" Bu konaktan bir adım dahi atarsan beni ezip geçersen bir daha ne o şirkete nede bu konağa geri girebilirsin... Yavuz sabrı kalmamıştı d8li ile can yakacakti. Oysa ki,dil yarası en ağır olnaydı....
" Bu konağın ağası hala benim! O şirketin yönetim kurulu başkanı hala benim. Bir lafıma bakar herşey. Gitmek mi istiyorsun ? Git ama şirketi aileni unut. Hatta ve hatta Leyal anneyi bile unut bundan sonrasında yalnızsın." Zordur sevdiğini paramparça etmek. Ama Yavuz, Leyla'yı başka türlü koruyamazdı....
Leyla ise yağmur misali yaşlar akan gozleri ile hayretler içinde Yavuz'a bakıyordu...
"Sevmiyorum dedin ya hani, O şerefsizi! Ben anladım ki , sen beni değil onu sevmişsin.... Birde bana seni sevdim demistin...
Başkasını seven birinin benim yanımda konağımda şirketimde yeri yok" diyip Leyla'yı odanın ortasına doğru savurdu.
Öfkesini bir türlü yenemiyordu hala odanın ortasında kendisine dolu dolu gözler ile durmuş bakan Leyla'yı görünce durduramadı kendisini.
Kolundan tutup Leyla daha " Ne yapıyorsun " demeye kalmadan. Odadan çıkardı bulundukları katın avlusuna doğru savurup eli ile kapıyı işaret etti.
Leyla dengesini zor sağladı dùşmemek için Yavuz, delirmiş gibiydi ve onu bu hale kendisi getirdi.
" İşte kapı madem gitmek istiyorsun çık git lan.... Anlamamakda bu kadar ısrarcısın madem defol git.....
Alışıksın sen zaten her zorda gitmeye. 5 yıl once anlamadan dinlemeden gittiğin gibi git...
Ama , Allah!! şahidim olsun ki ,toprakta yatan amcam gelse dese ki, oğlum Leyla'yı affet dönüp yüzüne bakarsam bana da Yavuz demesinler.....
Ola ki sevdama yenik düşerim, gururumu ayaklar altına alıp yüzüne bakarım, sevda bu ya, yanına gelirim işte o zaman bütün Antep yüzüme tükürsün. Yer, gök!!! , Aha bu konak ve içindekiler şahidim olsun ki bir daha adını anarsam" diyerek kükredi. Yavuz Miroğlu eger bir yin etti ise, aşkından ölse dönmezdi....
Konaktakiler nefes nefese üst kata geldiler ve gördükleri manzara hiç iç açıcı değildi....
Birbirlerini bu kadar çok severken , birbirlerine en çok zarari veren ve canlarını yakan yine kendileriydi...
İnsanoğlu en çok öfkesine yenilirdi. En büyük zararı kendisine yine kendi verirdi. Hayatımızda da böyle değil mi? En çok bize zarar veren hakim olamadığımız bir anlık sinir ve öfke ile ağzımızdan dökülenler değil mi?
Yavuz da sinir ve öfkesine yenik düştü dilinden zehir zemberek sözler döküldü. Öfke ile kalkmıştı lakin zarar ile oturacaktı haberi yoktu...
Leyal hanım ilk defa Yavuz'a karşı sesini yükseltti.
" Yavuz napıyorsun sen? Biz seninle ne konuştuk akşam böyle mi sahip çıkacaksın benim kızıma. Nedir aranızda ki bitmek bilmeyen nefret. Babası yok diye mi sesinin gür çıkması, kızımı böyle perişan etmen. Babası olmaya bilir ama ben varım arkasında" Leyal hanım kızının perişan hallerine dayanamıyordu artık canına tak etmişti.
" Oğlum siz bizi rezil mi edeceksiniz konu komşuya. Hadi rezilliği geçtim nedir bu öfke, nedir bu bağırış. Yahu siz bizi yiyince mi rahatlıyacaksınız? İlla Leyal'e veya bana birşey mi olması lazım sizin anlaşabilmeniz için. Ya siz konuşarak çözemiyor musunuz sorunları ."
Azade hanim bir anne feryadi ile iki evladina sesleniyordu. her adimında Yavuz'a hem isyan ediyor hemde sitem ediyordu.
" Yahu evladım ! Akşam konuştuk ne dedim ben sana niye bu kızı hala üzüyorsun? Neden benim gelinim sürekli ağlıyor yüzünü ne zaman güldüreceksin. Biz hata mı ediyoruz sizi başı boş bırakmakla" Azade hanımında sabrı taştı. Her defasında yan yana geldiklerinde bir kavga bir gürültü oluyordu. Allah sonlarını hayır etsindi.
