​🧺 Buca Pazarı’nda Bir Dev: Burak Saygıner

514 Words
Balo öncesi yardım gecesinde ikram edilecek meyveler için Nermin Hanım, Burak ve Hande’yi görevlendirdi. "Hadi bakalım çocuklar, Buca pazarından en taze meyveleri seçip gelin!" ​Burak, hayatında pazar arabası sürmemişti. Şirinyer pazarının o gürültülü kalabalığına girdiğinde, sanki bir uzaylı gibi duruyordu. Jilet gibi gömleği ve pahalı gözlükleriyle tezgahların arasında yürürken, pazarcıların "Buyur abim, taze bunlar!" bağırışları arasında serseme döndü. 😵‍💫🍎 ​Hande ise balık gibi sudaydı. "Bakın Burak Bey, domatesin altı böyle olacak, şeftaliyi koklamanız lazım!" dedi ve bir şeftaliyi Burak’ın burnuna dayadı. ​Tam o sırada, karşı taraftan yakışıklı, sarışın bir genç yaklaştı. Bu, Hande’nin mahalleden çocukluk arkadaşı Arda’ydı. "Ooo Hande! Ne işin var burada?" diyerek Hande’ye sarıldı. ​Burak’ın siyah gözleri bir anda buz tuttu. Ellerini cebine soktu, çenesi gerildi. Arda, Hande’nin elini tutarken Burak’ın bakışları o yöne odaklandı. 👿🔥 ​"Hande, bu beyefendi kim?" dedi Arda, Burak’ı süzerek. Burak, Hande’nin cevap vermesine izin vermeden araya girdi. "Ben doktoruyum. Ve şu an mesai saatindeyiz Arda Bey. Meyve seçmemiz gerekiyor, Hande’nin vakti kısıtlı. Hande, Burak’ın bu ani çıkışına şaşırmıştı. "Ay Arda, sonra konuşuruz!" diyerek Burak’ın peşinden koştu. "Burak Bey, siz az önce... kıskandınız mı?" 😊🍓 ​Burak durdu, arkasını döndü. "Kıskanmak mı? Ben sadece zaman yönetimine önem veririm Işık. Saçma sapan mahalle muhabbetleriyle vakit kaybedemem." (Ama pazar arabasını sinirden öyle hızlı sürüyordu ki, önüne gelen üç kasa maydanozu devirdi!) 🥬💥 ​💃 Balo Gecesi: Lila Felaket Balo gecesi geldiğinde Buca’daki lüks bir otelin salonu ışıl ışıldı. Burak, siyah takımı ve beyaz gömleğiyle o kadar yakışıklıydı ki, hastanedeki tüm genç doktorlar ve hemşireler ona bakıyordu. Ama Burak’ın gözü kapıdaydı. 🧊🎩 ​Ve Hande göründü. Lila elbisesi içinde, saçlarını hafif dalgalı bırakmış, ilk kez bu kadar zarif duruyordu. Burak’ın nefesi kesildi. Siyah gözleri, kızın üzerinde takılı kaldı. ​Hande, Burak’ın yanına doğru yürürken her şey mükemmeldi... ta ki garsonun taşıdığı tepsiyle çarpışana kadar! 😱🍷 ​PAT! Kırmızı şarap, Hande’nin o güzelim lila elbisesinin üzerine değil, Burak’ın tam üzerine dökülecekken; Hande bu sefer beklenmedik bir çeviklikle Burak’ın önüne atıldı. Şarap, Hande’nin elbisesinin yan tarafına boydan boya boşaldı. ​"Eyvah!" dedi Hande, gözleri dolarak. "Yine yaptım... Yine mahvettim." ​Burak, Hande’nin kolundan tuttu ve onu kalabalıktan uzak, sakin bir balkona çıkardı. Hande ağlamak üzereydi. "Elbisem mahvoldu, sizin gecenizi de mahvettim..." ​Burak, ceketini çıkardı ve Hande’nin omuzlarına bıraktı. Ceketin odunsu ve erkeksi kokusu Hande’yi bir anda sakinleştirdi. 🧥✨ ​"Mahvetmedin," dedi Burak. Sesi bu sefer inanılmaz derecede yumuşaktı. "Aksine, bu sefer başkasını korumaya çalışırken kendine zarar verdin. Sakarlığın bile... fedakarca." ​Hande başını kaldırıp Burak’ın derin siyah gözlerine baktı. "Beni hala kovmak istemiyor musunuz Doktor Bey?" ​Burak hafifçe gülümsedi ve elini Hande’nin yanağına götürüp saçını kulağının arkasına itti. "Eğer gidersen, hastanedeki dosyaların üzerine kim su dökecek? Kim beni Buca pazarlarında sürükleyecek? Kalmanı... tercih ederim." 🌙❤️ ​Tam o anda içeriden vals müziği yükseldi. Burak elini uzattı. "Bu elbiseyle dans edilmez belki ama... Bu ceketle bir tur dönebiliriz herhalde?" ​Hande, Burak’ın elini tuttu. O gece Buca semalarında yıldızlar daha parlaktı. Henüz bir itiraf yoktu ama ikisi de biliyordu ki; bu sakar kız ve bu sert doktor artık birbirlerinin yörüngesine girmişti. 💫💃🕺
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD