27.BÖLÜM

2145 Words
Yasemin’i aradım meraktan ölmüş olmalıydı. Telefonunu ilk çalışta açtı “Ne oldu meraktan delirdim” “İşsiz bir kocan oldu, hadi hazırlan Erikli ’ye gidelim” “Çok sevindim hemen hazırlanmaya başlıyorum” Hazırlan demiştim de arabamız yoktu, birden önümüzü iki araba kesti. İçinden adamlar indi ellerinde sopalar vardı kim tarafından geldiklerini onu görmeden anlamıştım. Arabadan indi kollarını göğsünde kavuşturdu. “Kim bu itler” diyen şoför aşağı inmeye çalışıyordu. “İnmeyin polise haber veriyorum” “Burası dağ başı değil mafyacılık mı oynuyor bunlar. Şimdi günlerini görecekler” Taksi durağının ortak kullandığı telsiz telefonun düğmesine bastı “Durakta kim var kim yoksa gelsin canımız sıkılıyor diyordunuz eğlence var. Beş altı kişiler ellerinde beyzbol sopası var” Henüz golf kulübünden uzaklaşmamıştık. Mithat Beyin, varisinin neler yaptığını bilmeye hakkı vardı “Mithat Bey oğlunuz itleriyle önümüzü kesti. Engel olmazsanız çok canı yanacak haberiniz olsun” Arabadan indim elimde ki telefonu yukarı kaldırdım “Serdar, babana haber verdim başına gelecekleri sen düşün” “O moruk bana ne yapabilir ki, vurduğun yumrukların karşılığını vermeye geldim. O kardeşini de ele geçirip becereceğim, sonra da belki yeni karını ne yaparım bilmem.” Adamlarına baktı “Ne duruyorsunuz saldırın gebertin, sağlam kemiği kalmasın” Arkalarına en az on taksi geldi, içinden inen şoförlerin ellerinde levyeler vardı. Bana saldırmaya çalışan itler onları görünce ne yapacaklarını şaşırdılar. Bu sefer kollarımı göğsümde kavuşturma sırası bana gelmişti. “Hadi Serdar kemiklerimi kırmanı bekliyorum” Şoförlerden biri atılıp Serdar’ı yakaladığı gibi kolunu çevirip arabaya yasladı “Ulan burası dağ başımı canını alırım ruhun bile duymaz. Köpeklerine söyle ellerinde ki oyuncaklarını bıraksınlar” Serdar’ın sesi çıkmayınca bacağına tekme attı, canı acımış olmalıydı resmen böğürdü… “Hepiniz durun ben onun babasıyım” diye bağıran Mithat Beydi yanımdan geçti oğlunun yanına gitti, Şoför Serdar’ı bırakıp geri çekildi. Oğlunun yakasından tuttuğu gibi yere fırlattı “Seni hayvan, adam ol diye yapmadığım kalmadı. Moruk ha bak bu moruk sana neler yapacak” Tekmeliyordu neresine gelirse tekme atıyordu bu sefer şoför onu tuttu “Yapma bey amca öldüreceksin” “Gebersin it” Bindiğim taksinin şoförüne bize gerek kalmadığını söyledim. Arkadaşlarına dağılalım diye bağırdı. Taksiler birer ikişer ayrıldılar, bizde bindik hareket ettik. Yanlarından geçerken baktım Mithat Bey oğlunun üstüne eğilmiş bu sefer yumrukluyordu. “Tüm arkadaşlarınıza, özellikle size teşekkür ederim.” “İşin doğrusu durak yakın olmasaydı cesaret edemezdim itin sizle derdi neydi ki?” Açıklamayı hak ediyordu “Kız kardeşimi kaçırmaya kalktı bende hırpaladım derdi bu” “Görünüşe göre pek sevilecek bir adama benzemiyor ama birbirlerini sevdilerse” “Uyuşturucu bağımlısı ve şiddet yanlısı” “Gebertseydik herifi Allah kızlarımızı bunun gibilerden korusun” “Elimizi sürmediğimiz iyi oldu babası itini iyice benzetmiştir” Evime geldik Şoföre tekrar teşekkür edip arkadaşlarıyla yemek yemeleri için yüklüce bahşiş verdim fazlasını hak etmişlerdi. Taksiden iner inmez geldim diye telefon açtım, kapıyı açmış beni bekliyordu. Belinden sarılıp topuğumla kapıyı ittim. Üstünde ki elbiseyi eteklerinden tuttuğum gibi çıkardım “Hoş geldin de ne oluyor” “Adrenalin patlaması yaşıyorum ilk önce yatak sonra açıklama” der demez dudaklarına yapıştım. Kollarını boynuma doladı kalçalarından kavrayıp kucağıma aldım. Yatağa yüz üstü yatırdım kalçalarını kaldırdım “Bekleyemeyeceğim” bel çukuruna bastırdım “Hadisene” diye fısıldadı tek hamlede sıcaklığına girdim. Ön sevişme yok, hazırlamak yok kadınım çoktan hazırdı. Nazik olmak istemiyordum tüm gücümle yüklendim her zaman yaptığı gibi zevk çığlığını engellemeye fırsat bulamamıştı bu ne güzel bir aşk çağrısıydı… Bu çağrıya dayanılmazdı içinde patladım. İkimizde ter içinde sırt üstü yatağa yattık, nefes nefeseydik “Seni bu hale getiren ne?” “Sert davrandım canın yanmadı değil mi?” “Aksine hoşuma gitti halimden belli olmuyor muydu? Şimdi soruma cevap ver” Konuştuklarımızı, ondan sonra olanları anlattım. “İnanamıyorum bunlar nasıl insanlar, ya sana bir şey olsaydı” “Taksicinin çabuk davranması, durağın yakın olması çok büyük şanstı. Şu anda burada değil kesin hastanedeydim ya da morgunda ölü olarak yatıyor olurdum. Hazırlandın mı?” “Hazırım ne zaman istersen gidebiliriz” Yataktan kalktım “Duşa önce ben giriyorum, araç kiralamam lazım” “Otobüsle gitsek olmaz mı?” “Bir sürü gezilecek yeri var arabayla gidelim daha rahat ederiz” Duştan çıkıp havlumu belime sardım “Oğuzhan telefonun çalıyor” Elimi çenemde gezdirdim, tıraş olmam gerekiyordu “Kimmiş” “İsim yazmıyor” diyerek banyoya girip telefonumu uzatıp duşa girdi yanımdan geçerken çıplak poposunu sıktım. Hala çalan telefonumu açtım “Ben polis memuru Korkut Sönmez, bir saat önce bizi aramışsınız” “Evet aramıştım” “Çağrı yaptığınız yerde ki karakola gelmeniz gerekiyor” “Nedenini sorabilir miyim?” “Gelince size gerekli açıklama yapılacaktır” Geliyorum dedim telefonu kapattım… Bu da nereden çıkmıştı sırf aradığım için karakola çağrılıyor olamazdım. “Yasemin ben gidiyorum gelirken araba kiralarım hemen yola çıkarız” “Nereye gittiğini bile söylemiyorsun” “Karakoldan çağırdılar, kavga için ifademi alacaklar herhalde” Duştan çıktı “Bu sefer bana engel olamazsın bende geleceğim, evde beklemek beni öldürüyor” dedi hızla giyinmeye başladı saçları bile ıslaktı. “Ben gider gelirdim” “Beni karakola çağırsalardı yanımda gelir miydin?” “Seni nasıl yalnız bırakırım tabii ki gelirdim” “O zaman sorun ne geliyorum işte o kadar” dedi ne yapabilirdim ki haklıydı. Taksi çağırdım karakola gitmemiz uzun sürmedi. Kapıda nöbet tutan polise Korkut Sönmez’le görüşmek için çağrıldığımı söyledim. Odaya yönlendirildik odada iki polis memuru vardı. Bir daha Korkut Sönmez dedim. Büyük masada oturan polis ayağa kalktı “Ben Oğuzhan Boran, eşim Yasemin Boran beni çağırdınız” Elimi uzattım tokalaştık “Çabuk geldiniz yoksa hakkınızda tutuklama emri çıkartılacaktı” Şaşırmıştım, Yasemin’in hızla nefesini bıraktığını duydum elini tuttum “Ben ne yaptım ki tutuklanayım” “Olaylar kameraların olmadığı kör noktada gerçekleşmiş, Bu günkü olayı anlatın” dedi anlattım… “Memur arkadaşlarım yaptığınız çağrı üstüne olay mahalline vardıklarında yerde kanlar içinde yatan bir adam bulmuşlar. Başından ağır darbe almış bilinci kapalı olarak hastaneye kaldırıldı. Sistemimizde sizin telefon numaranız görünüyordu” “Kim, yaralı olan kim?” “Bizde onu bulmaya çalışıyoruz, üstünden kimlik çıkmadı” “Tarif etseniz” dedim memur başka bir memuru çağırdı. “Mehdi yaralı adamı tarif edebilir misin?” “Bir altmış beş boylarında, seksen kilo civarında, yaş olarak tahminen söylüyorum altmışlı yaşlarının ortaları gibi” “Kesinlikle Mithat Bey… Altun Holdingin sahibi” “Sizinle alakası nedir, nereden tanıyorsunuz?” “Yanında çalışıyordum bu gün istifamı verdim ayrıldık. Şirket arabasının anahtarını da bıraktım, taksi çağırdım geldi golf kulübünden çok uzaklaşmamıştık. Mithat beyin oğlu adamlarıyla önümüzü kestiler. O anda ben Mithat beyi aradım, taksicide arkadaşlarını aradı. Saldırı olmadan durakta olan tüm taksiler geldi, onlardan iki üç dakika sonra Mithat Bey geldi oğlunu dövmeye başladı. Gelen taksiciler durağa döndüler bende içinde olduğum taksiyle evime geldim olay bu.” “Size saldırmaya çalışan kişi veya kişilerle aranızda ki olay nedir” “Serdar Altun kız kardeşimi kaçırmaya kalktı, biraz hırpaladık arkadaşım Turgut Güney kaçakçılık ve organize suçlar biriminde görevli. O da benim yanımdaydı, ifademi doğrulayacaktır.” “İlk hastaneye gideceğiz yaralıyı teşhis etmeniz kimliğini doğrulamanız gerekiyor. Bir süre İstanbul’dan ayrılmayın yine ifadeniz gerekebilir” Resmi araçla hastaneye götürüldük Yasemin’e kafeteryada beklemesini söyledim. Polisle birlikte yoğun bakıma girdik. Mithat beyin kafası kolları bacakları sarılı halde kendini bilmeden yatıyordu. Çok kötü dövülmüştü yüzü gözü mosmordu kimliğini doğruladım, dışarı çıktık. Polis gidebileceğimi söyleyince Yasemin’i alıp dışarı çıktım “Bir evlat babasına bu kadar kötü olabilir adam acınacak halde, kırılmadık, morarmadık hiçbir yeri kalmamış” “Elleri kırılsın ne diyeyim, Banu’nun ahı tutmuştur diye düşünsem de adama yine de acıdım” “Bir türlü Erikliye gitmek nasip olmuyor, gel araba bakalım” “Her şerde bir hayır vardır. İşsiz olduğunun farkındasın değil mi?” “Sence birikimimin yeterli olmadığını düşünsem araba almayı düşünür müyüm?” “Parasal işlerde uzman olan sensin önden buyurun beyefendi” Ne yazık ki hemen teslim edemiyorlardı en erken iki gün içinde teslimat yapabiliriz dediler. Anlaşmayı yapıp çıktık “Yine kaldık yaya Yasemin Hanım” “Otobüsler, minibüsler, metrolar ne güne duruyor. Alışmışsın arabaya sana zor geliyor, yürü bakalım