19. ÇEMBERİ DARALT!

895 Words
CEMRE'NİN AĞZINDAN... "GÖRDÜN DEĞİL CEMRE! MUTFAĞA GELMİŞ, BİZİ DİNLEMİŞ! BENİM KARIMI BENDEN KORUYOR İT OĞLU İT! SENDE GÖZÜ VARDIR YOKSA!" Bu cümleye kadar her şey yolunda gidiyordu. Elimi alnıma koymuş, iki saattir çalan çenesinin susmasını bekliyordum. Yanındayken ağzını açamadı, gidince bülbül kesildi artist! "Saçmalama istersen!" dedim elimi geriye çekerek. "Ayrıca şu hâl ve hareketlerini Ateş varken görseydik dimi Diyar? Niye gittiklerinde kabarmaya başladın?" "Sen..." dedi ben daha anlamadan dibimde biterek. "O şerefsizin adını nerden biliyorsun?" "Ben..." dedim başımı hafiften ileri götürüp burnunun dibinde durarak... "Ateş'i Aslı'dan dolayı tanıyordum zaten! Ayrıca adamın ismini bilmem de ne gibi sorun var? Başka kadınların koyunlarında sabahlayan adam mı diyor bunu bana?" "Biz seninle aynı kalıp mıyız Cemre? Bilemezsin isim falan! Bırak ismini, gölgesini bile bilemezsin!" "Göz rengine kadar biliyorum!" dedim inatlaşarak. Dellenmekse dellenmek! Yetti canıma artık. Kendisi yapacak, her b.ku yiyecek, bana gelince kafanı kumdan çıkartma öyle mi? "Anlamadım?" dedi üzerime eğilerek. "Gözleri diyorum, maviydi sanırım..." Unutmak ne mümkündü? İğne yaptırmaya geldiğinde görmüştüm güzel tonunu. Daha o günden dikkatimi çekmişti duruşuyla... "Anlamadım!" diye tekrar etti ancak bu sefer ellerini omuzlarıma bastırarak. "Gözler-..." Görmeye tahammül edemediğim, bıyıklarıyla örtülmüş dudaklarını dudaklarıma kapattığında var gücümle ileriye itmeye çalışıyordum. Midem ağzımdaydı sanki. Bana ilk temasıydı ve çok iyi anlamıştım ki Diyar'ın nefesine bile tahammülüm yoktu. Çırpınıyordum dokunuşları arasında. Sağ eliyle başımın arkasından kavrayıp kaçmamı sıfıra indirdi. Güçlü oluşu, güçsüz oluşuma galibiyet getiriyordu. Böyle zafer olmaz olsun, böyle evlilik olmaz olsun, böyle koca olmaz olsun! Hiçbir zaman sevemeyeceğin bir adamla ömür çürütmek mi, olmaz olsun! Sonunda dudağını ısırdım ve acıyla ayrıldı bende. Kalbim korkuyla çarpıyordu olduğu yerde. Göğüs kafesimin içinde kaçmak uğruna mücadele veriyordu sanki. Ona bile dar geliyordu artık yaşadıkları, bağrında biriktirdikleri... "NE YAPIYORSUN!" diye çığlık attım. Kendimi berbat hissediyordum. Hızlıca banyoya koşup dudaklarımı sabunla defalarca kez çiteledim. Sanki kokusu sinmişti üzerime. Ne yaparsam yapayım geçmiyor, burnumun ucunda duruyordu. Hem yıkıyor hem de ağlıyordum bi yandan. Dayanılmaz raddeye ulaşan psikolojik şiddet çekip gitmem için alarm veriyordu. Ayaklarımın yöneldiği kapıya kalbimin dur deyişiyle engel oluyordum. Babamın canı için... "Yeter artık Cemre! Kocanım senin, ne bu kadar abartı tepki!" "KAPA ÇENENİ!" diye bağırdım. "Ben senin çeneni kapatacağım bekle! Sen dua et ki kocan benim! Bu topraklarda başka adama baktığını söyleyeceksin, yaşatmazlar seni!" Sınırdaydı artık. Açık musluğu kapatarak önüme düşmüş saçlarımı geriye ittim. Başımı hafiften kaldırıp aynadan Diyar'a baktım. "Sen..." dedim gözlerimi karartarak. "Beni çok hafife alıyorsun Diyar!" Dalga kokan bir kahkahayla güldü bana. Bedenimle birlikte ona dönerek "Beni sakın hafife alma!" dedim. "Tamam kes! Ateş olsan kendini yakamazsın, burda durmuş bana kafa tutuyorsun! Madem hafife alınmayacak kadarsın, o zaman niye evlendin?" Sustum... Adamlığın konuşmadığı yerde saatlerce dil döksen kime, neye yarardı ki? Sadece beklesin ve görsün. Madem bir savaşın içine girdik, o zaman her şey mübahtır! Havluyla yüzümü kurulayarak banyodan dışarı çıkmak için kapıda dikilen Diyar'ın karşısında durdum. Yüzüme baktı, baktı, baktı... Yaklaşık 20 saniye tüm hatlarımı inceleyerek "Güzel olmasan katlanılacak kadın değilsin Cemre." dedi. "Bendeki bu güzellik beş para etmez, kocam adam olmadıktan sonra!" diyerek bedenini kenara itip odaya geçtim. Öfkeden deliriyordum ancak dışarı damla taşıramıyordum. Çünkü benim öfkelendiğimi görünce kendini zafer kazanmış sayıyordu. Yatağa girip örtüyü başıma kadar çektim. Zaten o da odada fazla kalmadan dışarı attı kendini... ••• "Yok bacım, yok dinlemiyor! Ne yaparsam yapayım olmuyor!" Şans eseri uyandığımda duyduğum cümleyle bilincim tamamen açıldı. Gözlerimi aralamadan dinlemeye devam ettim. "Seviyorum Nare, hem de çok seviyorum. Sevmesem katlanırım yaptıklarına? Gözleri varya abla... O gözleri beni bitiriyor. Yemyeşil..." Benden bahsediyordu sanırım. Eğer koynundan çıktığı kadında yeşil gözlü değilse kesinlikle benden bahsediyordu. "Bugün ilk kez öpmüşüm onu. Sakın ha! Anamlar bilmiyor daha kıza elimi sürmediğimi!" Bir süre susarak dinledi... "Abla çok sevmişim, hayatımda ilk kez birisini sevmişim. Gerekirse çocuğum olmamasına razıyım, yine de bırakmam onu!" Dehşet cümlelerdi duyduklarım. Köklü bir ailenin tek varisiydi Diyar. Erkek çocuğu istediklerini her sofrada üstü kapalı bile olmayacak şekilde dile getiriyorlardı. Çoğuna kulaklarımı tıkıyordum ancak Diyar'ın bakışlarını sürekli üzerimde hissediyordum. Çocuk istiyordu biliyorum... Bakalım töreler seni sıkıştırdığında ne yapacaksın Diyar? "Yemin etmişim, o istemeden asla zoraki birliktelik kurmam abla. Bugün öptüğüme bile pişman olmuşum. Yokk! İyiki öpmüşüm amma o istemeden yaptığım için pişman olmuşum. Damarıma basmıştır abla. İleri, geri konuşup duruyor. Yemin ediyorum başkası olsa farklı davranırdı." Bu kadar mı ağırdı töreleri. Tamam yaptıklarımı bende hoş bulmuyordum ancak damarımın üzerinde tepindiği anlarda tepem atıyor, gözüm hiçbir şey görmüyordu. "Şimdi uyuyor. Uyurken sabaha kadar onu izliyorum abla. Bi prenses gibi, hanım gibi uyuyor. Ara ara diyorum yanına sıvışsam... Sonra benden iyice soğur diye korkuyorum, yaklaşamıyorum." İyiki yapmıyorsun... Yaparsan beni hepten kaybedersin, ben bile beni kaybederim... "Diyar'ım bu iş böyle yürümez!" İlk kez duydum ablasının sesini. Sanırım hoparlöre almıştı. "Kadınsa kadınlığını bilsin! Yatakta odun gibi yatmakla kadın mı olunur? Koynuna girmesini bilsin, erkeğini elinde tutsun! Sonra sen de gidip başkalarının kollarında avutuyorsun kendini!" Dehşet verici cümlelerdi bunlar. Ne diyordu bu kendini bilmez kadın? Resmen kardeşinin yaptığını destekliyor, ardında duruyordu. "Erkeksin Diyar, kocasısın! Bence çok alttan alıyorsun. Ağırlığını koy kardeşim. Ya benim olursun ya da aileni dışarı atarım yeniden de! Nereye kadar böyle gidecek?" Gözyaşım süzüldü yastığımın üzerine. Kardeş dediğin orta yolu bulmaya çalışır, bu ateş çemberine sokuyordu herkesi. Korkudan nefes bile alamıyordum. Eğer ablasının ağzını dinlerse beni çok daha kötü günler bekliyordu... "Hadi şimdi kapatıyorum Diyar'ım. Yarın oraya geldiğimde daha detaylı konuşuruz." "Tamam abla." "Ama sen dediklerimi bi düşün olur? Madem seviyorsun, o zaman karın yap! Bak sana diyorum, o kız çok gözü açık bir kız! Baştan ezmezsen gün gelir başkasına kaçar. Arada resmi nikahta yoktur Diyar, seviyorsan çemberi daralt!"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD