Ecem işe geldiğinde başı felaket ağrıyordu. Dün gece Mete ile dans ettikten sonra gecenin geri kalanını Mete ve Sera’nın sohbet etmesini izleyerek geçirmiş, izlerken de boş durmayarak alkolü biraz fazla kaçırmıştı. Eve nasıl gittiğini dahi hatırlamıyordu. Sabah kalktığında ağzında iğrenç bir tat, başında bu felaket ağrı vardı. Sera erkenden okul için evden ayrıldığından ona da bir şey soramamıştı. Gece çok fazla saçmalamadığını umuyordu. Her şeye rağmen hazırlanıp işe gelmeyi başarabilmişti. Tabi iki saatlik gecikmeyle… Asansörden iner inmez masasına doğru koşarken Mete’nin de uyuyakalıp gelmemiş olmasını diliyordu. Masaya çantasını ve elindeki dosyaları bırakıp Mete’nin odasının kapısına korkuyla baktı. Kapının kapalı olduğunu görünce omuzları düştü. Tabi ki mükemmel Mete Bey geç kalmamı

