Ferman büyük bir öfkeyle durdurmuştu arabasını, papatyalarla dolu bir yerde bulmuştu kendini.
Böyle bir şeye hevesi yoktu normalde, ancak ne yaptığını kendisi bile çözemez duruma gelmişti.
Birkaç saniye sonra fark etmişti buranın kendilerine ait bir arsa olduğunu, o kadar toprak arsaları arasında anlayabilmişti yine de.
Papatyaların tam içinde durup kardeşinin yaşadığı şeyleri, ardından da annesinin acı dolu haykırışlarını düşündü.
Ailesi tek bir günde paramparça olmuştu, ve bu konuda elinden hiçbir şey gelmiyordu. Öfkesi dinmiyordu, içinde büyük bir yangın vardı sanki.
"Allah belalarını versin, hepsi yaptıklarını misliyle ödesin! Öyle insanlara lanet olsun!"
Sözlerini bağırarak söylemişti, sanki bu yaptığı şeyle rahatlayacakmış gibi...
Öfke içinde papatyalara tekme attı, bunun gereksiz bir şey olduğunu anlayınca da bu kez ezmeye başladı ayağının tabanıyla.
Yaptığı şeyin hiçbir işe yaramayacağını kendisi de biliyordu, ama ancak acısını böyle çıkarabiliyordu bir şeylerden.
"Ne yapıyorsunuz siz? O papatyaların ne suçu var şimdi?"
Ferman duyduğu güzel sesle duraksadı, ağladığını o an fark etmişti. Arkasında olan kadına dönmeden önce gözlerini kuruladı, zira kimsenin karşısına böyle çıkmak istemiyordu.
Arkasını dönüp baktığında kadın dediği kişinin aslında gencecik bir kız olduğunu görmüştü, belki de reşit bile değildi.
"Sen karışma bacım, git buradan! Beni yalnız bırakın!"
Karşısındaki kız ona hem hayretle, hem de toplamak istediği papatyaları ezdiği için öfkeyle bakıyordu.
"Beni babanın malından mı kovarsın? Havalara bak, sanki kendi yerinden kovuyor beni! Benim nerede olup olmayacağım seni ilgilendirmez!"
Aslında hiç keyfi yoktu Ferman'ın, ama kendisine kafa tutan kızın sözleriyle küçük bir tebessüm belirmişti yüzünde. Burası gerçekten de babasının malıydı, ama genç kızın bundan haberi yoktu.
"Tamam, nereye gideceksen git, ama burada gerçekten yalnız kalmak istiyorum bacım! Hadi, tatsızlık çıkarmadan git lütfen! Zaten canım yanıyor, bir de boş yere daha da fazla sıkmayayım canımı!"
Kız karşısındaki adama birkaç saniye baktı, yüzü bir yerlerden tanıdık gelse de çıkaramadı o an.
Neden üzgün olduğunu anlamaya çalıştı istemsizce, buradan kovuluyorsa gerçekten önemli bir şey olmalıydı.
"Bir derdin mi var? Yardımcı olmaya çalışırım yani."
İyi niyetle sormuştu bu soruyu, kimsenin üzülmesine dayanamayacak kadar yufka yürekliydi çünkü.
Ferman bu soruyla yine ona döndü, kızın neden kendisine kafayı taktığını bir türlü anlayamamıştı.
"Yok, olsa da seninle konuşacak değilim zaten! Git dedim sana! İlla gitmiyorum diyorsan da, ne işin varsa onu hallet, benimle uğraşma daha fazla!"
Terslenmeyi beklemiyordu kız, bu gururunu kırmıştı, yine de belli etmedi üzüntüsünü.
"Ben buraya papatya toplamaya gelmiştim, ama hepsini ezdin! O kadar yolu boş yere geldim ben, hep senin yüzünden!"
Papatya falan umrunda değildi, adam kendisine bağırmasaydı her şeyi yok sayıp giderdi buradan zaten, ama terslendiği için adamın canını sıkmak istemişti.
Ferman ezdiği papatyalara bakmaya başladı, ardından dudağı hafifçe titreyen kıza döndü. Sıkıntı ile bıraktı nefesini, küçücük bir kızla uğraşmayacaktı şu an.
