Su odada onun yanındaydı.
Sessizdi.
Sadece bakıyordu.
“Abi…”
“Efendim güzelim?”
Su kısa bir an durdu.
Sonra sordu:
“Sevgilin var mı?”
Berke’nin yüzü sakindi.
Ama gözleri bir anlığına dondu.
“Yok… ama takıldığım kızlar var.”
Su’nun kaşları hafifçe çatıldı.
“Nasıl yani? Ciddi değilsin yani kimseyle?”
Berke telefonuna baktı.
Umursamaz görünüyordu.
“Bunları konuşmayalım.”
Su’nun sesi yumuşadı.
“Merak ettim sadece…”
Berke gözlerini kaldırdı.
Direkt ona baktı.
“Hoşlandığın biri mi var?”
Su hiç kaçmadı.
“Evet.”
Berke’nin çenesi sıkıldı.
“Yaşın daha küçük.”
“19 yaşındayım abi. Çocuk değilim.”
Berke başını hafifçe salladı.
“ ama hâlâ küçüksün. İnsanları tanımıyorsun. Niyetlerini anlayamazsın. Bu yaşta birini kandırmak zor değil.”
Kısa bir durdu.
“Uzak dur.”
Su sustu.
Gözleri yere kaydı.
Bir süre hiçbir şey demedi.
Sonra yavaşça:
“Yanında uyuyabilir miyim?” dedi.
Berke hiç düşünmeden cevap verdi.
“Olmaz.”
“Niye? Eskiden izin veriyordun…”
“İşim var.”
“Abi…”
Berke viskiden bir yudum aldı.
“Olmaz dedim.”
Su’nun sesi daha da yumuşadı.
“Eski günlerdeki gibi… sadece uyuyacağım. Söz.”
Berke derin bir nefes aldı.
Gözlerini kısa bir an kapattı.
“Tamam… ama hemen uyuyacaksın. Sorun çıkarmak yok.”
Su’nun yüzü bir anda aydınlandı.
Yaklaşıp yanağına küçük bir öpücük bıraktı.
“Teşekkür ederim abi.”
Berke yatağa yaslandı.
Yorgundu.
Su yanına uzandı.
Bir süre sessizlik oldu.
Berke telefonla uğraştı.
Sonra göz ucuyla baktı.
Su uyumuştu.
Yüzü sakindi.
Masumdu.
Berke telefonu kapattı.
Oda karanlığa gömüldü.
Bir süre onu izledi.
Sonra elini uzattı.
Yanağına dokundu.
Parmağı istemsizce kaydı…
Dudaklarına yaklaşırken yüzü gerildi.
Kendini geri çekti.
Çenesi sıkıldı.
Arkasını döndü.
Uyudu.
***
Sabah.
Berke uyandığında Su yanında yoktu.
Bir süre tavana baktı.
Sonra kalktı.
Duşa girdi.
Duştan çıktığında şort giymişti.
Üstü çıplaktı.
Saçları hâlâ nemliyken aşağı indi.
“Günaydın.”
“Günaydın oğlum.” dedi Selda.
Ferhan da masadaydı.
“Günaydın.”
Berke kısa bir bakış attı.
“Sana da.”
Masaya oturdu.
Ferhan boğazını temizledi.
“Üstüne bir şey giyseydin…”
Berke başını kaldırdı.
Gözleri direkt ona kilitlendi.
Selda araya girdi.
“Nasıl isterse öyle yapsın.”
Ama Ferhan devam etti.
“Bu evde genç bir kız var.”
Berke’nin bakışları sertleşti.
“Ne demek istiyorsun?”
“Böyle dolaşman uygun değil.”
Berke hafifçe öne eğildi.
“Burası benim evim. Ne yapacağımı sana soracak değilim.”
Kısa bir durdu.
Gözlerini ondan ayırmadan konuştu:
“Ayrıca… kızın dün gece yanımdaydı.”
Ferhan’ın yüzü gerildi.
Yumruğu sıkıldı.
“Sen—”
Selda hemen araya girdi.
“Sakin ol.”
Berke derin bir nefes aldı.
Ama bakışlarını çekmedi.
“Stres yapma… kendine zarar verirsin.”
Tam o anda Su merdivenlerden indi.
Berke göz ucuyla baktı.
Su arkasından gelip sarıldı.
Yanağını öptü.
“Günaydın.”
Berke’nin dudakları hafifçe kıvrıldı.
“Günaydın güzelim.”
Başını çevirip Ferhan’a baktı.
Bilerek.
Su masaya oturdu.
Ferhan hâlâ gergindi.
“Dün gece abinle mi uyudun?”
“Evet.”
Berke sessiz kaldı.
Ama bakışları sertti.
“Dikkat etmeniz lazım. Bu doğru değil.”
Selda kısa ve net konuştu:
“Abartıyorsun.”
Berke de aynı sakinlikle:
“Evet.”
Su hızlıca ayağa kalktı.
“Geç kalacağım.”
Kapıya yöneldi.
“Dur.”
Su döndü.
“Efendim abi?”
“Seni ben bırakacağım.”
Su’nun yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
“Tamam… birlikte gideriz o zaman.”
Berke yukarı çıktı.
Tişörtünü giydi.
Aşağı indi.
Arabaya bindiler.
Bir süre sessizlik vardı.
Sonra Su konuştu:
“Sonra bir yerlere gidelim mi? Uzun zamandır birlikte vakit geçirmedik.”
“Olmaz.”
“Niye?”
“İşim var.”
“Ne işi?”
“Bir arkadaş.”
Su duraksadı.
“Kız mı erkek mi?”
Berke hafifçe güldü.
Arabayı durdurdu.
Su’ya doğru eğildi.
Aralarındaki mesafe aniden azaldı.
Gözlerinin içine baktı.
“Kız.”
Su geri çekildi.
Tedirgindi.
Berke bunu fark etti.
Dudakları hafifçe kıvrıldı.
“Abini öpmek yok mu?”
Su hızlıca yanağını öptü.
“Görüşürüz.”
İndi.
Berke arkasından baktı.
Uzun uzun.
Sonra direksiyona yaslandı.
Derin bir nefes aldı.
Ve ilk kez…
kendisinden kaçamadığını hissetti.