4.Bölüm

1423 Words
" söylesin bakalım gelin hanım ne kadar mehir ister" dediğinde " Ben mehir olarak" Borana baktım " kocamın sevgisini, merhametini isterim, dünyevi mal istemiyorum ben, onun kalbinden yer istiyorum" dedim, boranın sonbaharı andıran bakışları canlandı, sanki tekrar hayat bulmuş gibiydi. " evet damat bey ne dersin" diye sordu imam, boran bakışlarını benden çekti ve imama baktı " 40 dönüm arsa, şirketin %20 si bide aşiretin hanımağası" dediğinde " boran ne yapıyorsun" diye fısıldadım. Boran bana baktı " ne az mı" diye sordu. Onaylamaz bir şekilde Başımı iki yana salladım " çok fazla" diye çıkıştığım da boran uzanıp elimi tuttu " gülçiçek, kalbim de ki topraklar senin, kalbim senin bu kalp senin için atıyor senin için var madem bir yola girdik bırakta benim olan senin de olsun" boranın elimi tuttuğu elini sıktım " Ben senden istedim isteyeceğim boran bana bunu vereceğinden şüphem yok" dedikten sonra hafif gülümsedim " sen bana bu hayatta istediğimi verdin zaten, herşeyi bir kenara bıraktık biz değil mi" boran başını salladı " o zaman herşeyi bıraktık isek bırak dünyada olan sende kalsın ben" boşta ki elimi boranın kalbinin üzerine koydum " burasını istiyorum, bana buranın cennetini ver yeterli" dediğim de boran beklemeden " orası hep sana ait gülçiçek bu hiç değişmedi, yıllar geçti üzerinden ben değiştim ama sana olan aşkım da sevgimde değişmedi, herkese Azerim ama sana boranım ve her zaman boran olacağım" 2 saat önce .... Hızla evin sokağına girdim, evin olduğu yere geldiğim de kapıda ki korumalar beni görür görmez anında kapıyı açtılar. Anlaşılan boran beyin uyarması sonucudur... Kapı açıldıktan sonra beklemeden ve içeri hızla girdim, içeri girdiğim de boranı bir kızın karşısında güler iken görmem ile öylece kala kaldım. Bir kez olsun bana gülmemişti, bir kez olsun ona baktığı gibi bakmamıştı. Şimdi ise hem gülüyor hemde oldukça keyifli hali vardı. " boran azer boysal" dediğim de ikisinin bakışları bana döndü, boran bir süre öyle kaldığı sırada hızla ayağa kalktı ve yanıma geldi " gülçiçek fark etmedim geldiğini" arkaya kaçamak bir bakış attım, nasıl olsun ki karşısında ki kadın ile baya keyifliydi. Bakışlarımı Borana çevirdim " neden acaba" dedim iğneleyici bir şekilde, boran bir süre şaşkın bir şekilde bana bakar iken, başını arkaya çevirdi, bir süre arkasına baktıktan sonra gülerek bana döndü " anlaşılan sen olayları yanlış anlamışsın gülçiçek" dediğinde " ne alakası var" diye kendimi savundum. Boran gülerek başını iki yana salladı " gülçiçek gerçekten yanlış anlamışsın sen" dediğinde, arkasına baktı " Sibel gele bilir misin" Sibel boranın sesi ile ayağa kalktı ve yanımıza geldi, Boran gibi esmer tene sahipti, hafif dolgun dudaklara sahipti , gözleri ise siyahtı. Boran kolunu Sibelenin omzuna attı ve kendine çekti " bu güzel bayan benim kız kardeşim Sibel" boşta ki eli ile beni işaret etti " buda gülçiçek ablan" dediğinde Sibel elini bana doğru uzattı ve gülümseyerek " biliyorum abicim merak etme" dedi. Ben ise yer yarılıp yerin dibine gireyim... " anlaşılan gülçiçek abla benim unutmuş abicim" dediğinde olayın farkına vardım ve havada ki elini tutup sıktım " kusura bakma şey ben" demiştim ki boran " kıskandın Vee sende buraya geldin, pardon konağı bastın" diye dalga geçti. Borana kötü bir bakış attım. Kendisi olsa sanırım şehiri yakardı. Sibele gülümsedim " kusura bakma ben sadece abin ile konuşmak için gelmiştim" dediğim de boran " ne konuşacaksın benim ile" dedi. Sesinde meraktan çok alaycı bir tını vardı. Sibel ile tokalaştıktan sonra, Sibel " o zaman ben kaçar" Borana döndü, parmaklarının üzerinde yükselip yanağına öpücük kondurdu, boran ise güldü. Sibel bana dönüp " tanıştığımıza memnun oldum yenge başka bir zaman uzun uzun konuşuruz" dediğinde boran " Orhan" diye bağırdı. Boran bağırdığın da dış kapı açıldı ve içeri 40 yaşlarında, esmer, yapılı ve oldukça korkutucu görünen korumanın biri girdi " Sibel size emanet, saçının teline zarar gelir ise bilin ki hesabını size sorarım" koruma başını salladı " siz hiç merak etmeyin ağam Sibel hanım bize emanettir" dediğinde boran Sibele döndü " korumalar olmadan adımını dahi atma tamam mı" diye tembihte bulundu. Sibel " merak etme abicim ben orhan abi ile gider geliriz" dedikten sonra boranı tekrar öptü ve bana baktı " görüşmek üzere yengeciğim" dedi. Sibele gülümsedim, oldukça tatlı kızdı hemde fazlasıyla " görüşmek üzere" Sibel başını onaylar şekilde salladı ve yanımdan geçip gitti. Sibel de gittiğin avluda bana bakarak sırıtan boran ile kalmıştım. Bir dakika boran gülüyor mu yoksa ben mi hayal görüyorum!!! Gülerek bakan Borana " ne, neye gülüyorsun" diye çıkıştım, boran alt dudağını dişlerinin arasına alıp gülmesini bastırdı " sence" dediğinde işaret parmağımı kaldırıp ona doğru salladım "sakın boran boysal sakın, sakın güleyim deme yoksa çok fena yaparım seni" dediğim de boran teslim oluyormuş gibi ellerini kaldırdı " tamam kızma sustum" bir çırpıda elini indirdi ve elimden tuttu, elimi tuttuktan sonra " madem geldin" bakışlarını benden çekti ve arkasına dönüp " Neslihan abla bana bir imam 2 de şahit lazım" diye bağırdı sonra ise bana bakıp " madem konağı bastınız gülçiçek hanım" dediğinde panikle " ne yapacaksın" dedim. Boran gülerek " bir an önce şu işi bitirelim, istiyorum hazır gelmişsin madem imam nikahımızı yapalım" dedi. Yuh ne nikahı lannnn.. Boran yürümeye başladığın da peşinden beni de sürükledi, doğruca yukarı çıkar iken durdum, benim durmam ile boran dönüp bana baktı " ne oldu" diye sordu " sence abimlere ne diyeceğiz" dediğim de boranın dudağının kenarı kıvrıldı " kardeşiniz konağımı bastı bende ona nikahı bastım diyeceğim böylelikle ödeşmiş olduk" dediğinde boşta ki eli ile Boranın karnına vurdum. Boran ise benim vuruşumdan gram etkilenmemiş aksine gülmüştü. "gülme boran" dedim aksi bir şekilde, boran, gülmeyi bıraktı " merak etme sadece şaka yaptım, abinin haberi var zaten nikahtan ben seni almaya gelecektim" dediğinde şaşırmıştım. Boran, diğer boşta ki elimi de tuttu " gülçiçek herşeyi biliyorsun değil mi sana söylemem gerek varmı, eğer illa duymak istiyor isen söyleyeyim bu bedende atan kalp sana ait hep de öyle kalacak" elimi kaldırdı ve