Günün ilk ışıkları vurdu birbirine dolanmış iki bedene. Aşkın ve tutkunun ateşinde yanan, şehvetin ve kavuşmanın denizinde durulan bir olan iki ayrı insan. İlk gözlerini açan adam oldu. Yüzündeki uykulu ama bir o kadar bakılası gülümseme ile göğsünde huzurla uyuyan küçüğüne çevirdi irislerini. Koyu kahve saçların tenine dağılışı, bir kediyi andıran sırnaşık bedenin yumuşaklığı, daha saatler önce yaşanan delice sevişmeleri ve birbirlerinin teninde sürdükleri hüküm zihnine dolunca bedenindeki kan yine erkekliğine hücum etti. Sertleşti ve keşfettiği mabede yeniden kavuşmak için dilendi bir ağmanın görmeyi dilemesi gibi. Çıplak göğüslerin bedenine dokunuşu dilinde ve avuçlarında küçük karıncalanmaya neden oldu. Ne de güzeldi cennet tepeleri. Avuçlarını doldurmuş dilinde kadifemsi bir tat

