bc

Çetenin Doktoru +18

book_age18+
5.7K
FOLLOW
89.7K
READ
dark
love-triangle
BE
family
HE
opposites attract
friends to lovers
mafia
drama
tragedy
sweet
bxg
lighthearted
serious
kicking
city
cruel
musclebear
villain
like
intro-logo
Blurb

"Kimseyi zorla s.kmem."

Kaşlarımı çatıp sinirle yüzüne bakmaya devam ettim.

Duruşundan asla taviz vermeden konuşmaya devam etti.

"Yalvaracaksın, red ettiğin bu yatağa girmek için... İşte seni o gün seni büyük bir hevesle s.ke-"

Dayanamayıp yüzüne tokatı geçirdim.

Kafası yana dönmüştü.

Sırıttı.

Konuşmasına aldırmadan devam etti.

"Gerçekleri duymak acıttı mı Mira... Emin ol o gün keşke sözleriyle acıtsaydı diyeceksin."

Yutkundum.

Çaresizce, öfkesinden gözü beni görmeyen adamın sözlerini dinledim.

Gözümden süzülen yaşa engel olamadım.

Biliyordu ona olan hislerimin farkında acımadan konuşuyordu. Ve daha da kötüsü bu dediklerini yaşamaktan ölesiye korkuyordum.

