Agit Teğmen “Olanlar şaka gibi… hâlâ inanamıyorum.” “Öyle valla, Ayşem.” Başını göğsüme yaslamış piknik delisi sevgilim, sonbaharın ortasında bile bizi pikniğe getirmeyi başarmıştı. Herkese “çok önemli bir işim var” deyip hepsini ekmiştim. Yalan değildi, benim Ayşem gerçekten çok önemliydi. Heyecanla başını kaldırıp yüzüme baktı. “Agit...” Piknik örtüsüne uzanmış, başımın altına elimi koymuştum. Gülünce kısılan güzel gözlerine baktım. “Söyle, Ayşem.” “Şimdi Mirkan Komutanım baba mı oldu?” Gözlerimi yumup elimi sırtına koydum. Elini göğsüme yaslamış, hafifçe üzerime eğilmiş, dikkatle yüzüme bakıyordu. Elimi onun elinden aşağı, o dolgun ve taş gibi kalçasına kaydırdım. Anında yüzü değişti. Elimi tutup beline koydu ama ben inadına yine kalçasına koydum. Elimi aynı şekilde bir

