9.BÖLÜM

2164 Words
Gece deliksiz bir uyku çekmiştim. Sabah olduğunda da yatağımdan gerinerek kalktım, fakat lavaboya geldiğimde saçlarımın kuyu cadısı gibi dağınık bir halde olduğunu ve yüzümün ise son iki gün yaşadığım stres yüzünden, sivilcelerle dolmuş olduğunu gördüm. Bu sivilceler de o iki salağın da stres kadar yan etkileri vardı elbet. Ulan millete başını döndüren adamlar çatar, ya bizdekiler adamlar sivilce çıkartıyor insanda. Aynanın karşısın da daha fazla kendime bakmaya dayanamayıp hızla saçımı başımı düzeltim. Sonra giyinip kahvaltımı da yaptıktan sonra hiç hoşlanmasam da hafif bir makyaj yaptım. Evden çıkıp iş yerinin yolunu tuttum, iş yerine vardığımda kapanmak üzere olan asansöre yetişebilmek için de koşmaya başladım. Fakat hızımı alamayınca önümde duran Mert'te istem dışı hafiften çarptım, meğer elinde kahvesi varmış gıcık herifin, haliyle kahvesi yere döküldü. Kahvesi dökülünce sinirle gözlerini kısıp yüzüme bakmaya başladı. " Şey özür dilerim..." Bakışları daha da sertleşti gıcık herifin. " Kahvemi döküp sadece özür mü diliyorsun yani!." Şaka gibi yemin ederim daha ne yapacaksam, kendimi tutamayıp önce yüzüne dik dik baktım sonra da alaycı ses tonumla . " Evet Mert bey yoksa siz dökülen kahveniz için ağıt filan yakmamı mı bekliyordunuz?" Sözlerim onu daha da sinirlendirmişe benziyordu. Çünkü üzerime yavaş yavaş yürümeye başlamıştı. Haliyle bende azıcık geri bastım. " Hayır kuzu kafa, aslında senin yeni bir kahve almanı bekliyorum. Şimdi gidiyorsun ve karşı caddedeki kahve dünyasından bana yenisini alıp geliyorsun." Bu sözlerine sinir oldum haliyle bunlar iyice beni uşağı belledi artık, ters ters bakmaya başladım. O ise "Hayırdır içinden mi saydırıyorsun kuzu kafa" diye laf soktu, eksik beyin. Ulan ben sana cevap vermeye bile üşeniyorum ,sen de gelmiş bana kahve al diyorsun, birde sana laf soktuğumu ima ediyorsun gıcık herif. Ben hala ona sinirle bakarken o ise "iyi misin kuzu kafa, ne bekliyorsun hala?" diyerek hafif bir höykürüşte bulundu. "İyiyim Mert bey, ne olsun Allah sizi kahretsin diye bekliyorum, siz nasılsınız?" tabi bu bela kısmı biraz dişimin arasından olmuş olabilir. " Anlamadım ne etsin?" Hay ben sizin kulağınıza bir şeyi de duymayın arkadaş. "Kahve diyorum nasıl olsun Mert bey?" Son sözlerimden sonra geri adım atıp, aşağılayan bakışlar gezdirdi üzerimde. " Kalsın artık zaten ağzımın tadı kaçtı." Birde bana ağzı bozuk diyorlar, ulan insana böyle ilham veren adamlar oldukça daha çok saydırır insan. Ya sabır çekip cevap vermeden asansöre bindim. Asansör kapısı kapanacakken, artık bende hiç şans olmadığına kanaat getirdim, ya gökten 3 elma düşse bana ağacın gövdesi düşer öyle oduna meyilli bünyem, çekiyorum sabah sabah odunları, Yiğit efendide geldi yani odunlar çoğaldı. "Günaydın" Mert "Günaydın" dedi fakat benden tık olmayınca hemen bozuluverdi paşazade, halt yiyenin evlatları, sanki Monaco prensi bunlar. "Hayırdır hala sıkıntın mı var, sekreter hanım? "Sekreter!" tuhaf geldi bak şimdi, kuzu kafaya bünyem bayağı alışmış demek ki. " Yok yiğit bey ne olsun" dedim tabi yan gözle Mert'e bakıp "Süper başlayan ve öyle de geçeceği belli olan bir gün, ne sıkıntım olabilir ki?" Yalnız Mert beyimiz laf sokunca ters ters yüzüme baktı. Birde kürtaj yasaklanacakmış, ulan bütün gereksiz insanlar doğmuş zaten yasak kime. Allahtan muhabbet uzamadı Yiğit efendi bozulan yüzüyle Mert'te dönüp onunla konuşmaya başladı. Sonunda son kata geldik ve asansör açıldı tabi canım masam göründü, hızlı adımlarla masama ilerledim. Şu an Serdar ortaç şarkısı gibi oldum, çok mutluyum ama konuyu bilmiyorum, masamı gördüğümde hiç bu kadar sevinebileceğimi zannetmezdim. İki Paşazade de bana bakıp dalga geçer gibi gülerek önümden geçip gittiler. Ben ise arkalarından ter ters bakarken Nazım bey çıka geldi. Beni görünce de eşiğini kaybedip tekrar bulan köylü gibi adamın bir sevinip sarılması varmış. Uzunca bir sürede sarıldı. Fakat sarılması bitince bana sitem dolu bakışlarla baktı. " Artık böyle bir şey istemiyorum Ebru, bir daha benden habersiz bu işyerini asla bırakmıyorsun kızım tamam mı?". Nazım amcamın bu sözleri beni duygulandırmadı desem yalan olurdu. " Peki Nazım bey!" " Bizim iki hayta geldi mi? " "Evet Efendim odalarındalar az önce geldiler." Dedim. Nazım bey ise Yiğit'in ve benim odasına gelmemizi söyledi. "Peki efendim" deyip Yiğit'i telefonla aradım. Fazla sürmedi o da odasından çıkıp yanıma geldi. " Hayırdır Nazım amca niye çağırdı beni?" diye sordu. Alnımda müneccim falan yazıyor galiba. " Bilmiyorum Yiğit bey" deyince odaya doğru ilerledi. Bende arkasından ilerleyince beni fark edip geri döndü. " Hayırdır kuzu kafa tamam çekici bir erkek olduğumu biliyorum ama burası iş yeri az ötede dur istersen," Ah zavallı gözlerim, bunlar yüzünden devrildi yine. " Siz ve şu sizin su götürmez espirileriniz yok mu Yiğit bey? gülmeyi isterdim ama Nazım bey bekliyor." diyerek odaya ondan önce daldım. Nazım amcam masada Mert'te masanın önündeki tekli koltukta oturuyordu. Nazım bey İkimize birden bakıp oturmamızı söyledi. Yiğit masanın diğer yanındaki koltuğa otururken bende Nazım beyin tam karşısındaki ikili koltuğa oturdum. Nazım bey önce benim yüzüme baktı. " Ebru sen üç gündür yoktun," Nazım amca böyle deyince peşinden fırça gelecekmiş gibi iki paşazade ağızlarını kapatıp kıs kıs gülmeye başladı. Fakat Nazım amcam. " Aslında on gün süren iş gezisine çıkmam lazımdı kızım, fakat sen olmayınca şirket başı boş gibi kalacaktı, Mehmet beyde Paris'te olduğu için gelemiyor, haliyle bir sorun olduğunda çözecek insan yoktu, malum bunlar daha işten anlamıyorlar. Yani şu durumda bunlara da değil şirket, eşek bile emanet edemezdim. Bu yüzden gidemedim kızım" İşte goll Nazım amcam dan iki salağın tam suratlarının ortasına 90 dan çaktığı goll, tabi bu sözlerin üzerine bende gülmemek için kendimi zor tuttum, fakat yarı gülme yarı gülmeyi ört pas etmek için öksürüp durdum olduğum yerde. Yan gözle iki Paşazade ye baktım ikisinin de suratları hem sinirden hem utancından kıpkırmızı olmuş olduğunu gördüm. Mert dayanamayıp. " Baba sen ne dediğinin farkında mısın?" Nazım amcam gayet ciddi tavırla. " Evet oğlum kuzenin Mehmet olsa neyse ama siz, size transistörler desem, siz transeksüel anlarsınız, nerde daha bu şirketi yönetmek, daha pişmeniz lazım oğlum." Artık bende kayış kopmuştu, kendimi tutamayıp istemeden resmen kahkaha attım. Fakat Yiğit bana sinirle dönüp bakıp da. " Kendine gel kuzu kafa sen kime güldüğünü sanıyorsun? "deyince kıvırmak lazımdı. " Üzgünüm aklıma izlediğim bir şey geldi de, sizle alakası yok Yiğit bey" İşte yalanda doktora da bitti mezun olma zamanı... "Eminim öyledir kendine hakim olsan iyi olur" diye tehdit etti yemediğini belirterek. Nazım beyi bu sözleriyle bu Mehmet denen kuzeni merak etmeye başlamıştım, belli ki bu salaklardan daha zeki biri olmalıydı. Sonra zorda olsa gülmeyi kesip kendimi toplayıp Nazım beye döndüm. " Peki Nazım bey, siz hiç merak etmeyin gözünüz de arkada kalmasın, sizin yokluğunuzu aratmam, ama yerime bakacak biri lazım." dedim. " Bundan eminim kızım sana güveniyorum, yerine de geçen bakan kız adı neydi?." " Zeynep efendim." " Ha işte o kız gelir. " sonra iki paşazade ye döndü "Benim öğleden sonra uçağım var, Ebru kızım da bu odayı kullanacak" Tabi Nazım amcam böyle deyince Mert öküzü de hemen itiraz etti, " Sekreterle aynı odayı mı paylaşmamı istiyorsun yoksa baba?" " Tabi ki hayır oğlum" deyince Nazım bey Mert zafer kazanmış gibi yüzüme baktı. Gıcık! Nazım amcam ise yüzündeki ciddiyetini yine hiç bozmadan devam etti sözlerine. " Bu oda Ebru'nun sen geçici olarak Yiğit'le aynı odada çalışacaksın. " sonra bana döndü. "Şirketle ilgili kararları sen vereceksin, yine de takıldığında beni ararsın Ebru kızım, ama malum imza yetkileri Mert ve Yiğit'in olacak, ben yokken de işleri öğretmeye çalışırsın bunlara" sonra gözleri kolundaki saate ilişti. " Neyse benim artık çıkmam lazım, konu anlaşıldığına göre ben gidiyorum artık." deyip yerinden kalktı son bir kez bana dönüpte de "Hadi her şey sana emanet kızım" diyerek çıktı. Bende Nazım bey odadan çıkar çıkmaz onun koltuğuna doğru ilerleyip yayılarak oturdum. Telefonu kaldırıp alt departman da çalışan Zeynep'i arayıp Nazım beyin odasına gelmesini söyledim. Telefonu kapatınca bana dik dik bakan iki öküze döndüm, intikam zamanı.. " Eğer sizde anladıysanız artık odamdan çıkabilirsiniz," diye kaşım gözümle İmalı bir şekilde kapıyı gösterdim, gergin olan Mert daha da gerilip ayağa fırladı. " Fazla havaya girme kuzu kafa, unutma imza yetkisi bizde biz onaylarsak yani patron biziz," Seni götümle dinliyorum şu an der gibi bakmazsam olmaz. " Tabi ama benim karar verdiğim konulara Mert bey" diyerek alayla yüzüne baktım, Yiğit geri kalır mı? Oda ayaklanıp. " Bunu bir savaş ilanı sayarız kuzu kafa" Ya arkadaş ağdayı görse bal sanıp ekmeğin üzerine sürüp yiyecek, gelmiş birde bana savaş diyor, nasıl tavan yapmış bir ego varsa bunlarda. " Savaş mı ? Demek ki sizi bayağı korkutmuşum Yiğit bey" tam elini kaldırıp cevap verecekken içeri Zeynep girdi. Tabi lafı yine içinde kaldı dangalağın, ama parmağını yüzüme görüşeceğiz der gibi sallamayı ihmal etmedi. İkisi de bana gıcık olmuş bakışlarla odadan çıktılar. Zeynep ise hemen meraklı bakışlarla bana döndü. "Kızım o ne bakışlar öyle ortalık buz kesti resmen, hem senin ne işin var yaşlı tekenin koltuğunda" "Bil bakalım on beş gün geçici patron kim?" " Yok artık o zaman o öldürücü bakışların sebebi anlaşıldı şimdi" "İkinci bomba geliyor hazır ol , yerime de sen bakıyorsun canım kankim." " Hımm tamam." " Hımm tamam mı ?Kızım burada çığlığı basıp, ağzının kulaklarına gelmesi gerekmiyor muydu?" Zeynep'in yüzü düşmeye başladı nedense.. "Hayırdır bu ne surat ne oldu?" Zeynep ağzını büzüp biraz duraksadıktan sonra nihayet dökülmeye başladı. "30 dakika önce Serdar aradı" "Ayyaş Serdar!" "Tamam içiyor da ayyaş da değil yani" " Kızım o iti ben hiç ayık görmedim ki, hem sen niye bu kadar düşüncelisin , yoksa.... Yine o salakla çıkmayı falan düşünmüyorsun değil mi?" Zeynep başını sağa sola sallayıp hayır der gibiydi. Ama yine de ayar vermek lazım bu kıza. Canım arkadaşımı kurda kuşa yem edecek değiliz. Çünkü bu Serdar iti geçen sene sarhoş kafa kıza saldırmış, tabi benim yırtıcı kaplanım Zeynep, salağı paralayıp elinden kurtulmuş, fakat salak kankim "Sarhoştu yoksa böyle bir şey yapmazdı" diye çocuğu polise şikayet etmek yerine sadece ondan ayrılmıştı, aşkın gözü bu kadar mı kör olur arkadaş. Ama Allah'tan o aşk söndü gitti. Yine de müdahale şart. " Sakın Zeynep ulan o it seni sadece sarhoşken arıyor, Necibe teyze seni işkembe çorbası muamelesi gör diye mi besleyip büyüttü kızım? Sakın Zeynep sakın". " Tamam bende kendimi uşağın kollarına atacak değilim, sadece ne bileyim eski günler geldi lan aklıma işte". "Gelmesin Zeynep, onlarda gelmesin, neyse sende aşağıdaki eşyalarını toplayıp gel hemen sekreterliğe" Kankim tamam deyip, odadan çıktı. O çıktıktan sonra da tüm günüm yorucu geçtiği için yorgunluktan başıma ağrılar girmeye başlamıştı, bu yüzden kalkıp sekreterliğe Zeynep'in yanına gittim, fakat Zeynep'in gözleri bana bakmak yerine Yiğit'in kapısının önüne kitlenmişti. Çünkü personel müdürü olan seksi Elif hanım kapının önünde Yiğitle muhabbet ediyordu. Gözlerinin önünde parmağımı şıklatıp, "Dünyaya gel kızım " dedim. Kısa bir afallamanın ardından, " Görüyorsun değil mi halt yiyeni, ulan şu karının yüzüne kara tavuk baksa yemin ederim kırk gün yumurtlamaz, ama kadındaki şu havalara bak sen resmen sülük gibi yapıştı çocuğa." Zeynep'in şu hali komikti doğrusu, kendi de wifi görmüş telefon gibi her önüne gelene bağlanıp durmasa. "He he öyledir muhakkak, neyse boş ver sen onları şimdi sende ağrı kesici var mı? Başım çok ağrıyor." Sanki kıza uzay mekiğin var mı diye sorduk, gene kitlendi Yelloz. Zeynep'e neyin var diye soracakken arkamdan sinsice gelen Yiğit'in sesiyle irkildim. " Hayırdır başın mı ağrıyor kuzu kafa? Patron koltuğuna oturduğun zaman geçer merak etme" Komik olan neyse yavşak, başım ağrısa da altta kalmak olmaz bünyeye ters. " Çalışmak böyle bir şey Yiğit bey haliyle bir yerde o koltuk insanın başına ağrılar sokuyor, tabi siz bunu nereden bileceksiniz dimi ? Hani çalışmak filan." dedim , haliyle sözlerime iyice bozuldu, kaşlarını çatıp. " Sen yine çok konuşmaya başladın sekreter, sabrım taşıyor. " "Anlayacağınızı bilsem kısa keseceğim ama" Aslında suç bende ne diye her havladığında cevap veriyorsam hoşt de geç anasını satayım. Başım ağrıdığı için fazla uzatmak istemediğimden hemen Zeynep'e döndüm, " Eğer beni soran olursa sabrın sonundaki selameti bekliyor dersin" diye arkamdaki Yiğit'e son kez lafı giydirip odaya girdim. Masama oturmuş hem çalışıp hem söylenmeye başladım. Fakat çok geçmeden içeri daldı öküzler, ulan resmen geri zekalılarla uğraşma vakfı gibi oldum. Onları görmemle sinirlerim yine tavan yapmıştı. Fakat onlar gayet eğleniyor gibilerdi. Mert gayet pişkin bir halde önümdeki koltuğa yerleşip. "Duyduğuma göre başın ağrıyormuş kuzu kafa nasılsın diye bakmaya geldik, bizi görünce iyi gelir diye düşündük" dedi, öbür dangalak da diğer koltuğa yerleşip pis pis gülmeye başladı. " Aslında geçmişti, fakat siz gelince ağrılarım yine geri gelmeye başladı." diyerek başımı ovaladım. O sıra da telefonum çaldı, arayan babamdı, haliyle bekletmeden hemen açtım. "Efendim babacığım" " Ebru 10 dakikaya oradayım kızım, senide alıp ailecek yemek yemeğe gideceğiz." Kolumdaki saate baktım ve çoktan çıkış saatinin geldiğini gördüm. "Peki babacığım on dakikaya ben hazır olurum ,gideriz." Deyince iki öküzüm nedense birden ayaklanıp, üzerlerini başlarını düzeltmeye ve hazır ola geçmeye başladılar. Tabi bende telefonu kapatınca alayla yüzlerine baktım . " Hayırdır hazır ola geçtiniz birden?" Mert saatine bakıp, yalandan hafifçe öksürüp boğazını temizledi. " Seninle burada kalıp sohbet etmek isterdik ama hay Allah çıkış saati gelmiş" diye Yiğit'e baktı. O da başını hızla sallayıp "Ha tabi. Nasıl olsa sonra görüşürüz. " diye son bir kez laf çakıp ikisi beraber odadan çıktılar, aslında resmen kaçtı korkaklar. Canım babam benim gölgen bile yetiyor. Hazırlanıp Zeynep'le beraber şirketten çıktık. Fazla geçmeden babam geldi. Bizde Zeynep'le öpüşüp vedalaştıktan sonra şoför kapıyı açınca babamın lüks minibüsüne bindin, annem ve babama sarılarak öptüm, fakat tam yerime yerleşip camdan dışarı baktığımda Mert ve Yiğit'in şaşkın gözlerle bana baktığını gördüm. Hımm bu hiç iyi olmadı şimdi bu iki salağa gel de durumu açıkla...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD