8. Bölüm

1900 Words
Bir yıl sonra Geçen bir yılın ardından çok şey değişti.. O pislik adi şerefsizden kurtuldum.. Ne kadar kaçmaya çalışsada adaletten kaçamadı.. Hak ettiği yeri buldu.. Malesef çok bir ceza almadı.. Çünkü öldürmeyi başaramadı.. Başarmış olsada çok bir ceza alır mıydı? Orası bile meçhul.. Ama yine de en azından orada belki pişman olur yaptıklarından.. Bir kadına bir daha öyle davranılmayacağını anlar.. Benim hayatımda ise çok fazla değişiklik oldu.. Çalışmaya başladım.. Abim nişanlandı.. Bir kaç haftaya düğünümüz var.. Değişmeyen tek şey ise annemin bitmek bilmez dedikoduları.. Hergün başka bir dedikoduyla odamın kapısını çalıyor.. Bazen düşünmüyor değilim annem millet söylüyor diye kendi düşüncelerini bana anlatıyor olabilir.. Yani bazı söyledikleri kesinlikle kendi düşünceleri.. Özelliklede son zamanlarda söyledikleri.. Şaşırtıcı bir şekilde annem Erhan abimin nişanlısını seviyor.. Yani daha önce bir kaç kız arkadaşı hakkında söylediklerini düşünürsek Şükran'ı seviyor.. Şimdiye kadar tek bir kötü sözünü duymadım.. Tabi zaman zaman bana da alttan alttan laf sokuyor gibi hissetmiyor da değilim.. "Abin evlenince sıra sana da geliyor artık.. Sende şu taliplerinle görüşmeye başlasan mı?" Talip dedikleri de dayım yaşındaki adamlar.. Anneme göre işi gücü yerinde olsun yeter.. Hala akıllanmıyor kadın.. Ben bile bi akıllandım gibi.. Herkesten aşktan uzak duruyorum.. İşten eve evden işe valla.. İnsan bazen yaşadıklarından sonra kendini yeniden kuruyor… Ama eksik parçalarla. Ben de öyleyim işte. Ayaktayım, nefes alıyorum, hatta dışarıdan bakınca “iyi” bile görünüyorum… Ama içimde hâlâ bir şeyler yarım. Yani yarım derken artık aşka karşı içimdeki tüm duygular ölmüş gibi.. Bir kaç deneme sonucunda anladım.. Küçük bir şirkette muhasebecinin yanında çalışıyorum. Babamın arkadaşıymış. Mithat amca.. İyi birisi ama çok fazla disiplinli iş kolik birisi.. En ufak bir hatayı bile kabul etmiyor.. "İşin en önemli kısmı muhasebe.. Bizim tek bir yanlışımız tüm işleri zora sokar" diyor. "Senin gibileri kaldı mı bu devirde" diyerek bazen kızdırmaya çalışıyor olabilirim.. Mithat amca bazen de yüzüme bakıp başını sallıyor. Ne düşündüğünü tam anlayamıyorum. Beğeniyor mu, yoksa “bu da daha ne kadar dayanır bakalım” mı diyor, çözemedim gitti. Benden önce gelenler iki aydan fazla dayanamamış.. Banada ilk başta "İki güne sende pes edersin.. Zaten daha önce hiç çalışmamışsın" demişti. Aslında öyle dememiş olsaydı valla bende iki günden fazla kalmazdım burada.. Ama sırf öyle dediği için inat yaptım.. Ve sonuç olarak yedi aydır çalışıyorum.. Yapamazsın dediğini ne varsa inatla yapıyorum.. Niye böyle malım bende bilmiyorum. Ama birinin bana "yapamazsın" demesi beni aşırı gaza getiriyor.. İşten geldikten sonra üzerimi değiştirip tekrardan dışarı çıkmak için hazırlandım. Şükran ile buluşacağız. Kına için alması gereken şeyler varmış.. "Anne ben çıkıyorum." diyerek anneme seslenip kapıdan çıkıyordum ki "Daha yeni geldin, hemen nereye gidiyorsun?" diyerek sorgulama modunu açtı.. "Şükran ile buluşacağım anne.. Kına için alması gereken şeyler varmış. Ona yardım edeceğim. Sonrada abim yanımıza gelecek merak etme. Geç kalırsam da abim yanımda olacak. Komşularına da böyle söylersin." diyerek çıktım.. "Komşuların neyineymiş senin nere gidip, ne zaman geldiğin?? Nalan.. Şöyle saçma saçma konuşup beni sinirlendirme. " diyerek arkamdan konuşsa da yemezler valla.. Sürekli bu şekilde ne yaptığımı öğrenmeye çalışıyor.. Geçen hafta eve iki gün geç geldim.. Oda işten dolayı. Ay sonu olduğu için işler uzayabiliyor.. Annem ikinci günü hemen gelip "Kızım Aysel teyzen diyor ki, Nalan'ı dün gördüm akşam olmuş daha yeni geliyordu. Çok çalışıyor çok. Kıza sakın bir de evde iş falan yaptırma diyor" diyerek bana laf işittiriyor. Yani bu lafın alt metni "Nalan neden o saatte eve geliyor? O saate kadar iş mi olur?" Güya beni düşünüyorlar gibi yapıp laf arıyorlar. Yermi bunları Nalan.. Hey yavrum hey.. Ben son bir yılda sayenizde neler öğrendim.. Telefonum çaldı. Şükran. “Alo?” “Nalan nerdesin? Ben geldim, seni bekliyorum.” “Geliyorum ya, iki dakika. Koşarak geliyorum hatta, Mithat amca görse ‘işe de böyle koşsaydın keşke’ derdi.” Şükran güldü. Onun gülüşü… garip bir şekilde iyi geliyor insana. İçten. Zorlamasız. “Sen zaten fazla çalışıyorsun. Biraz da kendine koş bence.” Bir an duraksadım. Kendime mi? Unutmuşum galiba. “Bak yine sustun…” dedi. “İyiyim ya, geliyorum işte. Drama queen moduna geçme hemen.” Telefonu kapattım.. Bu kızda bana laf sokuyor gibi ama neyse. Hiç düşünüp uğraşamıcağım. Şükran ile buluşup önce Avm ye geldik. Kına için alışveriş dediği şey iç çamaşırı alışverişiymiş.. Avmdeki tüm iç çamaşır mağazalarını gezdik resmen.. Hepsinden de bir şeyler aldık. Daha doğrusu Şükran aldı.. "Kızım hani kına için alışveriş yapacaktın. Bunları kına gecesimi giyeceksin?" derken elimde tuttuğum kırmızı fantezi iç giyimini gözüne sokar gibi tuttum.. "Çek kız deli.. Kına da giyinmeyeceğim tabiki de.. Ama anneme de iç çamaşırı almaya gidiyorum diyemezdim. Kadın zaten sürekli laf sokuyor 'evlenmeye de ne meraklıymışsın' diye. Hayır yaşım gelmiş, yirmisekiz yaşındayım. Küçükte değilim ki.. Ama yok anneme kalsa turşumu kuracak. Hala erken diyor" derken gözlerimi devirdim. "Bu anneler hep aynı sanırım.. Neyse hadi alalımda çıkalım. Benim karnım açıktı" desem de kime diyorum. Şükran eline aldığı her iç çamaşırının resmini çekip abimin onayını alıp öyle alıyor.. Bu hallerini gördükçe içim kalktı.. Vıcık vıcık sevgili görmek hiç hoş değil. Daha önce evlenmiş biri olarak biliyorum ki o iç çamaşırları hiç giyilmiyor.. Aklıma bir an aslında benimde hevesle alıp ama Okan'ın "Böyle saçmalıklara ne gerek var" deyip hevesimi kırdığı anlar aklıma geldi.. Sonra bir an durdum. Elimdeki poşetlere baktım… kırmızılar, siyahlar, danteller… Hepsi “mutluluk” diye satılıyor ama aslında kim bilir kaçının sonu hüsran. “Tamam bitti mi artık?” dedim sonunda, hafif sabırsız bir sesle. “Bitti bitti,” dedi ama eline bir tane daha aldı. “Bu da son. Söz.” Gözlerimi kısmış şekilde baktım. “Bu ‘son’ kaçıncı son Şükran?” Güldü. “Gerçek son bu. Yemin ederim.” Şükran'ı son deyip bitiremediği şeylerle başbaşa bırakıp elimdeki poşetlerle bakınmaya başladım.. Acaba bende kendime birşeyler alsam mı diye düşünsem de anında vazgeçtim.. Pamuklulara devam Nalan.. Zaten bu tarz şeylerden özellikle uzak duruyordum. Gerek yoktu. Kim için alacağım? Ne için? Ama sonra… Gözüm vitrindeki bir takıma takıldı. Sade. Siyah. Abartısız ama… güzel. Böyle “bak beni seç” diye bağırmıyor… ama kendini fark ettiriyor. Kaşlarımı çattım. “Ne bakıyorsun Nalan?” dedim içimden. “Alıp da ne yapacaksın?” Şükran o sırada başka bir rafa gömülmüş, yine abime fotoğraf atıyordu. Umursamıyor bile beni. İyi, daha iyi. Yavaşça o askılığa yaklaştım. Elimi uzatıp kumaşına dokundum. Yumuşak. Garip bir his geldi içime. Uzun zamandır kendim için bir şey almamışım gibi… Hep hayatta kalmaya çalışmışım da, yaşamayı unutmuşum gibi. “Bunu alsam mı?” dedim içimden. Sonra kendi kendime güldüm. “Ne alaka ya…” Ama elim çoktan almıştı bile.. "İsterseniz deneme kabininde deneyebilirsiniz.." diyen sesle kafamı çevirdim. Kız gülümseyerek bakıyordu.. "Aynı ürünün deneme amaçlı olanları kabinde, isterseniz bir deneyin." "Yok ben sadece baktım, almayacağım" desem de "Bence size yakışır" diyerek göz kırptı.. "Tövbe bismillah, n'oluyor lan?" Kız bana yürümüyor değil mi? Bi korkmadı değilim. 😂 Kıza birkaç saniye boş boş baktım. “Yok ben..” diyecektim ki, kız hâlâ gülümsüyor. Ama öyle tuhaf bir gülümseme değil… normal. İşini yapan insan gülümsemesi. Heh. Nalan, saçmalama. “Tamam,” dedim istemsizce. “Deneyeyim bari…” Kendi kendime şok oldum. Kız ürünü alıp kabine yönlendirdi. "Takımın geceliğini de mutlaka denemelisiniz, eminim üzerinizde çok hoş duracak" derken Ben de arkasından giderken içimden kendime sövüyorum. “Helal kız sana… Pamuklu Nalan’dan, dantelli Nalan’a geçiş yapıyoruz. Dünya değişiyor. Bir de gecelik dene tam olsun..” Kabine girip perdeyi kapattım. Sağa sola iyice baktım.. İnşallah kız beni dikizlemiyordur... Elimdeki siyah takıma baktım bir süre. Sanki yabancı birine aitmiş gibi. “Saçmalama,” dedim kendime. “Alt tarafı iç çamaşırı. Atom parçalamıyorsun.” Üstümü değiştirirken bir an duraksadım. Aynaya baktım. Bir saniye… iki saniye… Sonra o takımı giydim. Ciddi ciddi birkaç saniye hiçbir şey diyemedim. Beklediğim gibi değildi. Abartılı değil. Rahatsız edici değil. Tam tersi… sade, düzgün… hatta… Güzel. Aynaya biraz daha yaklaştım. Başımı hafif yana eğdim. “Vay be…” dedim kısık sesle. “Demek olay sende değilmiş Nalan… sana giydirilen saçmalıklardaymış.” Okan’ın sesi bir an kulaklarımda yankılandı. “Böyle şeylere ne gerek var?” Dudaklarım istemsizce gerildi. “Gerek varmış,” dedim aynadaki yansımama. “Sen anlamamışsın.” Bir an… sadece kendime baktım. Birine güzel görünmek için değil. Birine kendimi beğendirmek için değil. Sadece… Kendim için. Sonra geceliği denedim, ve sanırım aşık oldum.. "Hmm.." dedim "Fena değil Nalan.. Hâlâ ölmemişsin.." Kendi kendime sırıttım.. Kız bu işi biliyor valla.. Kabinden çıktığımda kız hemen bana baktı. “Nasıl oldu?” dedi. Omuz silktim. “Fena değil.” Kız sırıttı. “Size yakışır demiştim.” Şükran o an beni fark etti. Elimde ürünü görünce gözleri kocaman açıldı. "Nalan bu çok güzelmiş" "Abartma Şükran" desem de “Şoktayım…” dedi elini kalbine koyarak. “Nalan sonunda kendine de aldın." diyerek abartının dibine vurdu.. Annemin Şükran'ı neden sevdiğini anlıyorum galiba.. Kasaya doğru yürürken içimden “Allah abime sabır versin” dedim. Ama garip olan şu ki… Şükran’ı seviyorum. Yani gerçekten. Belki de ilk defa abim doğru birini buldu.. Yani inşallah ikisi içinde öyledir.. Asla pişman olmazlar.. Bir ömür bir birlerini sevip mutlu olsunlar.. Tabi birde bana küçük küçük yeğen versinler... AVM’den çıktığımızda hava hafif serinlemişti. Bir anda içime bir ferahlık doldu. “Bir şey yiyelim mi?” dedim. “Ölüyordum açlıktan.” “Ben de!” dedi hemen. "Ama Erhan aradı bir kaç dakikaya gelir..Yemeği de o ısmarlasın artık." deyince anında ikimizde sırıttık. Abim gelince elimizdeki poşetleri arabaya koyup bindik.. "Biz çok açız" deyince abim "tamam" diyerek bizi küçük bir restorana getirdi. Ankara deyince herkesin aklına gelen o yer... Siparişlerimizi verdikten sonra sohbete başladık. Daha doğrusu abimle Şükran'ın cilveleşmelerini izliyorum diyebilirim.. "Valla biraz daha böyle devam ederseniz 'yangın var' diye bağıracağım.. Aile var burada kardeşim." diyerek söylemeye başladım.. "Ayy pardon Nalan.. Olan var, olmayan var demi.." diyerek beni sinir ettikten sonra abime sırnaşmaya devam etti.. İnşallah hayalini kurduğum o minik yeğenler zamanından önce gelmezler.. 🫣 Abimin yüzüne baktım. Adam resmen sırıtıyor. Yani bildiğin sırıtıyor… Öyle masum bir sırıtma da değil ha. İçinde “ben çok mutluyum” var, “hayat güzel” var, bir de üstüne “kız kardeşim sinir oluyor ama umurumda değil” var. “Abi…” dedim gözlerimi kısarak. “Bak vallahi üçüncü teker olmak istemiyorum şu an. Beni de seviyorsan biraz insan gibi oturun.” Şükran güldü. Abim ise hiç utanmadan, gayet rahat bir şekilde yüzüme bakıyordu.. Şükran bir anda “Sen de birini bul Nalan, biz de seni izleyelim,” dedi. Bir an masada sessizlik oldu. Ben bir şey demeden abim "Yok artık daha neler?" deyince sıranın bana geldiğini anladım.. Madem öyle abicim.. Hiç o taraklarda bezim yok valla. Ama senin bilmene gerek yok. Birazda sen sinir ol bakalım.. Şükran'a göz kırparak "Çok haklısın valla.. Artık bende hayatımda bir olsun istiyorum.. Hatta şuan biri gelse ona bile aşık olacak kıvamdayım.. Size çok özeniyorum valla." Şükran’ın gözleri parladı. Abim kaşlarını çattı. “Ne diyorsun lan sen?” dedi direkt. O “lan” vurgusu… çocukluğumdan beri bildiğim, “saçmalama” anlamına gelen o ton. Omuz silktim. “Ne var ya? İnsan özenir. Siz burada aşk yaşıyorsunuz, ben ise mal mal bakıyorum.. Fena mı olurdu, şimdi benimde karşımda yakışıklı biri olsaydı...” Şükran kahkaha attı. “Ayy valla süper olurdu Nalan.. İnşallah en kısa zamanda karşına biri oturur!” Abim hâlâ bana bakıyor. Şüpheli. “Sana güvenmiyorum Nalan. Bu cümleler senden çıkmaz normalde.” Tam ağzımı açıyordum ki “Erhan?” Masaya doğru gelen bir erkek sesi. Üçümüz de kafamızı çevirdik. Daha önce görmüştük, bir tanıdık geldi diye aklımdan geçirirken abim "Mert!" deyince hatırladım.. Beni o iğrenç günde bulan kişi.. O gün hastaneden sonra hiç görmemiştim. Abime teşekkür etmek istediğimi söylediğimde işlerinden dolayı yurt dışına gitti demişti. Bir dahada konusu hiç geçmemişti.. Şimdi ise karşıma geçip oturdu.. Yani abimde ısrarla oturtmuş olabilir..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD