3. BÖLÜM

1005 Words
İnsan kaderinden kaçamazmış, ne kadar kaçmak istesede yine dönüp dolaşıp et yada geç kaderini yaşarmış. Bende kaderimi yaşadım, yıllardır evden kaçmak istemeyen ben. Bir gece evden kaçmış ve yıllar sonra sevdiğim adam ile tekrar karşılaşmıştım. Üstelik bir birimize hayla aynı duygular ile bakar iken. Boran bedenen ve ruhen değişmiş olsada boran eski boran dı yani benim için. Herkese Azer boysal olan adam bana boran boysal dı. " yüzüğün sıktımı yoksa" diye fısıldadı boran, bakışlarımı ona çevirdim, sonbaharı andırıyordu bakışları, sıcacık ama onun yanında soğuk. Başımı iki yana salladım " hayır sadece dalmışım öyle" dediğim de boran, karşımız da oturan adama kısa bir bakış attıktan sonra " peki tamam ama eğer sıkıyor ise söyle yenisini alalım" tamam dercesine başımı salladım. Boran bir şey söylemeden geri çekildikten sonra " evet niyazi bey son durum nedir" diye sordu. Kırklı yaşlarında, saçları yer yer beyazlamış olan niyazi bey " istedikleriniz uygun boran bey ama" dedikten sonra gözlüklerini çıkarıp masanın üzerine bıraktı. Boran " ama" diye niyazi beyi söylemesi için teşvik etti. Niyazi bey nefesini dışarı verdi ve ellerini masanın üzerinde birleştirdi " gülçiçek hanıma vermek istediğiniz topraklar da bir kişinin daha var, onun imzası olmadan bu iş olmaz" dedi. Niyazi beyin sözünden sonra boran ayağa kalktı ve tuta bilmem için elini uzattı, bende daha fazla beklemeden, ayağa kalktım ve boranın elini tuttum. Boran " kolay gelsin niyazi bey" dedikten sonra avukat olan niyazi beyin odasından çıktık. Boran arabaya kadar tek kelime etmedi, sadece sessiz bir şekilde arabaya yürüdük. Arabaya geldiğimiz de savaş arabaya yaslanmış bir şekilde bizi bekliyordu, savaş geldiğimizi fark edince kendini toparladı ve başı ile Borana selam verdi. Boran da aynı şekilde selam verdikten sonra " gülçiçeği evine bırakalım ondan sonra senin ile halletmemiz gereken işler var" savaş hiç bir şey söylemeden sadece başını salladı ve şoför kısmına dolanıp bindi. Boran elini kapının kolunu açmak için attığın da boşta ki elim ile bileğini tuttum. Boran bileğimi tutan elime baktıktan sonra gözlerime baktı " sorun mu var gülçiçek" dediğinde " sadece uğraşma boran bırak ben senden bir şey istemiyorum" boran nefesini dışarı verdi, bir süre bir şey söylemedi, sadece öylece baktı, baktım. Gözlerimiz konuşsa çok şey anlatırdı. Gerçi biz konuşmadan da anlardık bir birimizi, bu hayatta beni belki en iyi tanıyan insan boran dı. Hayatıma tekrar girdiğin de ikimizde yetişkin insan olmuş olsakta hayla biz genç boran ile gülçiçektik. " gülçiçek annem sana hep ne derdi hatırlıyor musun" dediğinde başımı salladım " o zaman, herşey bir yana sen bir yana" tuttuğu elimin üzerini baş parmağı ile okşamaya başladı. Bu hareketi küçükken avuç içime yapardı ve sonra masum bir öpücük bırakıp "yıldızlar bıraktım avuç içine, senin elinde bir gezegen var hepsi de sana özel" Ağzımı açıp bir şey söyleyeceğim zaman boran benden önce davrandı " asla itiraz istemiyorum gülçiçek hanım madem boysal aşiretinin hanımağası olacaksınız üzerinize en az 40 dönüm toprak olması lazım" dedikten sonra bir şey söylememi beklemedi ve arabanın kapısını açtı, başı ile içeriyi işaret etti " hadi bin bakalım" dediğinde boranın elini bıraktım ve dediği gibi geçip arka koltuğa kuruldum. Boranda yanıma geçip oturduğun da savaş arabayı çalıştırdı ve evin yoluna koyulduk. Yok boyu boran ile konuşmadık, kimdi o imzasına gerek olan kişi. Benim bildiğim boranın ailesinden kimse kalmamıştı. Bir süre sonra eve geldiğimiz de boran koltuğun başlığından kafasını kaldırdı ve bana baktı " yarın tekrar gelsem, nikah tarihini alsak sana uyar mı?" dediğinde savaş dikiz aynasından Borana baktı. Boran savaşın baktığını hissetmiş olucak ki oda dikiz aynasına baktığında savaş ile göz göze geldiler. Bir süre bakıştıktan sonra, boran bakışlarını çekti ve bana baktı" evet uygun mu? " diye sorduğunda, sessiz kalıp onaylar şekilde başımı salladım. Boran " güzel o zaman yarın görüşmek üzere" dediğinde elimi kapının koluna attım ve kapıyı açtım, arabadan inmeden "görüşürüz boran boysal kendine dikkat et" boran başını sallayarak beni onayladıktan sonra indim ve kapıyı kapattım. Ben indikten sonra savaş daha fazla beklemedi ve hareket ettikten sonra son sürat sokaktan ayrıldı. 🤍🤍 Boran bezgince nefesini dışarı verdi " söyle savaş ne söyleyecek isen" dediğinde savaş dikiz aynasından Borana baktı " acele etme sebebin, daha doğrusu sen buraya ne için döndün boran" boran savaşın sorusu ile pencereden dışarıya baktı, yıllar sonra topraklarına dönme sebebi ailesini öldürenler tekrar topraklarına geri dönmesi ile oda geri dönmüştü. Gülçiçek ile karşılaşması tamamen tesadüftu ve nişanlanması ise tamamen aklının işi değilde kalbinin işiydi. " dönme sebebimi biliyorsun savaş" savaş dikiz aynasından Borana bakarak "gülçiçek peki, onun ile evlenme amacın" dediğinde boran bakışlarını dışarıdan çekti ve savaşa baktı, savaş bu topraklardan gittiği günden beridir yanındaydı, yardımcısından çok kardeş gibilerdi. " gülçiçek benim zaafım, hem kaçışım hemde yaşamım, beni buraya bağlayan tek kişi de o, ben bu topraklardan kaçmaya çalıştım ama onun okyanusu andıran gözlerinden kaçamadım kısacası gülçiçek benim hayatım oldu" diye itirafta bulundu. Savaş bu beklemedik itiraf karşısında hiç bir şey söyleyemedi. Söylese de ne diye bilirdi ki boranın durumu belliydi, intikam için geldiği bu topraklarda aklının önüne kalbi geçmişti Boran tekrar dışarıyı izlemeye koyulduğu sırada telefonu çaldı, ceketinin iç cebinden telefonu çıkarıp arayan kişiye baktığın da gülümsedi. Geç kalmıştı, arayayan kişiyiyi bekletmeden açtı " güzelim" dedi en içten bir şekilde. Telefonda ki kişi "Ben geldim yakışıklım nerdesin, kaç saat oldu seni bekliyorum" dediğinde boran " özür dilerim ufak bir işim vardı onu hallettim ama şimdi geliyorum seni almaya" dedi. Karşında ki kız " bekliyorum, geç kalma yoksa burda meyve vereceğim" boran gülümsedi "merak etme 20 dk ya oradayım" dedi ve telefonu kapattı. Savaşa " havaalanına" dedi, savaş başını sallayarak onayladıktan sonra hafif hızını artırdı ve doğruca havaalanına sürdü. Boran ise her zaman yaptığı gibi yine pencerenden dışarıyı izlemeye başladı. Bu topraklardan gider iken küçücüktü, yıllar sonra tekrar bu topraklara geri döndüğün de ise bambaşka bir adam olmuştu. Şimdi ise sadece intikamı için yanıp tutuşan bir adamdı. " geldik" diyen boranın sesi ile daldığı düşüncelerden çıktı ve daha fazla beklemeden kapısını açtı ve hızla indi. Arabadan indikten sonra havaalanın kapısında elinde valizi ile bekleyen kıza baktı ve " dünyanın en güzel kızımı gelmiş buraya" dediğinde kız boranı görür görmez hızla koşarak boranın boynuna sarıldı. Boran kollarını sıkı sıkı ona sardı. Burnunu boynuna gömüp kokusunu içine çekti özlemişti bu kokuyu
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD