GELİN HAMAMI ❤️❤️❤️

1138 Words
Kozan konağının geniş avlusunda sabahın ilk ışıklarıyla hareketlilik başlamıştı. Annem Ayşe Hanım, her zamanki otoriter ama şefkatli sesiyle avlunun ortasında durmuş, kahvaltı hazırlıklarını yapıyordu. Ben de yanına gidip elindeki tepsiye uzandım. "Ver ana, ben taşırım içeriye. Yorulma sen." "Sağ ol güzel kızım. Dilan nerede? Uyandıramadın mı yine o uykucuyu?" Tam o sırada Dilan, saçlarını yarım yamalak toplamış, esneyerek yanımıza geldi. "Geldim ana, geldim! Hemen de dedikoduma başlamışsınız." "Dedikodu değil kız, gerçekler! Hadi, boş durma da şu zeytinleri sofraya diz." Üçümüz mutfakla sofra arasında mekik dokurken, içimde sabahın bu huzuruna gölge düşüren bir huzursuzluk vardı. Cihangir Ağa’nın üzerimde hissettiğim o ağır, delici bakışları... Ne zaman başımı kaldırsam göz göze gelecekmisiz gibi hissediyorum ve bakışlarda anlam veremediğim, beni ürperten bir sahiplenme vardı. Elimdeki ekmek sepetini masaya bırakırken bir an duraksadım. Göğsüme bir öküz oturdu sanki. Kendi kendime fısıldadım, "Yok canım, daha neler... Koskoca ağa, evli barklı adam. Kuma olarak beni istemez herhalde, değil mi?" Dilan koluma çarpınca sıçradım. "Abla, daldın gittin yine! Ne fısıldıyorsun kendi kendine?" "Hiç... Hiç bir şey. Uykumu alamadım herhalde." " Aman dikkat et, babam görmesin dalgınlığını. Bugün neşesi yerinde, bozmayalım." Annem bizi izlerken kaşlarını hafifçe çattı, sanki içimden geçenleri sezmiş gibi yanıma yaklaşıp elini omzuma koydu. " Dicle, neyin var kızım? Yüzün kireç gibi oldu birden." "Yok bir şeyim ana, iyiyim. Sadece biraz başım dönüyor, geçer şimdi." Sofraya oturduğumuzda lokmalar boğazıma diziliyordu. Cihangir Ağa’nın o sert çehresi gözümün önüne geldikçe nefesim daralıyordu. Onun gibi heybetli bir adamın gölgesi bile insanı ezmeye yetiyordu. Eğer düşündüğüm şey gerçekse, eğer o bakışlar bir niyetin habercisiyse... "Allah’ım sen koru," diye dua ettim içimden. "Benim hayallerim başka, hayatım başka olsun. Bir yuvanın üstüne, bir kadının ahıyla kurulacak o koltuğa beni oturtma." Sofrayı toparlamış, mutfakta annemle işleri bitirmeye çalışıyorduk ki annemin telefonu çalmaya başladı. Annem ellerini kurulayıp ekrana baktığında yüzündeki o şaşkınlığı ve anlık gelen ciddiyeti gördüm. Arayan Şehnaz Şahinoğlu’ydu, Cihangir Ağa’nın annesi. ​Annem hemen toparlanıp sesi titreyerek açtı telefonu. Biz Dilan’la birbirimize bakıp nefesimizi tuttuk. Şehnaz Hanım’ın o mesafeli ama otoriter sesini odanın sessizliğinde duyar gibiydim. Annem sürekli "Tabii buyrun Şehnaz Hanım," "Olur şehnaz hanım," "Hayırlısı inşallah," diyerek konuşmayı bitirdi. Annem telefonu kapattığında yüzündeki ifade, sanki üzerine koca bir dağ yıkılmış gibiydi. Şehnaz Şahinoğlu, o mağrur ve ulaşılmaz kadın, bizi hamama davet etmişti. Bu sıradan bir hamam daveti değildi, hepimiz biliyorduk. Eskilerin o meşhur "kız görme" adetiydi bu. Şehnaz Hanım, oğluna alacağı kadını tepeden tırnağa süzmek, bir kusuru varmı görmek için bu yolu seçmişti. ​Annem titreyen sesiyle haberi verdiğinde dizlerimin bağı çözüldü. " Yarın çarşı hamamına gidiyoruz kızlar. Şehnaz Hanım, "Eski adetimizdir, hanımlar arasında bir arınma yapalım, hem de hayırlı bir kapının eşiğinde olduğumuzu konuşuruz" dedi." Akşam, babam geldiğinde bizim yanımızda hiç bir şey konuşulmadı. Yılmaz abim oldukça mutluydu, İki haftaya kalmaz istediği tesisi kuracakmiş öyle dedi. Babam, abim kadar sevinçli değildi. Annem" kızlar sabah erken kalkacağı, hamama gidilecek işimiz çok" o an anladım babama anlatacaktı. " Allah'ım babam izin vermesin" diye düşündüm ama Cihangir Ağa'nın kuma alacağını duyduğunda verdiği tepki tüm hayallerimi yıktı. ​Gecem uykusuz geçti. Yatağımda dönerken Cihangir Ağa’nın o sert çehresi ve sanki beni esir alan bakışlarını düşündüm ve içimdeki korku daha da arttı. Sabah olduğunda sanki idama gidiyormuşum gibi ayaklarım geri geri giderek düştüm yola. ​Hamamın o ağır, nemli ve sıcak havası kapıdan girer girmez yüzüme çarptı. Şehnaz Hanım, en baştaki geniş kurnanın başında, etrafına bir kraliçe gibi kurulmuş bizi bekliyordu. Yanına vardığımızda annem eğilip elini öptü, ben ve Dilan da arkasından aynı şeyi yaptık. ​Şehnaz Hanım, gözleri üzerimde gezmeye başladı. Islak mermerlerin üzerinde yankılanan sesler bile kalbimin atışını bastıramıyordu. Üzerimdeki peştamal'e rağmen kendimi o kadar savunmasız ve çıplak hissettim ki... Bu sadece bedensel bir durum değildi, sanki ruhumu, hayallerimi ve tüm gururumu o mermerlerin üzerine bırakıyordum. ​Sıcak suyun buharı arasında Şehnaz Hanım’ın sesi yankılandı, " Gel yamacıma otur Dicle. Şöyle bir yakından göreyim seni." ​Yanına çöktüğümde, annesinin o incelemeci bakışları omuzlarımda, ellerimde, saçlarımda geziniyordu. Bir malı pazarda seçer gibi, en ince ayrıntıma kadar süzüyordu beni. Bakışlarında bir beğeni vardı belki ama o beğeninin arkasındaki kibir beni mahvediyordu. Cihangir Ağa’nın beni layık gördüğünü, annesinin de bu "uygunluğu" tescillemeye geldiğini bilmek canımı yakıyordu. ​"Maşallah, dedi Şehnaz Hanım soğuk bir gülümsemeyle. Endamın yerinde, yüzün de ay gibi parlak. Cihangir’im seni boşuna sayıklamıyormuş günlerdir." ​O an başımdan aşağı dökülen sıcak su bile içimdeki o ürpertiyi dindirmedi. Annemin bir kenarda sessizce, boynu bükük bizi izlemesi içimi daha da parçaladı. Koskoca Şahinoğlu ailesi, geleneklerin arkasına sığınarak hayatımı ellerine almıştı bile. Şehnaz Hanım elini çeneme atıp yüzümü kendine çevirdiğinde, gözlerinin içinde kendi esaretimi gördüm. ​"Kuma olarak beni istemez değil mi?" diye sayıklayan o umut dolu sesim artık susmuştu. Şimdi sadece o mermer odada yankılanan, bir kadının diğer bir kadının hayatını şekillendirişinin acımasız sessizliği vardı. ​ Hamamın o boğucu sıcağından sonra dışarının serin havası yüzüme çarptı ama içimdeki yangın sönmek bilmiyordu. Nemli saçlarım ensemde ağırlaşmış, ruhum o mermer taşların üzerinde hırpalanmış gibi hissediyordum. Annem ve Dilan’la birlikte sessizce sokağın başına doğru yürürken, her adımımda o aşağılanmışlık hissi peşimden geliyordu. ​Sokağın köşesini döndüğümüzde, siyah heybetli bir arabanın yolun kenarında bizi beklediğini gördüm. Kalbim o an göğüs kafesimi zorlamaya başladı. Arabanın kapısı yavaşça açıldı ve Cihangir Ağa, sanki o anın sahibiymiş gibi aşağı indi. Üzerindeki o jilet gibi takım elbisesiyle, etrafa yaydığı o baskın güçle tam karşımızda duruyordu. ​Gözleri anneme ya da Dilan’a değil, doğrudan bana kilitlendi. O bakışları tanıyordum artık; kaçacak yer bırakmayan, "sen benimsin" diyen o kararlı bakışlar. ​Annem hemen toparlanıp selam verdi, " Cihangir Ağam, hayırdır inşallah?" ​Cihangir, annemin sorusunu duymamış gibi yaptı. Bakışlarını bir an bile üzerimden çekmeden ağır adımlarla yanımıza yaklaştı. Aramızdaki mesafe azaldıkça nefesimin kesildiğini hissettim. Burnuma çarpan o erkeksi, sert kokusu başımı döndürdü ama bu bir hayranlık değil, köşeye sıkışmışlığın getirdiği bir sersemlikti. ​" Yolumun üzerindeydi, sizi eve ben bırakayım istedim Ayşe ana." ​Sesi o kadar alçak ama o kadar emrediciydi ki... Annem çekinerek "Zahmet etmeseydin ağam" dese de, Cihangir çoktan arabanın kapısını açmış, geçmemiz için bekliyordu. Annem ve Dilan arkaya binerken ben bir an duraksadım. O an her şeyi unutup yüzüne karşı "Beni neden rahat bırakmıyorsun?" diye bağırmak, o mağrur duruşunu yerle bir etmek istedim. Ama dilim damağım kurudu, tek bir kelime bile dökülmedi dudaklarımdan. ​Cihangir yanıma kadar sokuldu, eğilip sadece benim duyabileceğim o boğuk sesle, "Yüzün kireç gibi olmuş Dicle... Korkma, ben sana zarar vermem...." ​Bu sözler bir teselli değil, bir prangaydı sanki. Onun himayesi altına girmek, özgürlüğümden vazgeçmek demekti. Gözlerimi kaçırarak hızla arabaya bindim. Yol boyunca dikiz aynasından beni izlediğini, her hareketimi takip ettiğini hissedebiliyordum. ​O an ilk kez bu kadar net anladım, Benim için artık geri dönüş yoktu. Cihangir Ağa hükmünü vermiş, annesi de mühürlemişti. Ben ise sadece bu yazgının içine sürüklenen, sesi kısılmış bir kurbandım. Konak vardığımızda arabadan inerken içimden sadece şu geçti, "Kuma olarak beni o kapıdan içeri soktuğunda, sadece beni değil, o kadının da hayatını yakacaksın Cihangir Ağa. Bu vebalin altından nasıl kalkacaksın?"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD