Tyler pikabı gölün kenarında durdurduğunda burayı gündüz ilk defa görmenin tadını çıkartıyordum. Gölün kenarı yem yeşildi. Pikabın durduğu yol taşlık olsa da biraz ilerisi yemyeşil çimenlerle kaplıydı. İlerideki tahta iskele gölün ortasına doğru uzanmıştı. Gölün karşı tarafında ise sonu görünmeyen bir orman vardı. Bizim olduğumuz düzlüğün sağ tarafı da aynı ağaçlarla kaplıydı. Huzur bulmak için gelinecek en güzel yerdi ama şuan yanımdaki sinir bozucu yaratık yüzünden huzurdan çok uzaktım. Kafamı camdan dışarı çevirip Tyler’a bakmayı reddediyordum. Ağaçların üstünde uçan kuşları izlerken Tyler’ın koltuğundan kalktığını hissettim. Kafamı koltuk başlığına yaslamış camdan dışarı bakarken kayıtsız kalmaya devam ettim. Bacakları bacaklarıma sürttü. Kalçasını koltuğun kenarında kalan küçücük