bacaklarımız açılsın” “Bacak açılmasının çok daha güzel ve zevkli yolunu biliyorum” “Hala aklın fikrin orada” Kolumu boynuna doladım “Sana, tadına doyamıyorum ne yapayım” Gülümseyerek kolunu belime doladı “Eve gidince istediğin kadar tadıma bakarsın. Şimdi uslu dur gideceğiz diye yemek yapmadım ya alışveriş yapacağız ya da lokantalardan birinde karnımızı doyuracağız” Alışverişi seçtik kaç gün kalacağımızı gidip gidemeyeceğimizi bile bilmiyorduk. Gece için hemen pişirilen ürünlerden seçmesini sağladım. Uzun uzadıya yemek yapmasını beklemeye hiç niyetim yoktu. ***** YASEMİN Başı kucağımdaydı bir elimle saçlarını okşarken diğer elimde tuttuğum kitabı okumaya çalışıyordum, sayfayı çevirmek için elimi her çektiğimde tutup başına koyuyordu. “Yeter ama Oğuzhan sayfayı ağzımla mı çevireyim” “Ağzının olmasını istediğim çok güzel bir yer var” “Yine başlama kitabın en güzel yerindeyim” dedim demez olaydım elimden çekti. Elinden almaya çalıştım ayağa kalktı, kitabı yukarı kaldırdı kolunun uzunluğuna yetişemezdim ellerimi göğsümün altında bağladım, bağdaş kurup oturdum suratımı astım… “Adam kadının kollarını bacaklarını dur burasını atlamayayım gözlerini de bağlıyor iyiymiş” diyerek kitabımı elime verdi. Yine kucağıma yatıp televizyonu açtı, kitabı birkaç sayfa okudum bıraktım, bacağım uyuşmuştu “Canım bacağım uyuştu ve uykum geldi biraz uzanacağım” dedim kalktı yastığı koltuğun baş kısmına dayadı geriye çekilip kolunu gösterdi. Koynuna kıvrıldım belimden tutup iyice kendine çekti “Evimiz olursa bu koltuktan kesinlikle almalıyız hem geniş hem de çok rahat” “Bu evi seviyor musun?” “Bir odası daha olsaydı iyi olurdu, bu halini de sevdim.” Eli kıpır kıpırdı, saçlarımı yana itip boynumdan öptü “Başka neyi seviyorsun” “Seni seviyorum ulaşmak istediğin yere ulaştın mı?” Onu sevmek, sevdiğimi söylemek o kadar doğal geliyordu ki. Yabancı biri hayatınızın tam merkezine gelip yerleşiyor senden daha çok sen oluyordu. “Beni sevdiğini duymak çok güzel, ulaşmak istediğim yerler bambaşka uyuman için seni rahat bırakacağım. Sonrası için neler olacağına bakarız hadi gözlerini kapat” Beni arzulaması hoşuma gidiyordu, sanki vücuduma tapınıyor hiçbir noktamı atlamadan okşuyor, seviyor öpüyor beni o denizden bu denize atıp duruyordu. Her an onun bana hissettirdiklerini ister durumdaydım sevişmeye başlamasını dört gözle bekliyordum. Bu seferde ben başlatsam ne olurdu… Belimde duran elini tutup şortumun belinden içeri soktum, başını boynuma gömdü “Beni delirtiyorsun” “Seni istiyorum sev beni” “Nasıl istiyorsun söyle bana” “Ne yapsan çok hoşuma gidiyor istediğin dilediğin gibi sev beni. Bana verdiğin o hissin içinde kaybolmak istiyorum” Duygularımı bilmeliydi… “Her zaman böyle ol benim başlatmamı bekleme, istediğini belli et ki seni dilediğince seveyim” Koltuk istediği kadar geniş olsun yatak kadar rahat değildi, o da benim gibi düşünüyor olsa gerek, kollarından kurtulup yatak odasına koşmama hiç itiraz etmedi. Beni soymasını beklemedim üstümdeki iki parça giysiyi bir çırpıda çıkarıp yatağa uzandım. Bir süre beni seyretti uyanışını görebiliyordum bu hali fazlasıyla hoşuma gidiyordu. Soyundu bu adama açlık duyuyordum. Dolaba gidip sabahlıklarımın kuşaklarını eline alınca gülmeye başladım kitapta okuduğu sahneyi canlandırmaya çalışıyordu “İyi hoş da bizim yatağımız bu bağlama işine uygun değil. Bağlamada neymiş bana dokunmanı daha çok seviyorum diyerek kuşakları elinden fırlattı, gülmem başını bacaklarımın arasına gömene kadar sürdü. Ondan sonrası ihtiras denizin içinde kaybolmak gibiydi… ***** Yine bir hafta sonu gelmişti, gerçi biz her gün tatil günlerinde gibiydik, Oğuzhan işsiz ben işsiz evde pinekleyip duruyorduk. İşin en ilginç yanı kocamın bu durumun umurunda olmamasıydı. Ya beklediği bir şey vardı, ya da üzülüyor bana belli etmek istemiyordu. Annem börek yapacağını söyleyerek kahvaltıya çağırdı. Kahvaltıya gelemeyeceğimizi akşama mutlaka uğrayacağımızı söyledim. Oğuzhan tekrar ifade için çağrılmıştı Mithat Bey hala yoğun bakımdaydı. Oğlu bulunamıyordu, bu olumsuz haberlerin yanında tek olumlu haber Kemal’in babasının yakalanıp hapse atılmasıydı. Hâkimin kararı ömür boyu ağırlaştırılmış müebbet cezası olmuştu. “Ben ifadeyi verip gelince annenlere gideriz” “Evi toplayıp hazırlanır seni beklerim” Asansöre binene kadar arkasından baktım, ev onsuz bomboş olmuş gibiydi… Kahve yapmak için mutfağa yürüdüm kapı çaldı bir şeyini unutmuş olmalıydı. “Ne unuttun” diyerek kapıyı açtım karşımda duran adamı görünce resmen dondum, “Yasemin sensin” dedi… Taylan da benim kadar şaşırmış görünüyordu, kapıyı kapatmaya çalıştım ayağını içeri soktu “Seni fahişe Oğuzhan’la bir boklar karıştırdığınızı biliyordum” Tüm gücümle kapının açılmasını engellemeye çalışıyordum, başaramayacaktım. Kapıyı bıraktığım gibi yatak odasına koşup içeriden kilitledim. “Arkamdan ama dalga geçmişsinizdir. Seni elime geçirdiğim an anandan doğduğuna pişman olacaksın. O adi herif seni becerdiğimi görünce deliye dönecek. Kapıyı aç orospu ondan daha iyi olduğumu göreceksin.” Kapıyı yumrukluyor tekmeliyor ağzına gelen küfrü ediyordu. “Ulan sana adam gibi davrandım yine gittin o kancık herife yamandın. Ne zamandan beri seni düzüyor ha ne zamandan beri. Ona benim dedim Yasemin benim dedim özellikle sana yanaştı aklınca geçmişin intikamını almaya çalışıyor pezevengin çocuğu. Bana yapılır mı ulan bu, gelmişini geçmişini siktiğimin orospusu kapıyı aç, açmazsan çok daha fena olacak” Telefonumu salonda bırakmıştım ne yapacaktım en ufak bir seste yukarı çıkan aksi komşum neredeydi. Hala deli gibi tekmeliyordu, ses kesildi bir an gitti diye düşündüm ağır bir şeyle kapıya vurmaya başladı, kırmaya çalışıyordu tahta kapıda çatlaklar oluşmaya başlayınca çığlık çığlığa bağırmaya başladım “Bağır, çığlıkların çok daha fazlasını altımda seni becerirken atacaksın” *****
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD