Çocuğun koluna dikkat ederek üstünde ki rengi kaçmış kan içinde kalmış penyeyi çıkardım gözlerime inanamıyordum kemikleri sayılacak kadar zayıftı, tüm vücudunda morluklar vardı. Başı önünde öylece duruyordu duşa soktum kanlı sular temizleninceye kadar yıkadım kurulayıp giydirdim hala ağlıyordu dayanamayıp yüzünü sevdim “Sen abisin değil mi?” başını salladı “Kardeşine sahip çıkmalı onun karşısında dimdik durmalısın ki kardeşin ağlamasın, korkmasın” yine sessizce tamam gibilerden başını salladı. Biz dışarı çıkınca Yasemin kızla banyoya girdi, kızın koluna pansuman yapılmış üstü kapatılmıştı. Sağlık görevlisi yarasının derin olduğunu hastaneye götürülerek dikiş atılması gerektiğini söyledi. Polise babalarını sordum henüz bulunamadığını her yerde arandığını, çocukları yurda götürüp koruma altına alacaklarını söyledi. Güner anne konuştuklarımızı duymuştu “Polis bey çocukların hali perişan bir süre ben baksam biraz toparlansalar olmaz mı” diye sordu. “Gözleriyle şahit oldukları olaylar çok kötü, psikolojik tedavi görmeleri gerekiyor birazdan görevliler gelecek. Onlar karar verirler, istediğiniz zaman çocukları görebilirsiniz karşı çıkacaklarını sanmıyorum”
Yasemin kızı yıkamış giydirmişti, gül gibi çocuklardı. Dünyada binlerce erkek kadın, çocuk için deli divane olup hastanelerde tedavi görürken böylesi acımasız insan öz çocuklarına zarar veriyordu. Anlamak mümkün değildi.
Yasemin iki çocuğu da kanepeye oturttu “Kemal polis abilerle, gelecek görevlilerle gitmeniz gerekiyor, sizi koruma altına alacaklar söz veriyorum yalnız kalmayacaksınız. Bizlere izin verdiklerinde sizi ziyarete geliriz, bana söz ver ağlamayacaksın tek başına değilsiniz. Sen benim en akıllı öğrencimsin sınavlarını geçip hayal ettiğin gibi ileride polis akademisine gireceksin bu yüzden gelecekte ki meslektaşlarından korkma ne diyorlarsa onu yap” Henüz dokunmadıkları yiyecekleri konuşurken çocukların ağzına veriyordu…
Polis Kemal’in başını okşadı “Hadi gidelim geleceğin polisi, kız kardeşinin elini tut ilk önce hastaneye gideceğiz. Koluna bakıp sizi muayene edecekler sonra biraz sohbet edip yurda götürüp teslim edeceğiz bak doktor hanımda geldi. O da yanımızda gelecek, öğretmenin sonra gelir sizi dolaşır”
Polisin telefon numarasını rehberime kaydettim babalarıyla ilgili bir haber aldığında bize telefon açacaklarını söyleyerek gittiler ev bir anda sessizleşmişti. Her birimiz ayrı yerde oturuyorduk. Yasemin sessizce ağlıyordu, sarılıp gözyaşlarını sildim. “Ağlama artık, kendini harap ettin”
“Ufacık çocukların yaşadıkları anlar aklıma gelince gözyaşlarım kendiliğinden akıyor. Bu nasıl bir canavarlıktır anlayamıyorum.”
Akıl alacak gibi değildi, bir anlık öfkenin getirdiği katliam o çocukların hafızalarından nasıl silinecekti. Daha dün bu evde düğün vardı, şimdiyse acı... Güner anne açsınızdır diyerek masa hazırlamaya kalkınca Yasemin de onunla beraber kalktı, kadınımı böyle mutsuz görmeye dayanamıyordum. “Hadi birlikte yemeğe gidelim değişiklik olsun”
Güner anne valilikte toplantı olacağını işine geri dönmesi gerektiğini söyledi. Onu işine bırakıp yolumuza devam ettik. “Çocuklar nasıl acaba?”
Yüzü asık, sesi üzgündü “Lütfen üzüldüğün yeter artık, iyilerdir. Birkaç gün sonra gider dolaşırız, sana ne anlattı?”
“Babası yine para istemiş annesi de yok deyince evdeki televizyonu almış, diğer çocuklar önüne geçmişler. Siz misiniz önüme geçen demiş facia başlamış. Kemal kardeşimi zor kurtardım arka pencereden kaçtık dedi. Bu çocuklara ne olacak, böylesi bir vahşeti görüp nasıl sağlıklı bir birey olarak yetişecekler”
Kucağında yumruk yaptığı ellerini tuttum “Kim bilir belki sevgi, şefkat, ilgi görüp yaşam şartları iyileştirilirse geçmişi arkalarında bırakarak büyüyebilirler”
“Yıllardır yangın fotoğraflarına bile bakamıyorum, içim fenalaşıyor hemen kardeşim aklıma geliyor, iki küçük çocuğun yaşadıklarıyla, gördükleriyle kıyaslanamaz bile”
“Polis bu yüzden psikolojik destek görmeleri gerekir dedi, bir süre gözetim altında tutarlar. Hiç olmazsa başlarının üstünde bir çatı, yiyecekleri sıcak bir yemek olur. Kemal akıllı bir çocuğa benziyor kendini toparlayacağından eminim, kız küçük henüz olayın tam olarak farkında bile olduğunu sanmıyorum bu yüzden yurda alınmaları iyi oldu. Ne yemek istiyorsun ya da yola çıkalım” Söylediklerime sadece Yasemin’i değil, kendimi de inandırmak istiyordum. Çocukların ruhsal durumları berbat olmalıydı…
“Gitmesek mi? Alışveriş yapalım evimize gidelim ha orası ha burası ne fark eder”
“Değişiklik olur diye düşündüm ama sen bilirsin, neresi diyorsan orası olur. Benim derdim sensin yer veya mekân değişikliği değil” Aklı iki küçük çocuktaydı, yakınlarında olmak Yasemin açısından daha iyi olacaktı. Gitmek için ısrar etsem kabulleneceğini biliyordum, derdini yanında taşıyacak kendini daha çok mutsuz edecekti.
“Şimdilik burada kalalım kendimi biliyorum aklım çocuklarda kalacak, birkaç gün sonra gider dolaşırız istersen ondan sonra gideriz”
Büyük marketlerden birinin önünde durdum evimiz için ilk kez alışveriş yapacaktık. İlk yöneldiği reyon kahvaltılık ürünlerinin sergilendiği yerdi. “İstediğin özel bir şey var mı? Yediğin veya yemediğin şeyler” diye sordu. Haklı bir soruydu olaylar hızla geliştiğinden birbirimizin yemek yeme alışkanlığını bile bilmiyorduk. Benim onun hakkında bildiğim tek şey lahanayı sevmediğiydi. “Taze kaşar peynirini sadece fırın yemeklerinin ve domates çorbasının üstünde ve tosttun içinde severim kahvaltıda yemem. Diğerleriyle bir sorunum yok. Kavurma alabiliriz yumurtalı güzel olur”
“Senin için alalım ben sevmiyorum”
Ürünlerden azar azar alıyordu hazırlanıp verilen pakete baktığımı gördü “Gidecek olursak süt ürünlerinin fazla dayanmayacağını düşündüğümden az alıyorum” diye açıklama yaptı. Kendi haline bıraktım. Et reyonunun önüne geldik tavuk mu, et mi? diye sordu ikisinden de birer paket alıp sepete attım “Etçil olduğumu biliyor olmalısın ama en sevdiğim et yemeği köfte, sulusunu, salçalısını, kurusunu her çeşidini severek yerim”
“Bende severim ama güzel iyi pişmiş bir bifteğe, bol kekikli et soteye de de hayır demem. Yanında da tane tane pişmiş pilav olursa nefis olur” dedi et sote paketi de sepete girdi. “Pişmesi uzun sürmezse eve gittiğimizde yaparsın”
“Evde ne var ne yok bilmiyorum pirincin var mıydı?”
“Ne arar evde yemek yemiyordum ki” Bir iki ilave daha yapıp şimdilik bunlar yeterli liste yapıp öyle geliriz zaten dolaplar çok küçük fazla doldurmanın anlamı yok dedi. İlk alışverişimiz bitmişti. Kasaya yürürken birkaç paket çerez aldım Yasemin de patates cipsini ekledi. “Bunları görünce dayanamıyorum bir daha alırsam beni engelle”
“Seviyorsan niye engel olayım”
“Garip bir huyum var paketi açtım mı sonuna kadar yiyorum kendime engel olamıyorum sonra da kilo alacağım diye üzülüyorum”
“Birkaç kilo almanın zararı olmaz. Yine de sağlıklı yiyecek grubunda değil onun yerine çerez meyve ye”
“Sen hiç meyve yemiyorsun hadi biraz üzüm alalım”
Alışveriş yaparken morali yerine gelmişti ve ben onu böyle neşeli görünce sevinmiştim. Aynı eve girip aynı mutfakta yemek yapmak ve onun gitmeyip yanımda kalacağını bilmek çok daha keyifliydi. O kadar acele çıkmıştık ki ev olduğu gibi duruyordu. Yasemin mutfağa girince dağınıklığı topladım, topladım da bu koca gelinliği nereye koyacaktık. Yanıma geldi elimde ki gelinliği paketine geri koydu katladı “Anneme gidecek, acelemiz olmasaydı üstüme göre diktirir düğünümüzden sonra geri verirdik. Şimdi boşuna durup yer kaplayacak”
“Evlenmek için acele ettiğimize pişman mısın?” dedim belime sarıldı “Asla pişman değilim, birbirimizi yeterince tanımasak bile çok uzun bir geçmişimiz var ve yeterince tanımanın açılımı ne onu da bilmiyorum. Yıllarca flört etmiş çiftlerin ayrıldığını gördüm onlar geçirdikleri zaman boyunca hiç mi birbirlerini tanımamışlardı. Ya da birbirlerini hiç tanımadan görücü usulü evlenen çiftlerin uzun yıllardır evli kaldığını biliyorum buna örnek dedemler. Bu yüzden acele ettiğimiz için baştan birazcık karşı gibi olsam da, evlendiğimize göre birbirimizi tanıyarak ilerlememizin daha sağlıklı olacağını düşünüyorum. Önemli olan anlayış, sevgi ve sadakat… Uyumlu muyuz değil miyiz onu da zaman gösterecek”
Yüzünü avuçlarımın içine aldım “Bu kadar genç birinin bu kadar olgun düşünceleri olmasına hayret ediyorum. Seni boşuna sevmedim” dudaklarında kocaman bir tebessüm oluştu “Bende bu adam beni niye sevdi diyordum” Güzelim dudaklarını nasıl öpmezdim. Gecenin anıları henüz çok tazeydi… Parmaklarını dudaklarımın üstüne koydu. “Kendine hâkim ol kocacığım düdüklü tencere ötüyor eti yakmayalım”
Karımın yemekleri çok lezzetliydi, pilav tane tane olmuş, et yumuşacıktı. Salata bile güzeldi, yaparken sirkeli mi limonlu mu seversin diye sormuş olması ona bir kez daha hayran olmama sebep olmuştu. Düşünceliydi ben sirkeyi seçince salatayı ikiye bölmüş kendininkine limon sıkmıştı. Dediği gibi zamanla farklılıklarımızı öğrenecek orta yolu bulacaktık. Büyük olan bendim ve onu asla kaybetmek istemiyordum böylesi bir kadınla karşılaşmak benim şansımdı bu şansımı elimde sıkı sıkı tutacaktım.
Kendine Türk kahvesi yapmış, bana da sevdiğim kahveden pişirmişti. Yanıma oturdu dayanamayıp elini çıplak bacağına koydum, bu günün onun için zor geçtiğini biliyordum o istemeden sevişmek için zorlamayacaktım. Televizyonu açtım haberlerde siyasetten başka konu yoktu. “İstediğin bir kanal var mı?”
“Benim televizyon seyretme alışkanlığım yok. Sen hangi kanalı istersen açabilirsin”
“Film seyretmek ister misin?” Başını sallayınca film kanalını açtım, o olmasın, bunu beğenmedim, ben korku filmi izleyemem diyerek birbirimizin seçimlerine itirazda bulunduk. Kumandayı elimden alıp televizyonu tümden kapattı. “Yurt dışında geçirdiğin zamanı anlat, neler yaptın, oralarda tek başına nasıl zaman geçirdin, iş yerinden arkadaşların var mı? Nerede kalıyordun, kaç kadını evine attın”
Onca soruya cevap vermesi kolaydı son soru tehlikeliydi. “Çok rahat insanlar yabancı ülkede sanki kendi ülkemde gibi rahattım ya da benim karşıma iyi insanlar çıktı. İki çocuklu bir ailenin yanında kalıyordum, beni hiç dışlamadılar. İlk başlarda biraz zorlandım okula devam etmek için yeterlilik sınavına girme şartı var. Başarabilmek için deliler gibi çalıştım desem yeridir. Gecem gündüzüm birbirine karışıyordu yabancı dile yatkınlığım sayesinde zorluk çekmeden öğrendim. Öğrenmeye de devam ettim hiçbir isteğin bir gecede olmuyor. Zaman ve çaba gerekiyor azmettim sınav notum yüksekti. Üniversiteye girmeye hak kazandım. Bundan sonrası daha kolay oldu. Ailenin yanından ayrıldım, ev arkadaşı arayan öğrenciler vardı. Onlardan birini seçip evlerine taşındım gerçi pişman oldum ama an itibariyle başka çarem yoktu.”
“Niye başka çaren yoktu? Yanında yaşadığın ailenin yanından ayrılmadan okula gidemez miydin?”
“Nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum, kadın baştan çok iyiydi sonra davranışları değişmeye başladı, kıyafetleri aşırı açıldı. Olur olmaz zamanlarda odama giriyordu, dokunuyordu resmen cinsel tacize uğramaya başlamıştım ayrılmaktan başka çare bulamadım”
“Kadın güzel miydi bari”
“Güzel olması, seksi olması benim gözümde yoktu. İki çocuk annesi ve evli olması önemliydi” dedim aferin benim namuslu kocama dedi birde yanağımdan öptü. Dizinde duran elimi biraz daha yukarı kaydırdım. Ters tepki vermiyor oluşu cesaretimi arttırdı elimi biraz daha yukarı kaydırdım dudaklarında hafif bir tebessüm oluştu…
“İkinci evinde niye pişman oldun,”
“Ders çalışmakla ilgileri yoktu daha çok eğlence arayışındaydılar. Aşırı pislerdi iki ay zor dayandım, başka bir eve geçtim yine iki kişinin oturduğu öğrenci eviydi temizdiler, çalışkandılar, Piyer’in iki de bir eve kız atmasından başka bir sorunumuz yoktu. Bu durumdan benden daha çok Elsa şikâyetçiydi”
“İki erkek bir kız aynı evde mi yaşıyordunuz?”
“Çoğu öğrenci evinde bu tür oda komşuluğu oluyor, işin ilginç yanı yıllar sonra oldu Elsa ve Piyer okulun son senesinde evlendiler, halada evliler. Onlar evlenince ve benim staj başlayınca yanlarından ayrılıp daha küçük bir yer tuttum, buraya gelene kadar o evde oturdum”
“Tek başına eve çıktın neler yaptın”
“Okumak, çalışmak dışında değişik bir şey yoktu. Çok nadir dışarı çıkıp arkadaşlarla takılıyordum”
“Ya kız arkadaşlar…”
“Okuldan iş yerinden arkadaşlar tabii ki vardı”
“Özel birileri yokmuydu?”
Soruları tehlikeli yerlere doğru gidiyordu, kaçmanın tam sırasıydı “Evden işe, işten okula, okuldan yine eve böyle yaşadım. Ben duşa giriyorum sabah çok erken kalktık”
“Anlatmaktan kaçıyorum demiyorsun da zamanı bahane ediyorsun”
*****
Kadınlar niye erkeklerin geçmişlerini didiklemeyi isterlerdi hiç aklım almıyordu. Duşa girip yatağa uzandım, salonda dolaşıyordu fazla gecikmeden geldi. Dolaba gidip gecelik aldı, ışığı kapayıp banyoya girdi. Kollarıma çırılçıplak gel diyemedim bu gece onu rahat bırakacaktım. Duştan akan su sesini duymak bile beni sertleştirmeye başlamıştı suyun altında ki halini hayal ediyordum. Su sesi kesildi fönle saçlarını kuruttu neredeyse beline kadar uzanan saçlarını kurutması zor olmalıydı. Yan döndüm benimki benden bağımsız harekete geçmişti, banyonun kapısı açıldı ışığı odaya vurdu “Oğuzhan bana bak” diyen sesini duyduğum an döndüm ve kalakaldım. Bir kolunu kapının pervazına dayamış, diğer elini incecik beline koymuştu ayağında yüksek topuklu ayakkabılar vardı. Ve üstünde ki varla yok arası danteli görünce beynimden vurulmuşa döndüm bu nasıl bir güzellikti. Arkasından vuran ışıkla ilahe gibi görünüyordu. Elini belinden çekmeden bir iki adım attı, çevresinde döndü önünde az olan dantel arkasında hiç yokmuş gibiydi sıkı yuvarlak kalçalarına arzuyla baktım. Tekrar döndü önüne gelen saçlarını elinin tek hareketiyle geriye attı, benimki zonklamaya başlamıştı… Üstümde ki çarşafı attım ne halde olduğumu görmesini istiyordum görmüştü dudaklarında hafif bir tebessüm oluştu, dilinin ucuyla dudağını yaladı. Kendimi sıkıca kavradım neredeyse boşalacaktım. İki adım daha attı ayağının takılmasıyla yüz üstü yatağa düştü kahkahayla gülmeye başladı. “Benim seksiliğim işte bu kadar olur” dedi gülmeye devam etti. Yatağa yayılan saçlarını geriye ittim kollarından tutup üstüme çekerken gülüşünden öptüm.
*****