Benim gelinim ,Reyhan'ımdı... Resmimizi çekmek istedi, çekinelim istedim benim karım ,biz evliyiz hissi çok hoşuma gitmişti. Reyhan evli değiliz diyecekti dedirtmedim. Bir kaç poz verdik evliyiz gibi, yarın alın dedi kart verdi. Kesinlikle alacaktım o pozları.
Arkadaşlar gelip biraz dalga geçsede ben halimden memnundum.Ta ki Aynur beş gün sonra gideceğiz, siz ne olcaksınız diyene kadar? O an öldüm sanki, nefesim kesildi. Düşüncesi bile beni mahvetti. Arkadaşlar daha var diye konuyu değiştirince, bu ana odaklanmak istedim. Sahile gittik.
Üzerimi hemen değiştirip, kabinin önünde
Reyhan'ı bekledim.
Yeşil bikinisiyle görünce güneşim doğmuştu. Gözleriyle aynı renk bikinisi, kumral saçları, güneşte parlıyor, ben burdayım diyordu. İnsan kaç kez aşık olur yada her gördüğünde artar mı?
Dayanamadım elini tutarak uzaklaştık. O benim sadece benimdi. Sensiz nefes alamıyorum dedim. Kabinden çıkana kadar zor beklemiştim.
" Bende, "
"Daha ne kadar mutlu olunur, daha ne kadar sevilir? "
Kalbim içime sığmıyordu...
Ama dedi.
"Ne olacağını bilmiyorum ama, sensiz olmayacağımı biliyorum, " dedim alnından öptüm. O da bana sıkıca sarıldı.
Esra, Cem geldi.
" Hoş geldin yenge ailemize ,"
Çok hoşuma gitti.
"Ee yenge seni ne zaman istiyoruz?" dedi. Bir kahkaha attım, Reyhan şaşkındı, gözleri büyümüştü. Benim çok hoşuma gitmişti. Daha fazla utandırmamak için
"Denize girelim," dedim.
Ateşimi söndürmem lazımdı.
Bugün evli olmayı, onun benim karım olmasını öyle çok istemiştim.
Biraz havamız değişti sonra "Gidelim," dedi Kızlar.
"Hayır olamaz yemek yiyelim," ilk aklıma o gelmişti. Bugünün bitmesini istemiyordum.
"Yarın işe gideceksiniz, " dediler ama dinlemedim.
Yusuf'la, Ece " Sevgilisini doyurmak istiyor," deyince Reyhan utanmıştı.
Diğerleri ses etmedi. Yakındaki restorana girdik, yemek sipariş ettik. Esra sağolsun kuzenim, ailesiyle ilgili meraklarını gidermek için, sorular soruyordu. Ben tanımıyordum. Hangi şehirde yaşıyor, onu bile bilmiyordum, ama hislerim çok tanıyorum gibi, benim gibiydi...
Bursa Yıldırım'da oturuyormuş. Ailesi sorulunca Reyhan'ın gözleri dolmuştu. Kalkmak istedi, istemedim ayrılmak ama kötü görünüyordu, bıraktım elini kalktı. Nurgül'de peşinden gittiğinde, bende peşlerinden gittim, yalnız bırakmak istemedim. İçerde ağladığını duyunca çok kötü olmuştum.
Ailesine ihanet etmiş gibi hissediyorum dediğinde, öldüm sanki ! Onu bu duruma sokmak istemezdim.
Ama elimden birşey gelmiyordu onu bırakamazdım artık!
"Yiğit'i seviyorum," dediğinde, daha çok ağladığında, içeri girmek istedim. Ama ona zaman ayırmak için girmemiştim. Kapı açıldığında, karşısında beni gördü ve sıkıca sarıldı. Yanağından öptüm, dudaklarım ateş atıyordu. Söndürmek istedim. Ateş ve su gibi ekmek gibi mecburdum ona.
İçeri girdik, zorla yemek yemesini istedim. Ona birşey olmasına izin vermeyecektim. Sonra kalktık. Cem' lerle vedalaşmak istedi.
"Yenge daha çok görüşeceğiz," dedi.
Evet artık yengeniz o demek, herkese haykırmak istiyordum. Arabaya bindik bir süre sonra uyuya kalmıştı.
Kızlara Reyhan'ı sordum. En iyi onlardan öğrenirdim. Sessizce konuştuk, çok yorulmuştu bu hisler ,yaşadıkları ağır gelmişti.
Selma, "Reyhan'ın bir tek abisi var, iki kardeşler. Annesi, babası çalışıyor. En yakın arkadaşları biziz. O çok kırılgan ,hassastır sakın onu incitme ,üzme! " dedi.
"Ben onu seviyorum,"
"Gördük enişte bunu, " dediler. Gülüyorlardı.
Enişte çok iyi gelmişti.
Geldik pansiyona uyandırmak istemedim. Kızlar indi.
"Kucağıma alsam,"
"Sıkıntı yok enişte, "
Aldım kucağıma çok hafif narin ve çok güzeldi...
Kucağımda odaya taşırken, yandaki kişiler,
" Aaaa evlenmişler, gelin yorgunluktan uyuya kalmış! " diyorlardı.
Kızlar gülüyordu. Ben ise gerçekten evli ve odamıza taşıyor gibi hissetmiştim.
Reyhan'la evlenmem şart olmuştu.
Bu duygu çok hoşuma gitmişti. Bu zamana kadar hiç evlilik düşünmeyen ben, bugün kaç kez aklımdan geçti, sayısını hatırlamıyordum. Aradığımı bulmuş ve onu hiç bırakmayacaktım . Kucağımda uyandı, adımı sayıklıyordu.
" Uyu güzelim," dedim. Ve onu bırakıp gitmek zorunda kaldım.
*****
Sabah olmuştu. Üzerimde elbisem yorgunluktan her yerim ağrıyordu.
"Dün bir rüyamıydı çok güzeldi."
Aynaya bakarak mırıldanıyordum. Sonra aklıma gölge geldi. Uyurken Yiğit'in kollarındayken hissettiğim, o gölge gibi gelmişti. Gece karanlıktı ve gölgenin kalıplarında
birisiydi Yiğit.
Böyle bir şey olamaz diye düşüncelerimi dağıttım. İyice saçmalıyordum.
Kızlarda uyanmış odama gelmişti. Bende duş alıp, pijamalarla oturuyordum.
" Enişte taşıdı seni odaya, " dediler.
"Neee o rüya degil miydi? " şaşkındım.
"Yok be kız ne rüyası, hepsi gerçekti. Aşkını buldun hadi hayırlısı, " dediler.
Evet aşıktım...
"Kızlar çok güzel, sizde inşallah aşkınızı bulursunuz,"
Telefona mesaj geldi. Baktım Yiğit...
"Reyhan'ım günaydın seni çok özledim," yazmıştı. Kızlar da okudu
"Ayyy çok güzel!"
Ben de yazdım," Günaydın."
"Hava çok güzel ne giyinsek? " diye camdan Aynur bakıyordu.
"Aa Yiğit burada! "
"Nasıl ? "
Baktım oydu.
Kızlar "Hemen hazırlan! "
"Kırmızı elbisem kaldı başka yok!"
Kızlar, " Sen onu giyin, biz diğerlerini yıkarız,"
Kırmızı elbisemi giyinmiş, kırmızı ruj sürmüştüm. Elbisem dizlerimden üstte omuz ve sırt dekoltesi var ama gündüzde giyilebilen bir tarzdı. Saçlarımı hafif topladım. Siyah topuklu sandalet giyinmiştim.Yiğit yine mesaj atmıştı.
"Seni çok özledim, "
"Neredesin işe gittin mi? "
Bende hazırdım mesaj attı.
"Yok seni bırakıp gidemedim ,kapıdayım arabada uyudum..."
Kızlar şaşkındı.
" Vay be enişteye bak !" diye coşuyorlardı. Hemen odadan beni kovup,
" Git yanına ," dediler.
Nasıl indim bilmiyordum. Soluk soluğa kalmıştım. Beni görünce arabadan indi. Sıkıca sarıldı.
"Günaydın güneşim," Saçımdan öptü. İç çekti.
"Günaydın Yiğit," kollarımla sarmalamıştım.
Yiğidim demek isterdim ama utanmıştım .
"Sen niye gitmedin? "
Arabaya bindik.
"Sana yakın olmak istedim, yoksa nefesim kesiliyordu. "
"Şey ben dün uyuya kalmışım kusura bakma! "
"Çok güzel uyuyordun, seni taşımak gurur verdi, "
Yüzüne baktım. Gülümsüyordu. Bana göz kırptı.
" Evliymiş ve odamıza kucağımda taşıyor gibi hissettim bu his çok güzeldi."
Utandım.
"Reyhanım, güzelim seni çok seviyorum. Bunları sürekli söyleyeceğim utanma! " Yüzümü avuçları içine alıp,
"Her halinle çok güzelsin," dedi ve öptü. Çok kısa ama, anlamlı bir öpücüktü.
Ne yapacağımı, ne söyleyeceğimi bilemedim?
"Şey benim hiç ilişkim olmadı, ne yapılır bilmiyorum ? O yüzden çok ağır bu duygular, ama çok güzel..."
"Bir tanem, içinden nasıl geliyorsa öyle davran. "
"Ben kendimi çok suçlu hissediyorum."
"Neden ?"
"Ailem beni tatile yolladı. Ama ben aşık oldum ,ailem benim herşeyim.
Abim var, o askerde olmasaydı bu tatile bile çıkamazdım. Beni seviyor ve korumak istiyor.
Ben şimdi ne yapacağımı bilmiyorum? Denizden çıkmış balık gibiyim..."
*****
Yiğit iç ses;
Onu akşam kucağımda odasına bıraktıktan sonra gidemedim. Gözümü kapatınca onu görüyordum. Yaşadığımız sadece bir gündü, ama hislerimiz bir yılı geçmiş gibiydi. Sanki hızlandırılmış bir aşk yaşıyorduk.
Beş günümüz var, beş yıl gibi, ya da beş saniye, doyamıyordum onunla vakit geçirmeye. Ne yapacağımı bilmiyordum, daha çok küçüktü . 18 yaşında hayalleri vardır ,sorumlu olduğu ailesi, ama artık bende vardım...