Tüm başlar bahçe kapısının sesi ile o yöne çevrildi. Ardından endişe içerikli tebessüm yüzlerine yerleşti. Onların gelmesi demek zamanın azalmasını işaret ediyordu. Öykü yavaşça yayıldığı çimlerden kalktı. Kitabını kilimin üzerinde bırakarak ellerini şortunun arka cebine yerleştirip gelen çifte doğru yürümeye başladı. Doktor Necla öne atılarak kıza sarıldı. Dinçer yanağını sıktı. Normal davranışlar sergilemeye çalışıyorlardı. Hoş bir sabahın ardından bedenleri yine gerginliğe meyil etmişti. Necla ona sarılmış olsa da Öykü ellerini ceplerinden çıkarmadan sadece “Hoş geldiniz” dedi. “Nasılsın Öykücüm?” “İyi… Sen?” “Bende iyiyim, teşekkür ederim. Çok güzel bir ev burası. Özellikle de bahçesi” “Evet… Güzeldir” Kızın kısa ve mecburen verilmiş gibi duran cevaplarını bir tarafa kaydetti.

