hüzne boğan bu duygu da neyin nesi idi. Niye hiç tanımadığı bu adamın gidişi içini acıtıyordu anlayamıyordu. Lakin biraz daha Kadir'in elini tutarsa yüzyıllık malzeme olacaktı kızlara ve Tahir'e. "Güle güle gidin Kadir bey yine bekleriz" dedi çabucak gelmesini tüm kalbi ile dilerken. " Hoşcakalın" diyerek çıktı odadan Kadir yüreğini talan eden bir çift mavi gözü de yanı da götürüyordu giderken. Aklını benliğini kalbini esir almiş gibi idi mavi gözler. En kısa zamanda geleceğini bilerek gidiyordu. Kadir gittikden sonra Kızlar ve Tahir de çıktı şirketten. Adem Leyla ve kızları görünce hemen arabanın kapısını açtı. Leyla Adem'e doğru gidip " Anahtarları ver bremin biz bununla gidiyoruz sen Yaren'in arabasını getiriyorsun " dedi. Adem anahtarları uzatıp Yaren'den diğer arabanın anahtarlarını aldı. Leyla şöför koltuğuna otururken yanına Zeynep binmis idi. Senem ve Yaren de arka koltuğa oturdular. Şirketten ard arda çıkış yaptı arabalar. Leyla radyoyu açtı çalan şarkı kizları mest etti. Hep bir ağızdan söylemeye başladılar. Hepsinin ayrı bir anısı canlandı türkünün sözlerinde. Bugün benim efkarım var zarım var, Değme felek değme, değme telime benim. Gül yüzlü cananı yar yar, elden aldırdım, Ecel oku değdi yar yar, gülüme benim. Değme felek değme , değme telime benim.. Hepsinin içinde derinlerde yaraları vardı. Hepsinin yaşantısında acı ile dolu göz yaşları vard..... Adem kendisini almıs bağ evine bırakmışdı . O kadar çok yorgundu ki kısa bir duşun ardından kendisini uykunun kollarına teslim etti. Yine gözlerinde Leyla'nın hayali elinde fotoğrafı ile. Leyla ve kızlar işlerinin başlarında idi. Yeni otel'in ihalesine hazırlanıyorlardı. Tahir ve Senem projeyi bitirmişler son dokunuşları yaparlarken Zeynep ise gerekli evrakları hazır etmişdi. Leyla ise hem otel projesi hemde fıstık ihracatı ile uğraşmış sorunsuz bir şekilde ilerlemesi için gereken talimatları vermişti. Yurt dışında ki bir firma ile el sıkışmışlar şirket ve gelecekleri için iyi bir anlaşmaya imza atmışlardı. İlk sevkiyat da sorunsuz bir şekilde hallolmuşdu. Yaren ise yoğun bir gün geçirmişti. Muayene gelen hastaları vardi içlerinde yaşlılar da vardı. Ve çoğu Yaren'e talip oluyorlar kimisi oğluna kimisi torunuyla taniştırmak istiyordu. Hele bir hastası vardı ki kafayı baya takmış seni torunumla tanıştırcam diye diye bugün ki muayeneye torunu ile gelmisti. " Doktor kızım bak bu sana bahsettiğim torunum vardiya, o iste hadi tanışın " diyerek emrivaki yapmiştı. Yaren utanmıştı karşısındaki genç adama bakınca. " Annanne sen benim gelmemi bunun için mi istemiştin " dedi genç delikanlı hafif kızarak sonra Yaren'e dönup " Kusura bakmayın doktor hanım annannem böyle sürekli birileri ile beni tanıştırmak istiyor " diyerek mahcupluğunu ifade etti. " Önemli değil, teyzem gibi bir sürü hastam var. Galiba sizin mürvetinizi görmek istiyor böyle yaparak da evleneceğinizi ümit ediyor " dedi Yaren. Staj yaptığı hastanede de sürekli başına geliyordu bu durumlar alışmıstı artık.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD