Bölüm 4

1859 Words
Mete bar tezgahına yaslanmış parmaklarıyla ritim tutarken, etrafta gezen gözleri bu gecenin talihlisini arıyordu. Yanındaki Koray da ağzına çerezden atarken “bu gece burası sakin” dedi. Mete kafasını sallayarak onu onaylarken gözleri onlara doğru gelen kadını gördüğünde yerinde hareketlenmişti. “Siktir” dedikten sonra bardağının dibindeki içkiyi kafasına dikip “ben kaçar” diyerek kapıya doğru yöneldi. Onun ani gidişiyle Koray arkasından “nereye” diye bağırdı ama Mete hızla arkasını dönmüş gidiyordu. Mete daha iki metre uzaklaşmadan başka bir kadınla yüz yüze geldi. Gözleri ateş saçan sarışın güzel “beni arayacağını söylemiştin” dediğinde, Mete ona gülümseyerek “bebeğim o kadar yoğundum ki fırsatım olmadı” dedi. O sıra omzuna vuran elle arkasına dönerken, Melis geldiği gün kapı dışarı ettiği esmerle burun buruna geldi. Gülümseyerek “merhaba bebeğim” dediğinde diğer taraftaki sarışın kollarını göğsünde bağlayarak ikisini izliyordu. Yüksek sesten büyük ihtimal Mete’nin dediğini duymamıştı ama ikisine daha çok yaklaştığı sırada esmer “beni arayacağını söylemiştin” dediğinde, sarışın kız diğerine bakarak “seni de mi?” dedi. Mete iki elini havaya kaldırıp gülümseyerek “hanımlar, hanımlar bu kadar büyütmeyelim, bence üçümüz de çok güzel bir grup olabiliriz” dediğinde havaya kalkan iki eli tam zamanında fark etmişti. Kızlar aynı anda ellerini havaya kaldırıp Mete’ye vuracakken, Mete eğilerek tokatlardan kurtulmuş, iki savrulan el birbirine çarptığında Mete ellerini ikisinin ellerinin üstüne yerleştirerek “işte bu el sıkışın, dostluk kazansın, dedim size çok iyi bir grup olabiliriz” dedi. Bunu derken kızların kulaklarından adeta dumanların çıktığına şahit oldu. Esmer kızın bile suratı sinirden kızarırken Mete’nin kurtarıcısı yanına gelen Koray olmuştu. Mete’nin omzuna elini atan Koray “kardeşim bu güzel hanımlar kim” diyerek sırıtıp, kızlara göz kırptığında Mete kızların yüzündeki değişimi görerek rahatladı. Kızlar Koray’a hayranlıkla bakmaya başlarken Koray esmere “adın ne bebek” dediğinde, kız gülümseyip “Dena” dedi. Koray “Dena” diyerek kızın ismini tekrar ettikten sonra elini tutup dudaklarına götürerek “Dena sana içki ısmarlamama izin verir misin?” dediğinde esmer güzeli adeta erimişti. “Evet” dedikten sonra Koray ile birlikte bara doğru ilerlerken dönüp, arkasına bile bakmayan esmerin arkasında kalan Mete ise sarışın güzele dönüp gülümseyerek “peki ya sen tatlım, içki içmek ister misin?” dedi. Kız ona gözlerini devirse de “tamam” demeyi de ihmal etmemişti. Mete gülümseyerek onun beline elini yerleştirip Koray ile esmer güzelinin yanına, bara, doğru yönlendirdi. Hep beraber içkilerini yudumlarlarken çok geçmeden alkolle rahatlayan düşünceler aradaki gerginliği de çözmüştü. Dördü birlikte dans edip biraz daha içtikten sonra gece ilerlediğinde Koray, Mete’nin kulağına eğilip “senin ev müsait mi?” dedi. Mete kafasını iki yana sallarken “Melis hala bende bu sefer sana gitmeliyiz” dediğinde, Koray “gitmedi mi o cadı daha” dedi. “Hayır, gitmeye de hiç niyeti yok.” “Bora’ya vurgun olduğunun farkındasın değil mi?” “Kapa çeneni Koray” dediğinde yanındaki sarışın