Koca konağın arka bahçesine kendisini attığında heyecandan, ama daha çok korkudan nefes alamaz hale gelmişti. Az öncesinde sanki Dünya’nın en önemli keşfini bulmuş gibi sevinçli, hatta mutluydu, oysa şimdi aklının her köşesinde görünmeyen kanatlarıyla uçuşan sinekler gibi düşüncelerinden Allah’tan korkar gibi korkuyordu. Duvarların dibindeki toprakla aşk yaşayan renk renk açmış güllere dokundu tek tek. Ne kadar da güzeldiler yediveren gülleri. Alşah yaratmıştı ya onları ve dahi insanları, her türlü nebadatı, kurdu, kuşu, güneşi ve geceyi zarif bir kandil gibi aydınlatan ayı. Güzel bir söz vardı hani, neydi ki o? Düşünürken düşünürken buldu sonunda aklını kaçırmanın sınırlarında korkuyla gezinirken. “Severiz yaratılanı, yaradandan ötürü!” Gözleri doldu anında. Başını kaldırıp gökyüzün