üzerine öpücük bıraktı, başımı salladım biliyordum boran beni seviyordu, biliyordum ben onu seviyordum. " bu bedende atan kalpte sana ait boran ve öyle olacak ama bir şartım var senden istediğim" dediğinde boran " dinliyorum" dedi. Kuruyan dudaklarımı ıslatıp " lütfen intikamdan vazgeç, vazgeç ki biz mutlu olalım vazgeç ki sana bir şey olmasın" boran nefesini dışarı verdi " aklından geçeni biliyorum" ellerimi bıraktı ve yüzümü avuçlarının arasına aldı " bu hayatta her şeyim sen ve Sibel onun dışında kimim kimsem yok, aşiret ağasıyım ama inan bana bu hayatta en yakınım sen ve Sibel onun dışında kimse yok o yüzden" gülümsedi " senin ve Sibelin saçlarınız teline zarar gelmemesi bu intikamdan vazgeçiyorum" dediğinde gülümsedim. İşte bu kadar boran vazgeçmişti ve ben bu adam için ömrümü adama ya hazırım... Benim gülümsemem ile boran da gülümsedi, elimi boranın elinin üzerine koydum " tamam anlaştık o zaman sen intikamdan vazgeçtin bende sana ömrümü adarım boran boysal" dediğimde boran anlıma öpücük bırakıp geri çekildi, gözlerimin içine bakarak " ömrüm senin kaderim sensin ve ben bunca zaman sonra seni bulmuş iken kaybedemem". 2 saat sonra... Boran intikamdan vazgeçmişti, benim için bizim için, kısacası boran artık Azer değil boran boysaldı benim aşık olduğum adam. Sevdağam dediğim adam olmuştu. Boran intikamdan vazgeçtiğini söyledikten sonra, evin yardımcısı olan isimin Neslihan olduğunu öğrendiğim kadın boranın dediği gibi bir imam çağırmıştı ve biz şuan 6 kişi bir odada imam nikahı için toplanmıştık. İmam elinde ki kağıda baktıktan sonra karşısında oturan bana baktı " söylesin bakalım gelin hanım ne kadar mehir ister" dediğinde " Ben mehir olarak" Borana baktım " kocamın sevgisini, merhametini isterim, dünyevi mal istemiyorum ben, onun kalbinden yer istiyorum" dedim, boranın sonbaharı andıran bakışları canlandı, sanki tekrar hayat bulmuş gibiydi. " evet damat bey ne dersin" diye sordu imam, boran bakışlarını benden çekti ve imama baktı " 40 dönüm arsa, şirketin %20 si bide aşiretin hanımağası" dediğinde " boran ne yapıyorsun" diye fısıldadım. Boran bana baktı " ne az mı" diye sordu. Onaylamaz bir şekilde Başımı iki yana salladım " çok fazla" diye çıkıştığım da boran uzanıp elimi tuttu " gülçiçek, kalbim de ki topraklar senin, kalbim senin bu kalp senin için atıyor senin için var madem bir yola girdik bırakta benim olan senin de olsun" boranın elimi tuttuğu elini sıktım " Ben senden istedim isteyeceğim boran bana bunu vereceğinden şüphem yok" dedikten sonra hafif gülümsedim " sen bana bu hayatta istediğimi verdin zaten, herşeyi bir kenara bıraktık biz değil mi" boran başını salladı " o zaman herşeyi bıraktık isek bırak dünyada olan sende kalsın ben" boşta ki elimi boranın kalbinin üzerine koydum " burasını istiyorum, bana buranın cennetini ver yeterli" dediğim de boran beklemeden " orası hep sana ait gülçiçek bu hiç değişmedi, yıllar geçti üzerinden ben değiştim ama sana olan aşkım da sevgimde değişmedi, herkese Azerim ama sana boranım ve her zaman boran olacağım"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD