Odamdaydım. Kapana kısılmış gibiydim. Aklımda tek bir düşünce vardı: gece olsun ve buradan gideyim. Başka hiçbir şey istemiyordum. Annemin sesi koridorda yankılandı. “Dicle, akşam yemeği hazır.” Gitmek istemiyordum ama gitmezsem babamın tepkisini biliyordum. İçimden istemeye istemeye odadan çıktım. Masaya oturduğumda Yılmaz abim her zamanki gibi heyecanlıydı. “İş kuracağım,” diye anlatıyordu. “Büyüteceğim, herkes beni konuşacak.” Onu dinliyormuş gibi yapıyordum ama aklım bambaşka bir yerdeydi. Dilan karşımdan bana baktı. Gözlerinde bir şey vardı. Acıma mı, korku mu, karar veremedim. Dudakları aralandı, sonra vazgeçti. Hiçbir şey söylemedi. Kızamadım. Küçüktü. Korkuyordu. Hak veriyordum. Babam bir anda bakışlarını üzerime çevirdi. “Yarın Cihangir Ağa’dan en ufak bir şikayet duymak is

