Cihangir'in anlatımıyla devam Şafak sökene kadar Dicle’nin teninde hüküm sürdüm. Korkusu, o çocuksu çekingenliği her halinden belliydi ama bana karşı koyamadı, koymadı. Dicle de anlamıştı artık; benden kurtuluşu yoktu. "Alırım," demiştim ve almıştım. Şimdi kollarımın arasında, dünyanın en masum uykusuna dalmıştı. Bana sarılmamıştı henüz, biliyorum. Ama içimde bir yerlerde o inanç vardı, İsteyerek, arzulayarak kollarımda uyuyacağı geceler de gelecekti. Elim bacaklarında usulca geziniyordu. O an kıpırdandı, uykulu bir sesle mırıldandı, "Biraz daha anne..." İstemsizce güldüm. Nerede olduğunun, kiminle olduğunun farkında bile değildi. Kulağına doğru eğilip fısıldadım, "Annen değilim yavrum, ama uyu... Biraz daha uyu. Sesimi duyduğu an gözlerini fal taşı gibi açtı. Bir anda gerçekli

