Bir metre altmış santim yüksekliğinde ve bir metre genişliğinde olan; soğuk, toprak tünelde, yüzbaşının konuşurken ağzından çıkan dumanları görmek; daha doğrusu o buğunun ardındaki süretini görmek, garip hissettirdi doğrusu.Bir müddet ne söylemeye ya da ne yapmaya çalıştığını anlamak istedim ama hem kulaklıklarımızın o esnada kapalı oluşu, hem de günlerdir defaatle önemini belirttiği operasyonun ortasında oluşumuz umrunda değilmiş gibiydi. - Yüzbaşı ne yapıyorsun? Kulaklıkları kapatmanın sırası mı? - Her an dağılmak üzere gibi durduğunu fark mı etsinler istiyorsun? - Dağılmak üzere falan değilim. Bırakın artık şu saçmalığı. - Öyle olsun bakalım üsteğmen. Yine aynı hareketlerle, temas kurmadan çekinmeyerek kulaklıkları açtı ve az önce hiçbir şey yaşanmamış gibi; "Durum bildir Atmaca" d