Yavuz kendisine söylenen sözlerle daha da öfkelendi " Gelinin boşanıp gitmek istiyormus ana! Bende yolu gösterdim.... İstediği yere gidebilir ben onun için çabaladıkca kötü oluyorum"
#lini alnına bastırdı kimse onu anlamiyor uzerine üzerine gekiyorlardı. sanki tek suç kendisininmiş gibi.
"Ulan!!!! Hiçbiriniz de görmüyorsunuz hep Yavuz suçlu... Kimsede demiyor ki, bu adamın bir bildiği vardır. Ama yok günah keçisi var nasılsa" Ortada bir suç varsa veya bir hata bu hiçnir zaman tek taraflı değildir. Bizler hatalarımizla olgunlaşır büyürüz. Yavuz ve Leyla da duvara çarpa carpa yollarjnı bulacaklardı.
" İşte kapı!!! Gidebilir... Ama o kapıdan çıktığı an bir daha giremez. Ben ona diyeceğimi dedim daha fazla söze gerek yok " tam arkasını dönüp gidecekti ki geri döndü.
" Ha şunu da söyleyeyim sevgili gelinine.... Saplantılı, manyak, bir psikopat Antep de geziyor. O kapıdan çıktığı an gideceği yer onun yanı olur ancak. O psikopat sırf Leyla'ya kavuşmak için karısına zülm edip öldürmüş. Leyla'ya neler yapar siz düşünün" dedi ve arkasını dönüp odaya girdi. Yavuz'un söylediği sözler bomba gibi düştü konağa .
Said Zaloğlu'nun acımasız gaddar yüzü bir kez daha görüldü, duyuldu konakta.....
Yavuz girdiği gibi sehpada duran vazoyu alıp duvara fırlattı. Gözü dönmüs gibi idi Yavuz'un kulaklarında "senden boşanacağım" sözleri yankı yapıyordu. Giyinme odasına doğru gitti silahını akşam orda bırakmıştı sılahı yerinden alıp beline taktı. Bu sırada aynada ki yansımasına baktı... baktı.....
Leyla'nın dışarda ki, perişan hali gözünün önüne gelince elini yumruk yapıp " Ahhhh...." diye bağırarak aynaya geçirdi. Ayna paramparça olurken elinden kanlar yere akmaya başlamıştı. " Allah belamı versin benim sende kurtul " dedi inleyerek. Her bir ayna parcasında yıkılan hayallerinin izlerini gorüyor gibiydi....
Adem sesi duyunca koşarak girdi odaya etrafa baktı içeriye doğru gittiğinde yere oturmuş elinden kanlar akan ağlayan bir Yavuz gördü. " Abi naptın sen " diyip hızlıca banyoya gitti bu sırada Yağız da içeriye girmiş " Yarennnn..." diyerek avazı çıktığı kadar bağırmıştı. Yaren abisinin sesini duyar duymaz odaya koştu.
Adem'in getirdiği havluyu Yağız abisinin eline sarmak istedi. Yavuz elini geri çeksede Yağız tutup havluyu kanayan eline bastırdı. Yaren içeri girer girmez yerdeki kanı görmesi bir oldu. Hemen gidip abisinin eline baktı. Gördüğü görüntü ile gözünden yaşlar firar etti.
" Abi sen hiç mi canına acımadın. Adem çabuk arabayı hazırla hastaneye gideceğiz Yağız abi sende ilk yardım çantasını getir çabuk" dedi gözündeki yaşları sildi. Cebinden çıkardığı telefonunun kilidini açıp çalıştığı hastaneyi aradı. Gerekli bilgileri verip acil müdahele odasını hazır etmelerini istedi.
Kesikler çok derindi ve elindeki bağlara zarar vermis olabilirdi. Bir kaç damarı kesilmişti dikiş atılması lazımdı ama siterilir bir ortam gerekiyordu. Evde böyle bir operasyonu yapamazdı.
Yavuz özlem ile baktı kardeşine eskiden de böyleydi gelir yaralarını sarardı. Kac yıl olmuştu konuşmamışlardı Yaren abisine küsmüştü lakin şimdi merhamet mi ? ediyordu. Zoruna gitti herkez Leyla'nın yanında iken onun yanında kimse yoktu herkeze göre suçlu oydu. Gözünden bir damla yaş aktı ailesi için hep doğru olanı yapmaya çalışmış zararı hep kendi görmüştü.
" Al gülüm" diyerek ilk yardım çantasını Yaren'e uzattı Yağız. Yaren ilk müdahaleyi yaparken Yavuz sesini çıkarmadı kalbinde ki acı elindeki acıyı bastırıyordu. Yaren canını yakmamak için elinden geleni yapsada Yavuz'un canı gönül yorgunluğu ile çok yanıyordu. Kanamayı bir nebze kontrol altına almıştı Yaren ama hemen gitmeleri gerekiyordu. Gazlı bez ile guzelce sardı ama eğer hemen gitmezler ise ciddi sorunlar oluşubilirdi. Abisinin genel durumuna baktı nabzını kontrol etti.
" Abi hemen gidiyoruz ben çantamı alıp geleceğim sizde inin aşağıya bizi bekliyorlar hastanede herşey hazır " diyerek kalktı Yavuz'un yanından.
Dışarıya çıktığında kendisine meraklı gözler ile bakan ailesine " Abimin elinde derin kesikler var dikiş atmam lazım hastaneye gidiyoruz " diyerek bilgi verdi Senem ile Zeynep'e bakıp " Kızlar Leyloş size emanet " diyerek odasına çantasını almaya gitti.
Leyla Yaren'in elindeki kani görünce gözünden yaşlar bu defa Yavuz için aktı. Ya ona birşey olursa diye yüreği sızladı nefesi kesildi sanki biri boğazını sıkıyordu. Odaya koştu hemen iceri girdiğinde Yavuz'un sargılı elini ve yerdeki kanları gördü. " Yavuzz" öyle cılız çıkmıştı ki sesi Yavuz duymamıştı bile. Yağız hemen Leyla'nın önüne gecti.
" Yenge bakma çıkalım hadi " omuzlarından tutup götürmeye çalıştı. Yavuz Leyla'nın odada olduğunu duyunca kapalı olan gözlerini açıp baktı. Ağlıyordu sevdiği kadın . Peki neden! Az önce gitmek isteyen boşanmak istiyorum diyen kendi değilmiydi?
Şimdi bu gözyaşlarının sebebi neydi. Kendisine acımasını istemedi " Yağız götür onu burdan " deyip kafasını çevirdi. Leyla buzdan daha da soğuk olan Yavuz'un sesi ile kaskatı kesildi. Üşüdü kalbi görmek istemiyormuydu kendisini, canını nu kadar çok mu yakmıştı. Yağız zorda olsa dışarıya çıkarmayı başarmıştı Leyla'yı. Zeynep ve Senem'e bıraktı, kendisi içeriye abisinin yanına gitti.
Azade hanımın kalbi sıkıştı hangi evladına yanacaktı oda şasırdı. Biri doğurduğu diğeri sütünü içip büyüttüğüydü. İkisinin de saçının teline zarar gelse onun canı yanıyordu. Ama evlatları bunu anlamıyorlardı.
Yavuz kanayan elini gormesinler istedi " Yağız montumu ver annemler görmesin kanlı elimi " Yağız dolaptan aldığı montu Yavuz'un sargılı eline örttü. Beraber dışarıya çıktılar herkezin bakışları Yavuz'a dönmüştü. Yavuz son kalan gücü ile ailesine bakıp en son Zeynep'de durmuştu bakışları.
" Zeynep boşanma dilekçesini hazırla dönüşte imzaları atarız. Herşey istediği gibi olsun kimseyi artık zorla yanımda tutacak değilim gitmek isteyen gidebilir. Ama giderken şunu da umutmasın Said Zaloğlu her an her yerde olabilir buda yaptığım son iyilik olsun " Zeynep'e bakarak konuşuyordu ama sözleri Leyla'ya idi.
Madem o anlamıyordu Yavuz da azad ediyordu işte onu. Sesinde ki o kırgın tınıyı bir tek Leyla fark etmemişti. Aileside Yavuz'un artık yorulduğunu anlamıştı.
Yavuz Gitsin derken bile yüreği yanıp yanıp kavruluyor kalbinde cehennem ateşi yanıyordu. Leyla'ya dönüp bir kez bile bakmadı bakarsa dayanamaz gider sarılır, gitme diye yalvarırdı. Gurursuzdu Yavuz Leyla'ya karşı. O, ne yaparsa yapsın bir bakışına kıyamaz yelkenleri suya indirirdi. Yavuz Miroğlu'nun da tek zaafı Leyla idi.
Hızlıca merdivenlerden indiler Yağız ile hazır olan arabaya bindiler son sürat hastaneye gittiler.
Yade Zergül Leyla'nın yanına gitti ellerini tutup " Değdi mi kızım birbirinizi perişan etmenize. Artık özgürsün , Gidicin mi ? Ona savadalı değelsen ? "