"Hepsi ezilmemiş zaten, o yüzden istersen topla gel bacım. Ama Allah rızası için ilişme bana!"
Kız papatyalara bakıp omuz silkti, adam yanı başındayken nasıl toplayabilirdi ki papatyaları?
"Önce sen git, ben ondan sonra toplarım! Sen buradayken yapamam, rahatsız hissederim kendimi!"
Ferman karşısındaki genç kızın sözleriyle deliye dönmüştü, zaten öfkeden deliye dönmüş bir haldeydi, bir de bu kızla mı uğraşacaktı?
Hastaneden beri belki de bir saattir araba kullanıyordu, burada sadece kafayı toparlamak için durmuştu, ama küçücük bir kız gelip kafasını daha da dolduruyordu!
"Bana bak bücür, topluyorsan topla şu lanet papatyalarını, toplamıyorsan da defol git şuradan! Ben buraya çocuk eğlendirmeye gelmedim, senin çeneni dinleyemem saatlerce!"
Zaten öfkesine hakim olamıyordu olanları düşündükçe, bir de bu kızın atarını çekiyordu! Kız, karşısındaki adamın saygısızlığıyla şoka uğramıştı.
"Sen kime bücür dersin? Senin bücür dediğin kız 19 yaşında be, ağzını topla! Benden birkaç yaş büyüksün diye bana abi çekemezsin, öyle bir hakkın yok!"
Ferman kızın yaşını duyunca tekrar döndü ona, baştan aşağı süzdü merakla. Bu minnacık duran kız gerçekten 19 yaşında mıydı?
Kızı öylesine süzdüğünü fark edince utandı, başını anında başka yöne çevirdi.
"Yaşının bir önemi yok, ne yapıyorsan yap, böyle şeylerle uğraşacak kadar vaktim yok!"
Bunu dedikten sonra kızdan biraz uzaklaşıp arabasına yaslandı, ardından açık havayı izledi sakinleşmek için.
Kız ilk başta onun varlığından rahatsız olsa da, daha sonra buraya gelen ilk kişinin o olduğunu bildiği için ses çıkaramadı.
Birkaç saniye yan gözle adama baktıktan sonra ondan zarar gelmeyeceğini anlayıp yere çöktü, ardından hevesle ezilmeyen papatyaları toplamaya koyuldu.
Ferman onu yok saymaya çalışıyordu, yanında birinin olduğunu düşünürse kafası rahat etmeyecekti çünkü.
Ama kızın kendini unutturmaya niyeti yoktu, bu adamın kim olduğu, ve neden burada olduğunu merak ediyordu.
"Sen kimsin tam olarak, ve ne gibi bir derdin var? Belli ki canını sıkan bir olay olmuş, neyin var?"
Sanki yıllardır ahbaplığını yaptığı kişiyle sohbet eder gibiydi, Ferman çatık kaşlarla kıza döndü, ama kız onun ne kadar öfkeli olduğunun farkında değildi.
Kıza dönüp baktığında ne kadar masum göründüğünü fark etmişti, dünyadan habersizdi sanki. Ona kızmak haksızlık olurdu belki de, olaydan habersiz birini suçlamak günahtı.
Yine de on a olanları anlatamazdı, bu ailesinin mahremiydi, ve henüz kimse bilmemeliydi.
"Oldu işte bir şeyler, can yakacak şeyler oldu hem de, ben de kendimi buraya attım sakinleşmek için."
Genç kızın kafasında daha fazla soru belirmeye başlamıştı, ama soramadı adama öfkeli olduğunu anladığı için.
Ferman kızın kim olduğunu, ve de neden bu kadar meraklı olduğunu anlamaya çalıştı. Yerde papatya toplayan kızı izliyordu, kız ona bakmayı kesip yaptığı işe odaklanmaya çalıştı.
Kıza uzun süre baktı, merak etmişti onunla ilgili bir çok şeyi, o kadar ki kısa bir süreliğine herşeyi unutmuştu.
"Sen peki, ne geziyorsun burada? Bir papatya için mi geldin gerçekten?"
