Bazen akıl ve kalp büyük bir savaşa girdiğinde kişi sevinmesi gereken olaylarda bile melankoliye sürüklenebilir. Araç evin yolunu tutmuş ilerlerken Emily kafasının içindeki savaştan ötürü suskundu. Zihninin her odasından bir ses yankılanıyor lavaboda duyduğu her şeyi yeniden hissediyordu. Ne kadar da aşağılanmıştı. Yanındaki adamın ‘O benim kadınım’ imajı çizmeye çalışması bile imkansız gibi geliyordu. Zihnindeki ses “Seni becerdikten sonra bir köeşeye atacak. O kadınlar haklıydı. Senin gibi hasta ruhlu bir kadına değil sorunsuz rahatça becerebileceği birine ihtiyacı var. Acınası olma tatlım” diyordu. Sonunda eve geldiklerinde Samuel kızın sessizliğinden rahatsız olmuş gibi kıpırdanıp konu açma bahanesi ile “Daha iyi misin?” dye sordu. Emily dalgınca sadece “Hı” dese de adam tekrar etti