Mete’nin koluna asılarak onu kendine çekmişti. “Ne konuşuyorsunuz” diyen kız dudaklarını büzerken, Mete gülümseyerek onun dudaklarına yaklaşıp “geceyi en güzel nerede geçirebileceğimizi” dedi. Sözleri kızın gülümsemesini büyütürken “planlarının içinde ben de var mıyım?” dediğinde Mete “sensiz olmaz” diyerek kızın dudaklarını esir almıştı. Tutkuyla kızın dudaklarını öperken Koray omzuna vurup “hadi bana gidelim artık” dediğinde kızın dudaklarından ayrılmış “bence de” diyerek bağırmıştı. Onun şevkine hepsi gülerken Koray yanındaki esmerin elini tutup çıkışa doğru ilerlediğinde Mete de kolunu sarışının beline atarak onu takip etti.  Gece Koray ve Mete için eğlenceli geçerken sabah kalktıklarında çıplak halde aynı yatakta uyanmayı beklemiyorlardı. Gözlerini ilk açan Koray olurken Mete’nin çıplak vücudunu karşısında gördüğünde çığlık atmış, Mete onun sesine uyanırken, Koray’ı gördüğü gibi o da çığlık atıp geri sıçradığında yataktan aşağıya düşmüştü. Koray da onun gibi sıçrayıp kalkmaya çalışırken, arkadan bağlı elleri sayesinde yataktan yuvarlanmıştı. Koray “Siktiğimin sabah ereksiyonunu benden uzak tut” diye bağırırken, Mete de “vücuduma mı baktın lan şerefsiz, ne yapıyorum lan ben senin yatağında” diye bağırıyordu. İkisinin de elleri arkada bağlıyken ayağa kalktıklarında birbirlerinin yüzlerine şaşkınlıkla bakıp kalmışlardı. Gözleri aynı anda aşağılara kayarken “ah siktir Koray bakmasan lan” diyerek arkasını dönen Mete Koray’ı güldürmüştü. “Bendekinin aynısından sende de var ne utanıyorsun lan hanım evladı” dedikten sonra ciddileşerek “kızlar nerede” dedi. Mete bağlı ellerini kıpırdatmaya çalışırken “nerede oldukları belli değil mi bizi bağlayıp tüymüşler” diyerek komedinin üzerindeki dantel iç çamaşırının üstüne bırakılan notu gördü. “İyi de oğlum sen benim yatağıma nasıl geldin” diyen Koray, ellerini kurtarmak için kesici bir alet aramaya giderken Mete notu eğilerek okudu. Sabah çok eğleneceğinizi umuyoruz. Katılamadığımız için kusura bakmayın çocuklar. Dena. Mete yazıyı sesli okurken Koray küfür ederek mutfağa ilerlediğinde, Mete de onu takip etti. Koray tezgahın üstündeki bıçağı gördüğünde sevinerek hızla oraya giderken arkasını dönerek bağlı elleriyle bıçağı aldı. Mete’ye yaklaşıp “dön arkanı” dediğinde Mete ondan uzaklaşarak “kıçıma bir bıçakla yaklaşamazsın dostum” diye bağırdı. Koray “başka nasıl kurtulacaksın geri zekalı” diye bağırırken, arkasını dönerek “gel şuraya” dedi. Mete dik bir şekilde duran bıçağa bakarken “hayatta olmaz sen şimdi kıçıma ikinci bir delik daha açarsın sana güvenmiyorum” dediğinde Koray homurdanarak “bıçağı al sen benim ipi kes o zaman” dedi. Mete “hah bak o olur” dedikten sonra Koray’a yaklaşırken, arkasını omzunun üstünden kontrol ederek bıçağı Koray’dan almaya çalıştı. Bıçağı aldığında Koray “eğer bir yerimi kesersen seni de ben keserim Mete” diye tehdit savurduğunda, Mete gülerek “korkma lan aletin önünde dua et ellerimizi oraya bağlamamışlar” demesiyle Koray gözünün önüne gelen görüntüyle titreyip “Allah korusun” demişti. Uzun uğraşların sonunda Mete, Koray’ı bağlardan kurtarırken ufak bir parça kanda dökmüştü. Koray elleri çözüldükten sonra Mete’nin bağlarını çözdü. İkisi de birbirine bakmadan giyinmek için odaların yolunu tutarken Mete “bu olay aramızda” diye bağırdığında, Koray “herhalde yani Bora’nın diline düşüp rezil olamam” diye karşılık verdi. Mete’nin gözleri Bora’nın yapacağı alaycı yorumlarla irileşirken “kesinlikle” dedikten sonra gece üstünü çıkardığı Koray’ın misafir odasına girmişti. Kıyafetlerini giyip telefonunu kontrol ettiğinde Melis’ten gelen sayısız çağrıları görmüştü. Mesaj atmayı da ihmal etmeyen Melis gece Bora’nın oraya geldiğini yazmıştı. Mete kaşlarını çatarken arama tuşuna basarak Melis’i aradı. Telefon çalıp çalıp susarken açan olmadığında kardeşini tekrar aramıştı. Sonunda Melis telefonu açtığında sesi titriyordu. “Efendim Mete” dediğinde Mete kaşlarını çatarken “minik fare?” dedikten sonra “ne oldu sana” dedi. Odadan çıktığında üstünü giyinmiş olan Koray da çıkmıştı. Birbirlerini kaflarıyla onaylayıp çıkışa ilerlerken Melis “ben dönüyorum abi” dediğinde Mete “ne” diye bağırdı. “Öyle işte dönmem gerekiyor. Havaalanındayım.” Mete daha çok şaşırırken “minik fare bana veda etmeden mi gidiyorsun” dedi. Melis bu sözlerle ağlamaya başlarken “Özür dilerim abi gitmem gerekiyor. Ben, ben akşam Bora ile biraz atıştım. Yani aslında o beni rezil etti işte, ben onun yüzüne bakamam artık” demişti. “Ah Melis” diyen Mete iç çekerken “sana daha başında Bora’dan uzak durman gerektiğini söylemiştim” dediğinde Koray kaşlarını kaldırıp Mete’ye bakmıştı. Birlikte otoparkta Koray’ın arabasına binerlerken Melis “onu sevdim” diye fısıldadığında, Mete kafasını iki yana sallayıp “hiç sanmıyorum minik fare, birini tanımadan sevemezsin ve sen Bora’yı zerre kadar tanımıyorsun. O yüzden şimdi git, kendini topla ve iyi düşün” dedi. Melis “duygularımdan gayet eminim abicik, her neyse, bunun bir önemi yok zaten, Bora beni net bir şekilde reddetti” dedikten sonra “seni seviyorum, gidip aneminde neler yaptığına bakmam gerekiyordu. Tekrar konuşuruz abicik” diyerek telefonu kapatmıştı. Melis habersiz geldiği gibi habersiz gitmeyi de seçerken Mete telefonu kapatıp arkasına yaslandığında “baş belasından kurtuldun sanırım ha” diyen Koray’a cevap vermedi. Evet, Melis yeri geldiğinde tam bir baş belası olabiliyordu ama onu merak etmeden de duramıyordu. Yanında olmadığı için kardeşinin neler yaptığını başına neler geldiğini daha çok merak ediyordu. Son gelişinden sonra ise merakı daha çok artmıştı. Çünkü bu gelen Melis ile önceki Melis arasında çok fark vardı. Evet, kardeşi artık büyümüştü, değişmesi normaldi ama Mete’yi bu değişim endişelendirmişti. Şirkete geldiklerinde ikisi de Bora’nın odasına yönelirken Mete “senin kendi şirketin yok mu?” diye takıldı Koray’a. Koray “ben kendi şirketime gitseydim seni kim getirecekti geri zekalı” dediğinde, Mete genişçe gülümseyip “sana da bahane lazımdı” dedi. Koray ona göz kırpıp etrafa bakarken “burada güzel hatun daha çok, bende her taraf kazma kaynıyor” diyerek sırıttığında Mete “arsızsın” diyerek kafasın iki yana salladı. “Bana diyene de bak hele” diyen Koray kahkaha atarken, Mete de ona eşlik ediyordu ki Bora öfkeyle ofisinin kapısını açmış ikisine bakmıştı. “Sonunda gelebildiniz. Siktiğimin işleri birinizin umurunda değil” diye bağırıp odasına geri girdiğinde Koray “senin baş belası akşam ne yaptıysa ayıyı fena dürtmüş” diye homurdanarak onu takip etti. “Ah Melis ah” diyen Mete de onu takip ederken Bora’nın karşısına geçtiklerinde gergin bir toplantıya başlamışlardı. Bora sert bir şekilde Mete’ye yeni yatırımın durumunu sorarken, Mete araştırmalarını açıkladıktan sonra Koray’a dönen Bora, son zamanlarda oteldeki güvenlik sorunlarıyla ilgili onu da haşladı. Bora’nın bol bağırıp çağırması sonucu toplantı bittiğinde Mete odasına gitmek için can atıyordu ki Bora “Mete sen biraz kal” dedi. Koray ona Allah yardımcın olsun dercesine bakarak koşar adım odadan çıkarken Mete, Bora’ya dönerek “bir sorun mu vardı” dedi. Ellerini masanın üstünde birleştiren Bora koyu mavi gözlerini ona dikerken “ben akşam içkiyi biraz fazla kaçırdım, yine sana geldim ama sen yoktun” dedi. Devam etmek için sıkıntıyla iç çektiğinde Mete “haberim var Melis söyledi” dediğinde, Bora oflayarak “bak onu kırmış olabilirim ama başka ne yapabilirdim bilmiyorum Mete, yani kadınlar konusundaki düşüncelerimi biliyorsun, senin kardeşin olduğu için onu kırmamaya çalıştım. Fakat çok ısrarcıydı. Akşam biraz ileri gittim. Sanırım gururunu kırdım” diye açıkladı. Gece geç saatte Mete’ye giden Bora onun olmadığını gördüğünde evden çıkacaktı ki Melis kalmasını onu rahatsız etmeyeceğini söylemişti. Bora ona güvenerek misafir odasına girdiğinde her tarafta Melis’in eşyalarını görünce vazgeçti. Kızı rahatsız etmemek için otelde kalmayı isteyerek evden çıkacağı zaman Melis yine onu durdurmuştu. Bora onunla biraz oturup gitmeye karar verdiğinde Melis onu sevdiğini söylediğinde verdiği kararın yanlışlılığını anlayan Bora ayağa kalkarak kapıya yönelmişti. Melis onun önüne geçip “bir şey söylemeyecek misin?” dediğinde, “ben dediğin o duyguya inanmam Melis, çocukça duygularınla ilgilenecek başka bir erkek bulmalısın” diyerek onu reddedince Melis de hırçınlaşmıştı. Önce Bora’ya onlara bir şans vermesi gerektiğini söylemiş Bora ise onu güzel bulmadığını onunla birlikte olmaya bile layık olmadığını söyleyerek orayı terk etmişti. Bunları söylerken Melis’in kadınlık gururunun kırılacağını hiç önemsememişti ama Mete’nin kardeşi oluşu onu tedirgin etmişti. Mete iyi bir çalışanıydı ve saçma bir konuyla onu kaybetmek istemiyordu. “Önemli değil patron. Onu en başta bende uyardım. Melis’in ne kadar ısrarcı olabileceğini biliyorum. Sorun yok.” Bora Mete’nin sözleriyle gözle görülür bir şekilde rahatlarken “ona dokunmadım” diye eklemeyi de unutmadı. Mete gülerek kafasıyla onu onaylarken “Melis’ten namusunu kurtarmana sevindim” diyerek şakaya vurarak ayağa kalktı. “Yapacak işlerim var iyi çalışmalar Patron” diyerek odanın çıkışına yürürken gülen yüzü çoktan asılmıştı. Tabi ki kardeşiyle ilgili böyle şeyler duymak hoşuna gitmemişti. Odasına giderken “Melis, Melis” diyerek dişlerini sıkarak solusa da kardeşinin bu durumuna neyin sebep olduğunu bilmekte istiyordu. Belki de biraz araştırma yapıp geride bıraktıklarının neler yaptığını öğrenme zamanı gelmişti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD