KISKANÇLIK

580 Words
Birkaç saat sonra… Üstümü giydim. Siyah gömleğim üzerime oturmuştu. İyi duruyordu. Arabaya bindim. Okulun önüne geldim. İndim. Kalabalığın içinde Su’yu hemen fark ettim. Yanında bir kız vardı. Elimi kaldırdım. Beni görsün diye. Su beni fark etti. Arkadaşıyla birlikte bana doğru yürüdü. Yanıma geldiklerinde gözüm kısa bir an yanındaki kıza kaydı. “Hoş geldin bebeğim.” “Hoş buldum abi.” Bakışlarım hâlâ kızın üzerindeydi. “Bu arkadaşın kim?” “Bu Ela.” Ela’ya baktım. Heyecanlıydı. “Memnun oldum Ela.” Su hemen ekledi: “Ela, bu da abim Berke.” Ela afalladı. Gözleri üzerimdeydi. “Çok yakışıklı…” Sonra toparladı. “Şey… çok memnun oldum.” Su dirseğiyle hafifçe ona dokundu. Bunu görünce dudaklarım hafifçe kıvrıldı. Su bana döndü. “Abi, Ela’yı da eve bırakabilir miyiz?” Başımı salladım. “Tabii ki.” Arabaya bindik. Su öne oturdu. Yola çıktık. Kısa bir sessizlik vardı. Dikiz aynasından ara ara Ela’ya baktım. Tedirgindi. Onu evine bıraktım. Kapı kapandı. Ve arabada sessizlik çöktü. Su bana döndü. Yüzü ciddiydi. “Bu kız sıradan bir arkadaştan daha fazlası bence.” Kaşım hafifçe kalktı. “Hangi kız?” “Yanına gideceğin kız.” Yüzüm ifadesiz kaldı. “Neden öyle düşünüyorsun?” Su gözlerini üzerimde gezdirdi. “Şu haline bakılırsa… fazla önem veriyorsun.” Cevap vermedim. Ama ne demek istediğini anlıyordum. Kısa bir sessizlik oldu. Arabayı evin önünde durdurdum. Su hiçbir şey demeden indi. “Görüşürüz.” Arkasına bile bakmadan yürüdü. Onu izledim. Kapıdan girene kadar. Sonra direksiyona yaslandım. Yüzümdeki ifade sertleşti. *** Hava kararmıştı. Arabayı Alya’nın evinin önünde durdurdum. Tek yaşıyordu. Ara sıra giderdim. Bana karşı hisleri vardı. Benim yoktu. O da biliyordu. Zile bastım. Kapı hemen açıldı. “Hoş geldin canım.” “Hoş buldum.” İçeri girdim. Ev loştu. Mum ışıkları titriyordu. Alya yaklaştı. Gömleğimin yakasına dokundu. “Nereye geçelim… salona mı, odaya mı?” Çenemi sıktım. “Kafamı dağıtmak istiyorum.” Gülümsedi. “Zamanımız var.” Elimden tuttu. Peşinden gittim. Salona geçtik. Koltuğa oturdum. Başımı geriye yasladım. İçkiler geldi. Zaman akıyordu. Ama içimdeki boşluk… dolmuyordu. Gece ilerledikçe Alya’nın yakınlığı arttı. “Seni çok özledim…” Tam o anda telefonum titreşti. Ekrana baktım. Su. Mesajlar: “Abi napıyorsun?” “Ne zaman geleceksin?” “Gel olur mu?” Kısa cevaplar verdim. Ama okumaya devam ettim. Mesajlar bitmiyordu. Alya telefonu elimden aldı. Sessize aldı. Kucağıma oturdu. Ama aklım… burada değildi. *** Bir süre sonra… Kendime geldiğimde yorgundum. Alya uyuyordu. Üstümü toparladım. Telefonumu aldım. Bir sürü mesaj vardı. Su’dan. Fotoğraflar. Mesajlar. “Abi gel.” “Çok sıkıldım.” “Ne zaman geleceksin?” Dudaklarım hafifçe kıvrıldı. Ama içimde garip bir ağırlık vardı. Birini aradım. Şoför istedim. Eve döndüm. Kapının önünde durdum. Su’yu aradım. “Kapıyı aç.” “Tamam abi.” Kapıya yaslandım. Gücüm kalmamıştı. Kapı açıldı. Üzerine doğru yığıldım. Su beni tuttu. Sessizce. Yukarı çıkardı. Odaya götürdü. Gözleri kısa bir an üzerimde gezindi. Ama bir şey demedi. Gitti. Kahve yaptı. Geri geldi. Beni uyandırdı. Kahveyi yavaşça içirdi. “İyi misin?” “Hıhım…” “Neden bu kadar içtin?” “Güzel bir gecede içilir.” Su’nun yüzü gerildi. “Güzel bir gece… önemli bir kız… ama sevgili yapmıyorsun. Hep böyle.” Yüzüm ciddileşti. “Neden sürekli bunları söylüyorsun?” Su gözlerimin içine baktı. “Ne yaptığını anlamaya çalışıyorum abi…” Çenem sıkıldı. “Çık odamdan.” Su dondu. “Ne… neden?” “Çık. Uyuyacağım.” Su’nun yüzü düştü. Kalbi kırılmıştı. Hiçbir şey demeden çıktı. Kapı kapandı. Odanın içinde sessizlik kaldı. Ve ilk kez… onun gitmesi, rahatlatmak yerine… bir şeyleri eksiltmişti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD