well yeni doğmuş Sam’i kucağına aldı, “Sen dünyayı değiştireceksin sam...Tıpkı büyük büyük deden gibi...”
Sonraki birkaç yıl Dwell ve Belladina işlerine ara vererek Sam’i büyütmeye odaklandılar. Fakat Sam konuşmaya başladığı zamanlarda Dwell bir terslik olduğunu anlamıştı. Henüz 2 yaşında olmasına rağmen sam hiç bilmedikleri bir dilde konuşmaya başlamıştı. Konuştuğu dil ise iblislerin lehçesinden başka bir şey değildi. Kaderi tıpkı dedesi yazılmaya başlandı. Dwell buna önlem olarak derhal koruyucu kolyelerden birini Sam’in boynuna astı. İlerleyen haftalarda sam düzene girmeye başlayarak düzgün konuşmaya başladı. Fakat bu Dwell'in içini rahatlatmak için yeterli değildi. Daha sonraki yaşlarda Sam geceleri sürekli olarak yaşlı bir adamı dışarıda görmeye başladı. Başlarda korksa da zamanla onun varlığına iyice alıştı. Biraz daha zaman geçti, artık adam kendini sadece Sam’e göstermiyor kimi zaman ona gündüzleri kaybolan fakat geceleri oynayabileceği oyuncaklar bırakmaya başladı. Bu sayede Dwell’in adamın varlığından bile haberi olmadı. Sam beş yaşına geldiğinde babası tarafından eğitimlerine başlanmıştı. Fakat Dwell’in şeytanlar ve iblisler hakkında söylediği onca kötü şeye rağmen Sam’in aklında sadece ne kadar güçlü oldukları kalmıştı. Sayısız derslerin birinde sam babasına bir soru sordu; ben de onlar kadar güçlü olabilir miyim baba?
Dwell bir an için elindeki kitapları bırakarak Sam’in gözlerinin içine baktı. Küçücük bir çocuğun gözlerinde olmaması gereken bir açlık vardı. Dwell aniden Sam’i kollarından tutarak odadan çıkardı ve nesneleri sakladıkları odaya götürdü. Bunlar olurken Belladina ise onu engellemeye çalışıyordu. Fakat Belladina Dwell'e engel olamadı... Dwell kapıyı açarak sam ile beraber içeri girdi; Hissettin mi Sam? Gücü hissettin mi?
Dwell Sam’in korkacağını umdu fakat Sam hissettiği kötülüğün gücüne daha da hayran olmuştu. İşte o an Dwell Sam’in doğasındaki kötülüğü hissetti. Bu ona sonradan olan bir şey değildi belli ki, bu Sam’in doğasında vardı. Dwell sonraki bir yıl boyunca Sam’i nesnelerden uzak tuttu ve onu odasından sadece yemek yiyeceği ve ders alacağı zaman çıkardı. Tecrit altında geçen bir yıl küçük bir çocuk için bitmek bilmeyen bir işkence gibiydi. Tabii Sam’in bu doğasından haberi olan tek kişi babası değildi...
Bir gece Sam’in ikinci kattaki camı çalınmaya başladı. Küçük Sam yorganın altından çıkarak sadece silueti ve sarı gözleri belli olan o adama baktı. Yıllardır dışarıda gördüğü adamdı bu, onu kıyafetlerinden tanıdı. Sam bir süre adama bakarken adam bir anda Sam’i çağırdı. Adam pencerenin kolunu açması için işaret ediyordu. Sam gülen bir yüz ile yatağından fırladı hemen camın koluna yapıştı açmak için. Fakat camın kolu bir yıl önce Dwell tarafından kaynatılmıştı ve açılması imkansızdı. Sam kısık bir ses ile adama seslendi; çok sert açamıyorum!
Adam yüzündeki büyük gülümseme ile Sam’e baktı. “Benim içeri girmemi istiyor musun?” Sam adamı kafasıyla onayladı. Adam kafasını cama biraz daha yaklaştırdı bu sefer; bunu senin ağzından duymalıyım sam...
Sam adama “Evet.” Dediği anda camın kolu yavaşça yukarı doğru çıkmaya başladı ve kaynak kırıldıktan sonra açıldı. Adam camı ittirerek içeri girdi. Önce Sam’in kafasını okşadı, elini geri götürdükten sonra küçük bir hediye paketini Sam’e verdi. “Bu senin için Sam.” Sam hediyeyi adamın elinden aldı ve büyük bir tebessüm ile gözlerine baktı. “Geldiği yerde daha çok var Sam! Ama onları sadece güçlü çocuklar alabilir. Söyle bana Sam, sen güçlü bir çocuk musun?” Sam yüzündeki tebessümünü birden kaybetti ve kafasını yere eğdi, kafasını sağa sola salladı, “Babam güçlü olmamı istemiyor.” Adam birden dizlerinin üstüne çöktü ve Sam'in kafasını ellerinin arasına aldı. “Buraya nasıl çıktığımı biliyor musun Sam?” Sam adamın gözlerinin içine baktı ve tekrar kafasını salladı. “Çünkü ben çok güçlüyüm Sam, sende benim kadar güçlü olmak ister misin?” Sam adamın gözlerinin içine tekrar baktı ve bu sefer kafasını büyük bir sevinç ile salladı.
“Öyleyse Sam önce seni engellerinden kurtaralım olur mu?” Adam bir anda Sam’in boynundaki kolyeyi çıkartarak avuçlarının içinde eritti. “Bu ilk adımdı. Şimdi sıra ikinci adımda.” Adam Sam’i elinden tuttu ve odanın kapısına doğru gitti. Kilitli kapıyı tek seferde açtı. Beraber koridorun sonuna kadar gittiler. Sam’in anne ve babasının uyulduğu odanın kapısının önünde durdular. Adam yavaşça bu kapıyı da açtı. Beraber içeri girdiler. İçeri girdikleri anda adam Sam’in elini bıraktı ve Dwell ve Belladina'nın uyuduğu yatağın ayak ucuna gitti. Dwell kötülüğü hissettiği anda gözlerini açtı fakat artık her şey onlar için çok geçti...
Oda bir anda kararmaya başladı, adamın gölgesi ise büyümeye. Dakikalar boyunca Dwell ve Belladina’nın dinmek bilmeyen çığlıkları devam etti. Dakikalar sonra ise ikisinden geriye sadece sarkan et parçaları ve etrafa saçılmış iç organlar kalmıştı. Tüm bunlar olurken Sam adamı büyük bir hayranlıkla izlemeye devam etti, adamın gücünden o kadar çok etkilenmişti ki gözlerinde kahraman olan babasının bu şekilde öldürülmesi adama olan hayranlığını kat ve kat arttırmıştı...
Adamın işi bittiğinde üstündeki kan ve parçalar ile yüzü gülümsemekte olan Sam’in yanına yaklaştı; Şimdi güçlü olma sırası sende Sam...
Adam odadan çıkarken Sam arkasından ona seslendi; adınız nedir?
Adam bir an duraksadı ve arkasını döndü; benim adım Lucifer evlat, fakat artık bana baba diye seslenebilirsin. Ve yürümeye devam etti.
Aradan birkaç gün geçti, Cornhill ailesinden haber alamayan komşular polisi aradı. Polis eve vardı, kapıyı defalarca çalmalarına rağmen bir yanıt alamadılar. Polislerden bir tanesi evin camından içeri bakarken bir köşede açlıktan yere yığılmış Sam'i fark etti. Polisler derhal kapıyı kırarak içeri girdiler ve Sam’i aldılar. Bu sırada diğer polisler de evi aramaya başladı. Birkaç dakika sonra üst kattan bir polisin öğürme sesleri duyuldu. Diğer polisler de yukarı çıktılar, manzara berbattı. Sam'i en yakın yurda yerleştirdikten sonra dedektifler aylarca o evde ne olduğunu bulmaya çalıştı. Fakat çabaları boşunaydı üstelik Sam de ağzını açmıyordu. Bunu çocuğun şoka girmesine yordular elbet. Birkaç ay sonra da Sam’i Katolik kilisesine ait bir yurda yerleştirdiler. Sam burada geçirdiği bir yılın ardından tekrar hayranı olduğu Lucifer’ı camın dışında gördü. Bu dakikadan itibaren Sam Lucifer tarafından eğitildi. Güçlenmek adına Lucifer ne derse onu yaptı Sam. Bunlar arasında yurtta kalan diğer çocuklara işkence etmekte vardı elbet...