chap-preview
Free preview
Mira Karaca
Yorucu bir gecenin ardından nihayet nöbetim bitmişti. Hastaneden çıkıp arabama bindim. Bir kaç dakika nefeslenip aracımı çalıştırmaya çalıştım, ama olmuyordu. "Hay aksi, nöbetin arkasına yapmak zorunda mısın?" Bozulan tosbama söylenip arabadan indim. Otoparktan çıkıp taksi aramaya başladım. Tabii, beni tanıyan takciler hemen gözlerini kaçırmaya daha erken davrananlar uyuyormuş numarası yapmaya başlamıştı bile. "İnşallah bugünki müşterilerinizin hepsi yakın mesafe olur. Uzak mesafe de tekeriniz patlar da yolda kalırsınız." Söylenerek evin yolunu tuttum. Hiç tartışma havam da değildim. Bir rutin haline gelen bu durumdan araç değiştirerek kurtulmalıydım. Ama şuan maddi imkanım buna el vermiyordu ki aç gözlü babamı saymıyorum bile... Aydınlanmaya başlayan havayla derin bir nefes çektim. Kendimi parçalıyordum ama hiçbir şeyi yoluna koyamıyordum. Annemi iyileştirmek için seçtiğim mesleği tamamlayadan, onu toprağa vermiştim. Bana emanet ettiği kız kardeşimi, yamyam babamın elimden kurtaramıyordum. Üstüne kendi gibi bi pislikle evlenmesi cabası. Ne yapacaktım ben, nereye kadar böyle devam edecekti bu? Bilindik sokakları kuş sesleri eşliğinde yürürken, acı bir inleme sesi işittim. Sağa sola baktığımda kimseyi göremedim. Yorgunluktan olabilir diye düşündüm. Zaten acilde koşuşturmaktan sesler beynimde yankılanıyordu. Bir adım daha atmıştım ki, aynı sesi daha güçlü duydum. Etrafı daha dikkatli inceledim. Boş yeşil alanda bir kıpırtı fark ettim. Kedi yada köpek olabilir diye yavaşça adımladım. Yaklaştıkça hafif sesler yükseliyordu. Bahar mevsimi olunduğu için otlar yükselmişti, Bu da görmemi zorlaştırıyordu. Sese yaklaştıkça korkmaya başladım ama geri çekilmedim. Yerde, upuzun kanlar içinde yatan adamı görünce donup kaldım. Birçok duyguyu aynı anda geçirsem de mesleğim ağır bastı. Hemen yanına varıp çöktüm. Sağ yan karnında derin bir yara vardı. Rengi solmuş, boncuk boncuk terlemişti. Üzerimdeki hırkayı çıkarıp yaraya tampon yapmaya başladım. Nabzını kontrol ettim ama düşüktü. Çantamdan telefonu çıkarıp yardım isteyeceğim sırada bileğimi tuttu. Gözlerini belli belirsiz açmıştı. Kafasını olumsuz anlamda salladı. Ama tabiki onu dinlemeyip 112 tuşladım. Aramam yanıtlanırken, kafama dayanan silahla konuşamadım. Arkamdaki adam elimden telefonu alıp kapattı. Soğuk bir sesle durumunu sordu. Gözlerim evde yatan adamdaydı. Korkuyordum. Yinede kendimi zorlayıp: "çok fazla kanaması var. Hemen müdahale edilmezse kan kaybından ölür" dedim. Sertçe yutkundu. "Doktor musun?" Bu soruyu bu zamana kadar hep gururla cevaplamıştım. Ama şimdi cevap vermek zordu. "Doktorsun... Korkma o yaşarsa sende yaşarsın" demesiyle kanım dondu. Kolumu kavrayıp beni ayağa kaldırdı. Silahı burnumun dibine sokunca yutkundum. Göz göze geldiğimiz de içim ürperdi. Bakışları sert ve soğuktu. Korkuyordum. Yinede konuşmaya çalıştım. "Fazla vaktimiz yok, müdahale edilmesi lazım... Hastaneye gitmemiz şart" Gözleri bir an yerde yatan adama kaydı. Onun için endişelendiğini belliydi. "Hastane olmaz..." Konuşmasını bir korna sesi böldü. Bakışlarını üzerimden çektiğinde bende baktığı yöne döndüm. Yaşlı bir adam arabadan inip, hızla yanımıza geldi. Panikle, yerde yatan adamın yanına diz çöktü. Bize dönüp endişeyle sordu. "Demir neler oldu? Ahmet nasıl bu hale geldi?" Karşımdaki adamın adının Demir olduğunu anladım. Bakışları bana döndü. Gözlerimin içine bakarak yaşlı adamı cevapladı. "Mekan da saldırıya uğradık. Ahmet yaralandı... Ama iyi olacak hastanın doktor ayağına gelir..." Son sözleriyle bakışlarımı kaçırdım. "Hemen Harabeye gitmeliyiz.Doktor hanım Ahmet'e müdahale etmeli." Buradaki doktor hanım ben oluyordum. Ama kimse rızamı sormuyordu tabii. Titreyen sesimle "Ben ge..lemem" dedim ama sesimi kendim zor duydum. "Çocuklar nerede kaldı? Fazla vaktimiz yok?" Sesindeki kaygı artmıştı. Arkamdan gelen seslere döndüğüm de üç kişinin koşarak bize geldiğini gördüm. "Abi iyi misin?" sorusuna "Hemen Ahmet'i arabaya bindirin dikkat edin. Yarası ağır... sarsmayın" dedi. Bana dönünce panik oldum. "Doktor hanım bir süre misafirimiz olacaksınız" cümlesiyle gözlerim kocaman açıldı. "Misafir? Kusura bakmayın... gelemem" Ne kadar da etkili söyledim! Tabii canım siz, nasıl isterseniz, biz de zorlama yok derler kesin.Oturup ağlasam acırlar mı acaba? Adam kolumu sertçe kavrayıp keskin gözleriyle konuştu. "Doktor hanım henüz kibarken şansınızı zorlamayın. Diğer yanımı görmenizi tavsiye etmem." Yani ben hiçbir tarafınızı görmek istemiyorum ama zorunda kalıyorum, diyemedim. Yerde yatan adamı dikkatle büyük bir araca bindirdiler. Adının Demir olduğunu öğrendiğim adamda kolumdan zorla tutup, beni araca bindirdi. Ne olursa olsun, ben doktordum. Bu mesleği aşkla yapıyordum yanımda can çekişen birine duyarsız kalamazdım. Hemen işe koyuldum. Demir'e döndüm. "Kan grubu ne? Acilen kan gerekiyor. Gittiğimiz yerin en azından temiz olması lazım. Tıbbi malzemelere de ihtiyacım var." Demir başını hafifçe salladı. "Merak etme. Gittiğimiz yerde her şey mevcut. Şimdilik Ahmet'i takip et, yeter" Konuşma tarzı, bu tür olaylara alışkın olduğunu gösteriyordu. Sadece doktor kurban bu kez bendim. Allah'ın cezası tosba... Buradan kurtulayım, ilk iş seni yakacağım! Düşüncelerime gömülmüşken Demir'in dizime dokunmasıyla irkildim. "Endişelenme. O yaşarsa, kılına zarar gelmez." İstemsiz kötü kötü baktım. Neyim ben mucize doktor mu? Elimde sihirli değnek mi var? "İçim nasıl rahatladı anlatamam." Dedim alayla. Bakışları yeniden sertleşti. "Bak, seni bir konuda daha uyarayım Doktor hanım-" Sözünü kestim. "Hiç gerek yok. Arkadaşınız için elimden geleni yapacağım. Çünkü bir yeminim var. Bu mesleği öylesine seçmedim" İçimden kendimi alnımdan öpmek geldi. Ne kadar da kendimden emin konuştum! Duyduklarıyla dudağının kenarı hafifçe kıvrıldı. "Bunu duymak güzel... Yazık olacaktı yoksa, bu kadar tutkulu bir doktora" Pislik hâlâ tehdite devam ediyordu. Gözlerimi kaçırdım. Yaklaşık yarım saat sonra araç durdu. Arabadan inip üç katlı, metruk bir binaya girdik. İlk kattaki odalardan biri adeta doğaçlama bir ameliyathaneye dönüştürülmüştü. İki kişi beyaz önlükle hazır bekliyordu. Yanıma gelip beni de hazırlamaya başladılar. Ellerimi yıkadım, onları takip ettim. Ameliyata başladık. Yara oldukça derindi. Üç ünite kan takmama rağmen vücut ısısı bir türlü yükselmiyor, nabız da sabit kalıyordu. Elimden gelen her şeyi yaptım. Gerisi artık takdiri ilahiydi. Ağzımdaki maskeyi çıkarıp sessizce odadan çıktım. Duvara dayanmış, içeriyi izleyen Demir, beni görmesiyle dibimde bitti. Gözleriyle adeta soru yağmuruna tutuyordu beni, ama ağzını bıçak açmıyordu. Defalarca yaşadığım durumdu bu, yine de bu kez garip hissettiriyordu. Beni tehdit etmişti, ama içerideki adama değer verdiği belliydi. Bu sebeple bana yaptığının aksine daha insancıl bir tavırla konuştum. "Tüm müdahaleleri yaptım. Güçlü bir bünyesi var. Buraya kadar dayanması bile mucize. Yine de önümüzdeki 72 saat çok kritik." Sözlerimi dikkatle dinledi. Bakışını benden çekip, arkasını döndü. "Oğlum, doktor hanıma odasını gösterin. Ne ihtiyacı varsa da giderin." Sözlerini tamamlayıp yanımdan geçeceği sıra kolunu tuttum. Bakışı, koluyla benim aramda bir kaç kez gezindi ama çekmedi. Telaşla konuştum. "Burada kalamam. İşim ne olacak hem ailem endişelenir." Sözümü tamamlayınca kolunu çekti. Elini cebine atıp kimliğimi çıkardı. Ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışırken konuşmaya başladı. "Mira Karaca 27 yaşında cerrahi asistanı.Annesi kanser hastalığından vefat etmiş.Babası, kardeşi ve üvey annesiyle yaşıyor... Babanın sana pek düşkün olduğunu sanmıyorum... İşin için de senelik izninden bir hafta izin alındı." Şok olmuştum. Kalp atışlarım hızlandı. Yabancı birinin karşısında bu kadar şeffaf olmak tüm dengemi altüst etmişti. İstemsiz gözlerim doldu. Yine de çabucak toparlanıp kimliğimi elinden çekip aldım. Ama ona bakamadım. O sırada yanıma gelen bir adam; "artık dinlenseniz iyi olur, doktor hanım" dediğinde başımı salladım. Üst kata çıktığımız da gösterdiği odaya girip kapıyı kapattım. Sırtımı kapıya yaslanıp tutmakta zorlandığım yaşlarıma akması için izin verdim.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

MENZİL 🧭🧭🧭

read
4.6K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
96.4K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
575.2K
bc

ÖTEKİNİ SEVMEK

read
1.6K
bc

AŞKLA BERDEL

read
95.4K
bc

EFSUN: AĞANIN GELİNİ

read
72.6K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
61.9K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook