Öykü’nün sakinliği endişe vericiydi. Bir saat önceki patlamadan sonra bir daha ne zaman aynısını yaşayacak diye kuruntu yapıyorlardı. Kardeşine ve annesini inceleyen gözlerle bakıyordu. Bir şey hatırlayabilecek mi merak içindeydi fakat zaman geçse de değişen bir durum yoktu. Hala hatırlamıyordu ve hala onlar yabancıydı. Bir tek fiziksel benzerlikleri vardı. Misbah Hanım, Necla’nın yardımı ile sofrayı kurdu. Öykü’nün yardım teklifini geri çevirdiler. İki kadın pratik bir şekilde hazırlıklarını tamamladılar. Öykü yemek buldun mu ye mantığını hala koruduğu için tabağında tek bir lokma kalmayana kadar bitirdi. Kardeşi ona bakıp biraz daha rahat yedi ama annesi çatalı ile yemeği dürtmekten başka bir şey yapmadı. Kızının uzak duruşu, yabancı gibi bakması bir anne için dayanılması zor bir acıyd

