O kapasite Yavuz da fazlasi ile mevcuttu. Leyla onun öfkesini çok iyi bilirdi eğer birşeye çok öfkelendi ise gözü kimseyi görmezdi. Başını cama yaslayıp acıyan bileğini ovdu.
Bağ evine geldiklerinde frene bastı Yavuz ve arabayı durdurdu. Kemerini çözüp arabadan indi Leyla'ya da " Hadi " dedi.
Leyla da kemerini çözüp indi. Yavuz önde Leyla arkada eve girdiler.
Oturma odasına geçince Yavuz ceketini çıkarıp koltuğa fırlattı. Kravatını da aynı sekilde attı. Gömleğinin ilk 3 desini çözüp cebinde ki sigara paketinden bir dal alıp yaktı sakinleşmesi lazımdı. Pencerenin önüne geçip siğaranın zehrini ciğerlerine çekti dumanını ose dısarıya doğru üfledi.
Leyla sadece izledi onu özlemişti doya doya baktı. Birazdan nasıl olsa kıyamet kopacaktı en azından birbirlerini kırıp dökmeden doya doya sevdalandığı yüze baktı.
Yavuz pencereden Leyla'nın yansımasını görüyordu. Kendisine cok farklı baktığını fark etti. Bu bakışlar ne öfke nede başka birşey idi. O bakışlarda bir an kendini görür gibi oldu. Aralarında ki sessizliği Yavuz bozdu.
" O itin buraya geri döndüğünden haberin varmıydı Leyla " diye sordu hala sırtı dönük iken.
" Hayır haberim yoktu bende seninle birlikte öğrendim gördün işte" derken Leyla ilerleyip kanepeye oturdu.
Yavuz yüzünü Leyla'ya döndü " O şerefsiz buraya sırf senin için döndü. Bak Leyla eğer hala onu seviyorsan " derken biraz durdu Yavuz'un içi dağlandı ömründen ömür gitti bu kelimeyi kullanırken " Eğer hala seviyor isen ona gitmek istersen şimdi burda bana bunu söyle yok susup arkamdan iş çevirirsen ben o iti zaten gebertecem er yada geç yanına bir mezarda senin için kazarım" dedi. Yavuz'un en nefret ettiği asla kabul edemeyeceği şey ihanet idi. Hele ki bu sevdiği kadın tarafından olursa yıkılırdı biliyordu kaldıramazdı.
" Ne saçmalıyorsun sen? Ayrıca sen bana bunu sorma hakkını kendinde nasıl buluyorsun Yavuz ağa. Sen değil miydin düğün günümüzde gelinlik ile beni bırakıp giden 5 yıl boyunca da gelmeyen. Şimdi neyin hesabını soruyorsun? Öfke ile baktı Yavuz'a.
Bu adama bu cesaret bu hak nerden geliyor anlamıyordu. İki annesini üzmemek için yanında durdu diye kocası mı zannediyordu kendini.
" Ben birşey saçmalamıyorum yapacaklarımı söylüyorum. Kocan olma sıfatı ile soruyorum Leyla hanım " dedi.
" Ne kocası be ne kocası. Sen düğün günü git hiçbirşey söyleme 5 yıl sonra geri gel kocanım de. Oh ne ala memleket Yavuz ağa sen benim kocam felan değilsin gittiğin gün o şansını kaybettin" dedi içinde biriken kırgınlığı, kızgınlığı dile getirmekten hiç cekinmedi.
" Neyin şansı lan neyin şansı. Sen değil miydin İstanbul'a geldiğimde bana haddimi bildiren. O iti sevdiğini söyleyen hıh. Ulan ben İstanbul'u ayağa kaldırmaya gelmiştim be senin için sevdim dedin lan sevdim dedin ne kocalığı bekledin benden o zaman " Gerçekleri birbir yüzlerine vurmak canlarını yaksada içlerinde ki zehri akıtmadan onlar hayatlarına devam edemeyecekti. Yavuz'un her Said'i sevdin deyişinde Leyla'nın canı yanıyordu
" Sen değilmiydin evliliği kabul eden beni mecbur bırakan babam için kabul etmiştim ama yukarda Allah şahidim sana laik olmaya çalışacaktım en azından deneyecektim. Sen naptın korkaklar gibi gittin kaçtın bana bir açıklama bile yapmadın ah ama tabi ya senin sebeplerin vardı demi " derken ayakta bir oyana bir buyana gidiyordu. Bu adam sinirlerini zıplatıyordu.
Yavuz hem şaşırmıs hem kırılmışdi Leyla'nın sözlerine. O mdecbur bırakmamıştı ki evliliğe onu nasıl kendisini bununla itham ederdi. Üstelik kendisi de mecbur bırakılmışken bu evliliğe.
" Demek bana laık olacaktın ha Leyla kalbinde başka bir adamın aşkı varken bana laık olacaktın. Vay beee bende şerefsizin önde gideniyim ya başkasını seven kadını karım yapacaktım. Utanmadan,sıkılmadan,gurursuzca ,
arsız, arsız bana sen kimsin ben onu seviyorum diyen kadının elini tutacaktım öyle mi? Senin gözünde ben böyle birimiyim Leyla ? Hıh bu kadar alçalacak birimiyim ben" kırgınlığı sesine yansımışdı. Yutkundu Yavuz içten içe vereceği cevaptan korktu.
" Neden gittin Leyla üniversite yi bahane edip nenden gittin arastırmadım mı sanıyorsun gelmedim mi peşinden sanıyorsun ben hala bu cevabi alamadım senden. Gitmeseydin o gün herşey çok farklı olacaktı. Gittin o şerefsiz senin aklını çeldi kandırdı. Bana da yazıklar olsun ki koruyamadım seni ilk defa koruyamadım" dedi Yavuz ve öfke ile elini yumruk yapıp duvara vurdu.
Leyla Yavuz'un sözleri ile sarsılmışdi gözleri yine akmak için dolmustu. Yavuz'un elini vurmasi ile kalbine bir kıymık battı. Onun canı yanmıştı ya Leyla'nında yandı. Bakışları kanayan elime gidince yanağıma doğru yaşlar süzüldü hemen yanına gitti.
"Napıyorsun sen ya sakat mı bıralacaksın kendini kanıyor bak " dedi ve sehpadan peçete alıp Yavuz'un kanayan eline bastırdı. Hem ağlıyor hem kanayan yerleri siliyordu.
Yavuz'un da gözleri doldu bu kadar yakın olup bir o kadar da uzak olmak canını daha çok yakıyordu.
Elini çekti " Bırak kanasın" eli ile kalbine vurup " bura ordan daha çok kanıyor o yara öldürmez merak etme ama buradaki yara öldürüyor " dedi gözünden akan yaşı eli ile sildi. Paketten bir dal sigara daha alıp yaktı.
Leyla ilk defa Yavuz'u ağlarken gördü. Onu hiç böyle güçsüz, çaresiz ,yorgun ilk defa görüyordu. O hep Yavuz'un güçlü, ciddi, ve herşeyi yapabilecek olan tarafını görmüştü.
" Haklısın başka birini severken benimle evli olmak zor. Gitsen gidemiyorsun kalsan kalamıyorsun sende çözümü kaçmakda buldun" Leyla kanepeye gidip oturdu bir dal sigara da o yaktı. Babasının ölümünden sonra bırakmıstı ama galiba bu gece yeniden başlayacaktı.
Yavuz bir hışım dönüp Leyla' ya baktı. İkidir başka birini seviyorsun diye ima ediyordu. Sinirden gözlerine kan indi o ki bu hayatta birtek Leyla'yı görmüş onu sevmişti.
" Ne sevmesinden bahsediyorsun sen, şaçma sapan konuşup canımı sıkma kalbini kırarım Leyla. Neyi kimi sevmişim ben? " dedi.
Leyla acı bir tebessüm etti " İnkar etme gördüm sizi çarşıda. Sen ki bize bana bile öyle güzel bakıp gülmedin ama ona gülüyordun kalbimi sen zaten kırdın daha fazla kırılacak yer kalmadı ağa " diyerek canını yakan gerçeği itiraf etti.
Yavuz şimdi anladı gidiş sebebini Yağız demişti ona anlatmışdı. İyide gördüğü için niye gitsindi ki, kıskanmış olabilirmiydi diye düşündü.
" Birine güldüm diye sevgilim mi oldu. Peki kız kimdi onu da gördün mü. Ama sen görür görmez gitmiştin dimi Leyla? Sormaya tenezzül bile etmedin dur ben söyleyeyim Berdan'ın kız kardeşi jiyan dı gördüğün kişi tesaduf eseri karşılaştık. Yani anlayacağın sevdiğim, sevgilim felan değildi. Yaren'den Asmin'den ayırmadığım kardeşim dediğim kişi idi " Açıklığa kavuşuyordu nihayet aralarındaki yanlış anlaşılma .
Leyla duyduğu sözler ile dumura uğradı yani bir hiç uğruma mı hayatınıahvetmişti. Said pisliğine şans vermişti. Babasının ölmesine sebep olmuş karşısında ki adamında hayatını alt üst etmişdi. İçten içe kendine kızdı Leyla şimdi nasıl toparlayacaktı durumu adama birde neler demişti. Sorsaydı şimdi bu hallerde olmazlardı. Ama gurur denilen iller buna müsade etmemişdi.
" Madem sevgilin değildi, sevdiğin de yok idi, neden gittin Yavuz?" Diye sordu Leyla mahçupdu ona karşı ama yaşadıkları daha ağırdı .
Yavuz da gidip Leyla'nin tam karşisina kanepeye oturdu. Leyla 'ya baktığönda başını öne eğmişti. Ağlıyordu biliyordu Yavuz kendine binlerce küfür etti içinden sevdiği kadının canını yaktığı için.
" Napsaydım Leyla gitmeseydim olacakları anlattım sana durmayacaklardı. Ben senin yaralarını saramadan yenilerini açacaklardı. Kıyamadım lan sana , üzülmeni istemedim ama en çok canını da ben yakmışım annem herşeyi anlattı. Bilseydim böyle olacağını asla gitmezdim lakin kalbinde o şerefsiz varken onu severken sana da karım diyemezdim " dedi.
Leyla sabrının son demine gelmişti " Kalbimde o yoktu kimse yoktu, ben onu hiç sevmedim. Yeter artık sevdiğin deyip durma ben değil o pisliği hiç kimseyi sevmedim. Anla be adam anla gidişimde senden ötürü idi o lanet olası herifle evlenmek isteyişimde . Yahu körmüsün be adam anlayamadın mi hala ben bir tek seni sevdim bu hayatta bir tek sana gönül kapılarımı açtım yeterrr ,yeter artık ben senden başka kimseyi sevmedim " diye çığlık attı Leyla hüngür hüngûr ağlamaya başladı. Hayatı bir hiç uğruna mahfolmuştu. 5 yılı heba olmuş, sevdiği adama hasret kalmış, babasını kaybetmişti. Ellerinı saçlarına götürup daldırdı ve canı yana yana çekiştirdi.
Yavuz yerinden hızla kalkıp Leyla'nın yanına gidip sıkıca sarıldı. Leyla ellerini saçlarından çekip Yavuz'u itekledi.
" Neden görmedin beni, neden sevmedin Allahın cezası" diyerek yumruklarını Yavuz'un göğsune vuruyor hem ağlayıp hem isyan ediyordu. Yavuz ellerini turup sıkıca sarıldı. Yüzünü avuçlarının arasına alıp oda Leyla gibi hem ağladı hem konuştu.
" Sevdim lan sevdim hemde çok sevdim. Yusuf olup zindanlara düşecek kadar, Züleyha gibi gözlerimi kaybedecek kadar, Ferhat gibi dağları delecek, Mecnun misali çöllere düşecek kadar , ulan seni, ailemi, memleketimi terk edecek kadar çok sevdim efüli " Bir solukda konusmuştu.
" Ama söyleyemedim lan söyleyemedim kafanı karıştırıp okulundan ol istemedim. Geleceğini benim yüzümden karart istemedim" İçindekileri tek tek doküyordu. yorulmuştu Yavuz.
" Üniversiteyi kazandığında söyleyecektim Allah şahidimdir ki söyleyecektim günlerce hazırlık yaptık Berdan ile ama sen o lanet olasıca gün gittin. Senin için İstanbul'u yakmaya gelmiştim ama sen bana o adamı sevdiğini söylediğinde öldüm ben öldümm " dedi Yavuz Miroğlu yıllar sonra ilk defa ağlıyordu. İkiside çok sevmiş yanlış anlaşılmalar yüzünden hayatlarını mahvetmişlerdi.
5 yıl sonra ilk defa birbirlerine sarılıp temas etmişlerdi. Yavuz Leyla'nın gözlerinden akan yaşları parmak uçları ile sildi. Yüzünün her bir yerine dudaklarını bastırdı. Hasret kaldığı saçlarından defalarca öptü.
Leyla da Yavuz'un gözünden akan yaşları eli ile sildi. Şu an ona olan öfkesini,kırgınlığını bir kenara bırakıp Yavuz'a sıkıca sarıldı boynuna kafasını gömdü ve hasret kaldığı kokusunu doya doya ciğerlerine çekti.
Seven sevdiğine kavuşunca hayat güzelleşirdi. Yavuz ve Leyla için de hayat şimdi yeniden başlayacak idi. Belki zorlu uzun bir yolları olacakdı. Leyla'nın kırılan kalbini, kanayan yaralarını sarması Yavuz için kolay olmayacakdı.