"Seni yalnız bırakmaya gelmiyorsun. Arkamı dönünce başına bir şey gelmesinden korkarak mı yaşayacağım? "dedi Jose endişesini net bir biçimde belli ederek. Rose o an karşısındaki adamın ne dediğiyle değil, kendisi için ne yaptığı ile ilgileniyordu. Atını İrlanda'dan buraya kadar getirtmesi inanılacak gibi değildi. Atın başını okşarken Jose'e içten bir şekilde gülümsedi. Ona sarılmayı bile düşündü. Ancak cesaret edemedi. Oysa daha önce bunu bir kaç kez yapmıştı. Şimdi neden çekindiğini anlayamadı. Karşısında kendini küçük bir çocuk gibi mutlu hissetti. O kadar uzun süre olmuştu ki, birinden hediye almayalı. Aklına babasının yıldızı ona verdiği gün geldi. Henüz sekiz yaşındaydı. Ve bu güzel atta onun gibi küçüktü. Birbirlerine alışmaları çok uzun sürmemişti. Babasının farkında olmadan yaptığ