Kız onunla konuşmaya korkmuştu, yaralı bir aslanla oynamanın tehlikeli olduğunu çok iyi biliyordu çünkü. Ama bu kez o konuşmuştu, bu yüzden bu bir sıkıntı olmamalıydı.
"Arada bir gelirim buraya, severim gezmeyi. Ama abim pek izin vermez dışarı çıkmama, burası yakın olduğu için anam izin verir sadece. Benim gezme sınırım buraya kadar, gözüme çarpan tek güzellikte bu papatyalar. Taç yaparım kendime bunlarla bugün, tek eğlencem bu işte."
Omuz silkti sözleri bitince, içini bir burukluk kaplamıştı genç kızın. O iç çekerek papatya toplamaya devam ederken Ferman'ın kendisini izlediğinden habersizdi.
Ferman kızı dikkatli bir şekilde süzdü, onun bu masum halleri dikkatini çekmişti, o yüzden böyle bakıyordu ya zaten.
"Sen kimlerdensin? Daha önce görmedim seni buralarda," diye sordu Ferman merakla. Genç kız şaşkınlık içinde kendisini inceleyen adama döndü.
Bu adam neden sorguluyordu bunları, bir şey mi arıyordu yoksa? Aklına gelen tehlikeli ihtimallerle başını eğdi.
"Benim kim olduğumu boşver beyim, zira sorsan da söyleyemem! Hem... Neden sorguluyorsun sen beni?"
Ferman kızın kendisini terslemesine güldü burukça, başının ağrısı artıyordu gitgide, ama karşısındaki kızla konuşmak dikkatini dağıtıyordu, unutuyordu aklındaki şeyleri az da olsa.
"Öylesine... Sohbet etmek istedim sadece, ama madem rahatsız oluyorsun... Her neyse, benim daha fazla konuşmama gerek yok sanırım."
Genç kız merakla baktı adama, yüzündeki buruk ifadeyi o da fark etmişti, üzülmüştü karşısındaki dağ gibi adamın bir enkaza çevrilmesine.
Ferman kızı rahatsız ettiğini düşünmeye başlamıştı, bu yüzden arabanın kapısına doğru ilerledi. Her ne kadar kendi arazisinde olsa da bir kızı rahatsız etmeye hakkı olmadığını biliyordu.
"Gitmene gerek yok, ben zaten birazdan gideceğim, yani rahatsız olmana gerek yok. Bu arada, benim kimlerden olduğum önemsiz. Beni görmemen normal, çünkü evimden çıkmama yasak koyan bir abim var," dedi abisinin sert tavırlarını düşünerek.
Ferman kıza döndü geri, bu kız neden böyle gizemli davranıyordu? Merak etmeye başlamıştı kızı, onunla konuşup kim olduğunu anlamak istiyordu.
"Seninle ilgili hiçbir şey öğrenemez miyim peki?"
Kız gülümseyerek ayağa kalktı, elindeki bukete baktığında bunun yeterli olduğuna karar verdi.
Tanımadığı adama birkaç adım yaklaştı, aralarında sadece iki adımlık mesafe bırakıp güneş gibi gülüşüyle baktı adama.
"Ben hiçbir şey söylemem beyim, ama sen tahminde bulunabilirsin, ya da bana kendin hakkında bilgi verebilirsin," dedi tebessümünü yüzünden eksik etmeden.
Ferman birkaç saniye düşündükten sonra böyle bir şeyi söylemek istemediğine kanaat getirip sustu öylece. Genç kız onun bu haline daha fazla güldü, ama utandığı için yüzünü eliyle kapattı.
"Anladım, demek ki sende benim gibi saklamak istiyorsun. Peki o halde, ikimiz de kim olduğumuzu sormayalım birbirimize! Ne konuşalım, ya da öylece susalım mı? Ama susacaksak gideyim, bekleyenler olur!"
Ferman kızın gülüşünü gizlediğini görünce hayran hayran baktı, tuhaf hissetmişti kendisini, tüm derdi bitmişti sanki anlık olarak.
"Evde bekleyenlerin kim? Abin ve anandan mı bahsedersin, yoksa bir başkasından mı?"
Coğrafya kaderdir derler, kız 19 yaşındaydı, yani tam evlilik yaşında sayılırdı.
"Abim, ve anam, dediğin gibi yani. Başka bir bekleyenim yok, ailem zorla böyle bir şey yapmaz, abim her ne kadar sert olsa da!"
Bu Ferman'ın daha fazla merak etmesine sebep olmuştu, yine de sustu, daha fazla özeline giremezdi.
"Sen peki, evli misin beyim?"
Ferman ne kadar özeline girmekten korksa da, genç kız cesaretli davranmıştı, ve bu Ferman'ın hoşuna gitmişti.
"Yok, değilim. Uzun zamandır aile işlerimle o kadar yoğunum ki evlilik için fırsat dahi bulamadım."
Kız başını salladı tebessümle. Ferman düşünceyle sakalını sıvazladı, kızı süzmeyi de ihmal etmiyordu.
Genç kızda kendisini süzen adama kaçamak bakışlar atıyordu, heyecan yapmıştı bu adamın karşısında istemsizce.
Adam sakalını sıvazladığında altın saatini görmüştü genç kız, o an saate baktığında annesine söylediği vakti çoktan geçirdiğini görmüştü. Korku içinde gözlerini açtı.
"Hiii! Geç kalmışım, bir an önce eve gitmem gerek! Allah'a ısmarladık beyim, inşallah içindeki derdi bir an önce atmayı başarırsın!"
Bunu dedikten sonra koşar adımlarla ilerledi adamın yanından, Ferman şaşkınlık içinde kıza bakarken onu durdurmaya çalıştı.
"Baksana, seni bir daha görme şansım var mı?"
Bu soruyla geri döndü ardına genç kız, şaşkınlık içinde baktı arkasında duran adama. Adamın ne kadar ciddi olduğunu görünce geri ona döndü, tam önünde durup elindeki papatyalardan birini adama uzattı.
Ferman şaşkınlık içinde ona bakarken elindeki papatyanın yapraklarını okşadı kalın parmaklarıyla.
"Arada bir buralara geliyorum beyim, kim bilir, belki bir gün yine karşılaşırız. O zaman sizinle tekrar sohbet etmekten şeref duyarım, ama bugün değil!"
Bunu söyledikten sonra adama bir kez daha bakıp hafızasına kazıdı iyice, gerçi onu bu kadar dikkatli süzmese de bir gün tekrar karşılaşactıklarında tanıyacağından emindi.
Koşar adımlarla oradan uzaklaşırken arkasından baka kaldı öylece. Yüzünde küçük bir tebessüm belirmişti, kız gözden kaybolana kadar izledi ardından.
O gittikten sonra bu kez de elindeki hatırasını izledi, papatyayı alıp burnuna götürürken gözlerini yumdu.
Genç kızı hiç tanımıyordu, onunla ilgili hiçbir şey bilmiyordu, ama ona verilen bu hatırayı uzun süre saklayacağından da emindi.
"Kimsin sen gerçekten, ve neden bana herşeyi aniden unutturdun?"
Bu soruyu sorarken gülümsedi, gülüşünü solduran şeyse ailesinin başına gelenler olmuştu. Geri eskisi gibi kaskatı kesilirken papatyanın dalını sıktı usulca. Çoktan gözden kaybolan genç kızın gittiği yola bakarken sert bir şekilde konuştu.
"Ailem yıkılmışken ben gönül eğliyorum! Durmak bitti Ferman ağa, şimdi intikam alma zamanı! Tabi öncesinde anamla bacımı alıp evime döneceğim, en azından onları toparlamam gerekir!"
Bunu söyledikten hemen sonra kalktı yerinden, ardından büyük bir hışımla arabasının kapısını açıp bindi, kapıyı geri kapattı sertçe.
Öfkesi kendineydi, ailesinin durumunu unuttuğu için, kardeşini böylesine bir şeyden koruyamadığı için çok öfkeliydi.
Oradan uzaklaşıp arabasını geri hastaneye doğru sürerken aklında sadece herşeyi düzeltme kararı vardı.