3. Bölüm

944 Words
“Ha ha ha Hapşu...” Yaz ayında grip olmayı nasıl başarabilir bir insan. Tüm kemiklerimin ağrıdığını hissediyorum diye mırıldandı. Bu sabah fazlasıyla dinç kalmış olmasının erkenden yatıp uyumasıyla bir ilgisi vardı. Aldığı elbiseyi poşetinden bile çıkartmamış tekli koltukta öylece ona bakıyordu. Zira giyemeyecek olma ihtimEfe o kadar fazlaydı ki poşetten çıkartma zahmetinde bile bulunmamıştı. Saatine baktı 7.30du. İşe gitmesi için tam bir saati vardı. Yani kahvaltısını rahatlıkla yapabilirdi. Buzdolabını açtığında dondurulmuş pizza paketlerini gördü. Kesinlikle mükemmel bir kahvaltı olabilirlerdi. Hemen paketi açarak içinden 2 tanesini fırına attı. Kokusu etrafa yayılmaya başladığında gözlerini kapatarak içine çekti. Fazla mükemmeldi. Tam fırından çıkaracakken gelen mesaj sesiyle tezgahta ki telefona yöneldi. Gönderen : 00004445550022 Mesaj : Kahvaltıyı unutma! :) Tanımadığı bir numara kahvaltı etmesini mi istiyordu? Yani Melis gibi bir insana kim kahvaltı hatırlatırdı ki. Adını unutsa yemek yemeyi unutmazdı zaten. Oylum olabilme ihtimEfe epey yüksekti. Zira kilolarıyla dalga geçip sürekli yemesini espri konusu yapan tek kişi oydu. Cevapla tuşuna basarak fazlaca sinirle mesajını yazmaya başladı. Mesaj: Bana bak sıska! Senin yangınını söndürmek için tanıdığım itfaiyeciler var numaranı vereyim de kahvaltınızı birlikte edin! Mesajın gitmesinden bir kaç saniye sonra telefon çalmaya başladı. Arayan mesaj atan numaraydı. Melis kahkahayla telefonu açtı. “Korktun mu sıska?” “Ben anlayamadım mesajı.” karşısın da ki ses Oylum bir yana hem cinsinin bile değildi. Bir erkek sesi kesinlikle beklemiyordu. Şaşkınlığını atamamıştı üstünden. Titrek sesiyle. “Tanıyamadım.” dedi. “Ben Asaf Yılmaz. Diyetisyenin.” Olamaz adama yangınını söndürtebilirim mi demişti. Eliyle yüzüne istemsizce küçük bir tokat atarak ayaklarını birbirinin üstüne atıp kıvranmaya başladı. “Şey ben özür dilerim. Sizi arkadaşım sandım da. Gerçi arkadaşım da sayılmaz. İş yerinden. Kız yani.” Söyledikleri birbirine karışmıştı ama sadece arkadaşım dese bu kız arkadaşlarıyla itfaiyecilik mi oynuyor diye düşünmesini istemezdi. Kız diye belirtmesi de sanki ona kahvaltı hatırlatacak bir erkeğin hayatında olmadığını gösterir gibi olmuştu. Sahi şuan ne olmuştu? İşlerin iyice saçma noktalara gittiğini fark etmiş olacaktı ki “Sorun değil” dedi adam. “Ben kahvaltını ihmal etme diye mesaj atmak istemiştim.” Bu kadar düşük bütçelere bu hizmet fazla değil miydi ve devamlı böyle kontrol mü edilecekti? Hiç kaçamak yapamayacak mıydı? Gerçi başlayamadan bir sürü kaçamak yapmış sırf bu yüzden başlayamamıştı. Burnuna gelen yanık kokusuyla fırına yöneldi. 2 orta boy pizza simsiyah olmuştu. Gözlerini büyültüp telefona dönerek “Devamlı böyle kontrol mü edeceksiniz?” dedi sinirle. “Arada hatırlatmalar yapacağım sadece.” Bu adamın gayreti takdire şayandı. Telefonu sinirle suratına kapatarak pizzalara baktı. Telefona gelen yeni mesajla tekrar baktı. Aynı numaradan gelmişti mesaj. “Kahvaltı önemli :)” Sinirleriyle oynuyordu ve vazgeçecek gibi durmuyordu. Öncelik olarak telefonuna kaydetmekle başladı. “Ucuz ve Gayretli Diyetisyen” olarak kaydettiğini bilse hala kahvaltının öneminden bahseder miydi acaba? Çantasında ki listesini çıkartarak menüdekileri tek bir tabağa koydu. Bununla kuşlar anca doyar diye söylenerek yemeyi ihmal etmiyordu. ... “Erkencisin.” dedi Oylum sırıtıp masanın üzerine oturarak. Kırmızı ruju ve kırmızı topukluları hala yandığının resmiydi. “Evet.” dedi masasına geçerek. Üzerinde ki yeşil elbise, beyaz babetler ve toplu saçlar buralar çöl, kibrit bile yanmaz der gibiydi. “Ama ben senden daha erkenciyim.” kahkaha atarak kendi masasına ilerledi. Melis donuk bakışlarıyla Oylumin saçma hallerini izliyordu. “Sanırım bir yerlerini mükemmelleştireyim derken en önemli yerini kaybetmişsin.” “Neyimi?” dedi vücudunu kontrol ederek. “Beynini.” “Günaydın.” dedi Hande yüksek sesle odaya giriş yaparak. Gözünde ki gözlüğün bir sapını dişlerinin arasına almıştı. Bu ofiste ki tüm kadınlar fazla seksiydi. “Kaç kilo olduğunu yaz ve bana getir lütfen.” dedi Hande. “Anlamadım.” Oylum ise kahkaha atmamak için kendini sıksa da aptalca sırıtışı gözle görülmeyecek gibi değildi. “10 kilo diye anlaşmıştık. Ay sonun da bakacağım sözlerine ne kadar sadıksın.” dedi. Melis çantasından diyetisyenin yaptığı vücut anEfezi kağıdını çıkartarak uzattı. “Diyetisyene mi başladın.” dedi kadın kağıda göz gezdirerek “Güzel.” dedi ve gözü kg yazan yere takıldı. “109 mu?” dedi vücudunu inceleyerek. Kendini sıksa da saklamayı başaramıyordu. Oylumin sırıtmaları daha da artmıştı. Bunu bu kızın yanın da söylemek zorunda mıydı? “Neyse.” dedi. “Diyetisyen faturalarını şirkete gönder.” diyerek oradan ayrıldı. Bir yandan gömerken bir yandan yaptığı kıyak yüzünü gülümsetmişti. Bilseydi daha pahalı bir diyetisyene giderdi. 80 lira cebine kalacaktı bu bile iyi bir şeydi. Ucuz diyetisyen bedava diyetisyen kategorisine geçmişti. Hande hanım bir kaç adım geri atarak tekrar yanlarında belirdi. Umarım diyetisyen teklifini geri almazdı. Bu sefer Oylume dönerek “1 saat sonra geçen Melis’in yaptığı çizimin sunumu var. Efe beyde birazdan gelir. Bu iş çok önemli alırsak burada kalma ihtimEfeniz kuvvetlenir.” diyerek tekrar ayrıldı. Topuk sesleri git gide uzaklaştığın da başka bir topuk sesi yakınlaşıyordu. Oylum kollarını birbirine geçirip elini uzattı. Çizimi istediği gayet açık ve sinir bozucuydu. Zora ki de olsa çizimi verdi. Oylumin bu kendini üstün görme halleri zıvanadan çıkartacak boyuttaydı. Yarım halde masa üzerin de duran kağıtları yere düşürdüğün de daha da sinirlenmişti. Zaten fazlasıyla aç ve halsizdi. Masanın altına girdiğin de odaya parfüm kokusu doldu. Uzun boylu ve filmlerde ki kadar yakışıklı olan adam muhtemelen patronuydu. Bu kadar pahalı bir parfümü bu kadar fazla sıradan biri sıkamazdı herhalde. “Merhaba.” dedi sert sesiyle “yeni tasarımcı gEfeba.” dedi Oylume dönerek. “Evet Efe bey ben Oylum.” Yandığını belli etmeliydi elbette. Hareketleri fazlasıyla davetkardı fakat adamın pek umurunda değildi. Belli ki bu kadınlardan etrafında fazlaca vardı. “Bir kişi daha var demişti Hande bana o nerede?” dediğin de Oylume söyleme anlamında işaret yaparken yüzünü ve bedenini soktuğu haller bir anda adamın kafasını çevirmesiyle dona kaldı. Takıntılı patronuyla ilk tanışması yerde çömelmiş bir şekilde kilolarını 2 kat fazla gösterecek bir pozisyon da ve aptalca bir surat ifadesiyle olması adamın büyüyen gözlerinden pekte memnun olmadığının göstergesiydi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD