"Siz bizim hakkımızda ne düşünüyorsunuz benim için çok önemli. Ben oğlunuza iyi bir eş olurmuyum ?
Ben Yiğiti üç gündür tanıyorum, ama hep benimleymiş gibi hissediyorum. Siz oğlunuzu biliyorsunuz. Bizden olurmu? Biz bir ev, yuva kurup, devam ettirebilir miyiz? Hem ev, hem okul becerebilir miyiz ?
Siz tecrübelisiniz ,sizin fikirleriniz bizim için çok önemli?"
Murat amca;
" Kızım insan sevince herşeyin üstesinden gelir. Ben oğluma güveniyorum, ilk defa seni getirdi bize gelininiz diye... Aşkına ,oğluma güveniyorum. Eğer sen istersen evlenmeyi, ben ve eşim arkanızda duracak, her şeyinizle ilgileneceğiz."
Babasının düşüncesi, çok hoşuma gitmişti.
Emel teyze;
" Kızım evlenirseniz üst katı size tahsis ederiz, yardımcımız var. Sadece okul ve eşinle ilgilenirsin, bizimde kızımız olursun.
Ya da ayrı ev alırız, yardımcı tutarız. Yine düzen kurarız, yeterki aşkınıza sahip çıkın."
Yiğit elimi tuttu, gözlerini benden ayırmıyordu. Ailesiyle tanıştığım için çok mutluydum.
"Çok teşekkür ederim düşünceleriniz için. Ben de çok isterim Yiğit'le bir yuvamız olsun. Elimden geleni yapacağım. Ailemle konuşup sizi de bilgilendiririm, ama Bursa'da yüzyüze konuşmam lazım. "
Yiğit elimi bıraktı, tabağı gösterdi.
" Hayatım biraz daha ye, hiç birşey yemedin."
"Tamam canım yiyelim, yoksa kurtuluş yok!"
Anne ve babası güldü.
"Çok yorduk gençleri, rahat bırakalım da yesinler."
"Ben işe gidiyim gençler, " dedi Murat amca kalktı.
" Beni de kızıma bırak o zaman, gençler rahat takılsın.
Kızım memnun olduk seni tanıdığımıza, en yakın zamanda güzel haberlerinizi bekliyoruz. Evde istediğiniz gibi takılın çocuğum. "
"Teşekkür ederim Emel teyze ,Murat amca beni çok rahatlattınız."
"NE demek kızım içimizden gelenleri söyledik. "
"Görüşürüz anne ,baba ."
Gittiler. Suna abla yoktu ortalıkta. Biraz daha kahvaltı yaptık.
"Gel sana evi gezdireyim."
"Olur hayatım. "
Alt katta salon ,mutfak büyük bir bahçeye çıkıyordu. Bahçede yüzme havuzu, yemek masası vardı. Giriş katında büyük bir salon, ablalarının odası varmış. Bir üst katta babasının çalışma odası ,yatak odası. En üst kat teras katı. Yiğit'in odasını çok merak ediyorum nasıldı ? Elimden tutarak götürdü. Bir odayı ofis yapmış evden de yürütüyordu işleri. Diğer oda büyük yatak odası. İçeride bölme var, giyinme odası, banyo herşey ayrı ona aitti. Yiğit'in katı bizim ev gibiydi. Aradaki fark çok bariz açıktı. Çift kişilik yatak, oturma odası televizyon . Küçük bir mutfak bile vardı.
" Hayatım nasıl beğendin mi? "
"Evet Yiğit bayıldım."
"Evlenince nasıl yapalım, sen nasıl istersin?
Burayı yenileyebiliriz. İstersen yeni ev alırız."
" Yiğit, benim lüks bir yaşam beklentim
yok. Seninle pansiyon odamızda bile bir ömür yaşayabilirim. Seninle birlikte olmak yeterli benim için sana, sevgine çok güveniyorum. Bize güveniyorum, herşeyin üstesinden geliriz. Ama biraz zaman ver bana, ailemi ikna etmem için...
Aileni çok sevdim sizde genetik galiba .
Kızıyordum tanışma erken oldu diye ama çok memnun kaldım, içim rahatladı. Bizden olur Yiğit, kocaman bir aile ..."
" Biliyordum aşkım, ailemi seveceğini, onlar seni çoktan sevdi. Tabi ki kocaman aile olacağız, bir sürü çocuklar..."
"Daha çok yolumuz var hayatım, çocuk için en az 4 yıl...
Hayatım çıkalım mı ? Biraz hava alalım. "
"Olur hayatım, üzerimi değiştireyim çıkalım."
Bende müsaitken annemi aradım.
" Alo anne nasılsın? Sizi çok özledim. "
"İyiyim kızım sen nasılsın, tatil nasıl gidiyor?"
" İyiyim anne, geziyoruz kızlarla. "
"Paran varmı kızım, yoksa atayım?"
"Var anne param sorun yok, siz neler yapıyorsunuz?"
"Çalışıyoruz babanla, akşamları da sizleri düşünüyoruz. "
"Anne sana bir şey söylesem kızar mısın?"
"Ne oldu kızım ?"
"Anne şey, çok suçlu hissediyorum ."
"Kızım söyle meraktan çatlayacağım."
"Anne ,ben aşık oldum," dedim ağlıyordum
hıçkırarak, sesime Yiğit geldi.
"Ne oldu?"
Annemin sesini duydu sustu.
Yanıma oturdu, sessizce dinliyordu.
"Kızım tamam ağlama, anlat nasıl oldu?
Kızmayacağım söz."
"Geldiğimiz gün voleybol oynayan grup vardı. Bizde katıldık orda hoşlandık, sonrasında arkadaşlarla gezmeye çıktık. Herşey bir anda oldu anne tutamadım kendimi. Bu duygu çok güzel, çok ağır anne, taşıyamıyorum. Sizden birşey gizlemedim bu zamana kadar, bunu da gizlemeyeceğim. Onu çok seviyorum, sizi de ne yapmalıyım?
Anne bana akıl ver."
"Kızım sessizce beni dinle kaç yaşında, kim? İlk önce bunları söyle bana, "
" Yiğit 24 yaşında, avukat, kuzeniyle ofis açmış."
"Kızım abin yaşında, tamam cahil değil, mesleğini almış, serseri değil. Peki o seni seviyor mu?"
" Evet anne, o da beni çok seviyor, ailesine bile söyledi bizi. "
"Kızım ne ailesi şurda üç gün oldu tanışalı? "
"Biz kendi aşkımıza güveniyoruz, ama nasıl yapacağız onu bilmiyoruz?"
"Kızım sakın babana birşey deme ! Hemen gelir alır seni!
Zaten üç günün kaldı. Biraz daha tanıyın birbirinizi, gelince ilk biz konuşalım. Sonra babana anlatalım tamam mı?"
"Tamam anne beni dinlediğin, anladığın için teşekkür ederim. Kaç gündür sizden gizledim diye içim hiç rahat değildi. Artık
biliyorsun anne! "
"Tamam sakin ol kızım, ben herzaman arkandayım. Sabret tamam mı?"
"Tamam anne görüşürüz."
Sesim endişeli, korkak ve titrekti.
"Yiğit bittik biz, babam iyi karşılamayacak!"
Elimi tuttu,
"Herşey iyi olacak bana güven güzelim. "
"İnşallah, Yiğit çıkalım, nefes alamıyorum."
"Tamam hayatım. "
"Sahile gidelim, iyi değilim sadece seninle orda olmak istiyorum. Başka hiç birşey değil !"
Artık sahildeyiz.
" Yiğit sarıl bana, sana çok ihtiyacım var."
"Tamam hayatım,"
"Annen kötü birşey demedi. Bence baban da razı olur. Hatta ,hayatım cumartesi sizi Bursa'ya ben götüreyim. İlk annenle tanışayım, beni görsün, tanısın, içine sinerse babana kendisi anlatır işimiz kolaylaşır."
"Aslında iyi olur. Bunu ben anneme bir sorayım, ona göre plan yaparız...
Yiğit seni çok seviyorum. "
Kaç saat sahilde bankta kaldık bilmiyordum. Onun kollarında, göğsüne dayanmış, en güzel yerdeydim. Kalp atışı bana iyi gelmişti. Artık daha iyiydim ve gelecekten ümitli.
"Ben çok acıktım Yiğit."
"Bende hayatım, ama sen iyi ol diye bir ömür ses çıkarmadan böyle kalabilirim. "
Gülümsedim,
"Canım benim," dedim ve sıkıca sarılıp öptüm.
"Nereye gidelim, ne yemek istersin hayatım?"
"Bilmiyorum açım ne olsa yerim. İzmir'i sen biliyorsun."
Saate baktık 17: 45 ti en yakında balıkçı restorantları vardı.
"Balık yiyelim bari, daha da aç kalma! "
"Olur hayatım. "
Yemeğimizi çok iştahlı yiyordum.
" Hayatım sen hep böyle ye yemekleri, aklım sende kalmasın! "
"Mutluyken yiyebiliyorum."
Saçımı düzeltti,
"O zaman görevimiz belli, seni hep mutlu edeceğiz ."
"Sen yanımdayken, ben mutlu olurum zaten."
"Yiğit yağmur yağıyor. Benimle gelirmisin? "
"Nereye dışarı mı? "
"Evet aşkım, seninle yağmurda ıslanmak istiyorum. Hep hayalimdi."
"Tamam, hadi hayallerimize o zaman."
Dışarıdayız yağmur ince ama daimi yağıyordu. İlk önce biraz yürüdük.
"Benimle dans eder misin Yiğit? "
"Olur hayatım, bekle müzik açalım. "
Telefondan, tutuşmuş beraber şarkısını son ses açıp cebimize koyduk. Sahil kenarında dans ediyorduk.
Yağmur altında, sevdiğim adamla, göz gözeydik.
"Yiğit çok mutluyum, bu günü hiç unutmayacağım."
Dışarda birkaç kişi vardı. Sadece ,sahil bizim, İzmir bizim kendi aşkımızı doyasıya yaşadık.
"Hayatım hasta olacaksın, çok ıslandın."
"Olursam bugünün sonun da olayım aşkım, çok mutluyum.Yiğittt seni seviyorum, "
diye yüksek sesle aşkımı ona haykırdım.
Yağmur altında sırılsıklam olmuştuk.
"Reyhan seni seviyorum," diye o da aşkını haykırdı.
Kısa sürede biz nasıl bu kadar sevebilmiştik ?
Kimseyi tanımamak bize bu cesareti veriyordu.
"Hadi aşkım hasta olmanı istemiyorum.
İlerde bir mağaza var, oraya gidelim."
Elimden tuttu çekiştiryordu.
"Tamam aşkım, " Sevgili kombini yaptık. Beyaz tişört sırt ta kalplerimiz birleşiyordu. Altına siyah kot pantolon aldık, üşümüştük. Beyaz spor ayakkabı. Tam çıkacaktık telefonu çaldı.