Tutkulu Gece

1302 Words
Efsun Benim hiç kardeşim olmamıştı. Annem yıllarca kanserle savaştığı için bir hamileliğe daha doktor izin vermemiş. Babam kızım bana yeter derdi. O kadar mutlu bir aileydik ki şuan daha net anlıyordum. Annem hasta olmasına rağmen babam herşeye yetişmiş. Evde kahkaha sesleri eksik olmazdı. Annem acı çekerken babam da sabaha kadar onunla oturur elini tutardı. Acısına ortak oluyordu. Babam mükemmel bir insandı. Birlikte büyümüşler, birlikte yaşadılar ve birlikte öldüler. Böyle bir aşkın çocuğuydum. Annemin öldüğünü öğrendiği zaman babam kendini yollara atmış ve kaza geçirmişti. Ben o hastanede yalnız kaldım. Yine de onlara kızamıyorum. Bu aşk birlikte ölmeyi de hak ediyordu. Dört sene olmuştu ama hala tazeydi. Her zaman da öyle kalacaktı. Saçımda ki elle gerçek hayata döndüm. - O adamı memnun edemezsen şimdiye kadar gördüğün şeyler sadece bir fragman olur. Yemin ederim seni adamlarıma atarım ve üstünden kaç kişinin geçtiğini bile bilemezsin diye bağırdı. Ellerim titriyordu. Artık ağlamıyordum. Acıya dayanıklı hale gelmiştim. Sadece kafamı salladım. Hala eli kafamda olduğu için saçlarımı çekiyordu. - Odasına geçti dedi kahya. Zahid Ağa beni bıraktı. - Hadi dedi bana. Onlara bakmadan ellerimle oynuyordum. - Hadi diye bir kere daha bağırdı Zahid Ağa. Koridorda bana bakıyorlardı. Bir odaya girip üzerimdeki çarşafı çıkardım. Kendime hakim olmak için aynaya bakmıyordum. Yüzümde ya da bedenimde iz bırakmayacak kadar akıllı bir adamdı zaten. Kapının önünde sesler gelince hemen dışarı çıktım. Daha fazla erteleyemezdim. Efsun derin bir nefes aldı ve koridora adımını attı. Kafasını eğdi, kimseyle göz göze gelmek istemiyordu. Zahid Ağa’nın sert bakışlarını sırtında hissediyordu. İnsanın içini donduran, duygusuz gözler… Her adımda daha da ağırlaşıyordu kalbi. Kapının önünde iki adam vardı. Beni süzüyorlardı. Boğazımı kapatmamak için kendimi zor tutuyordum. - Boran Ağa beni istemiş dedim. Bana öğretildiği gibi. Biri kapıyı açtı. Soru soran olmadı. Ensemde ki gözleri hala hissettiğim için kapıdan içeri girdim. Karşımda duran adama baktım. Kendimi topladım. - Boran Ağam, hizmetinizdeyim dedim. - Bir ihtiyacım yo ... konuşmaya başlamıştı. Sabahlığı çıkarıp gözlerine baktım. En azından tek dişi altınlı Zahid değil. Aksini iddia edemezdim. Çok yakışıklı bir adamdı. Esmer teni, sivri burnu, siyah gözleriyle çok yakışıklı bir adamdı. - İhtiyaçlarınızı karşılamak için buradayım dedim. Ayağa kalktığı zaman nefesimi tuttum. Adam çıplak mı yatıyordu? Oha yani. Benden iki kafa uzundu ve muhteşem vücudunu gözler önüne sermişti. Sadece o koca şey önünde sallanıyordu. Daha önce çok alet gördüğümü söyleyemem ama bu biraz büyüktü. Üçüncü bacağı gibi. Gözlerimi ona diktiğimi görünce yüzünde kendini beğenmiş bir ifade oluştu. Sinirle ona bakıyordum. Yutkunup ellerime baktım ama bende çıplaktım. Bu daha çok utanmama sebep oluyordu. Nefes alamıyordum. - Zorla mı gönderdi seni buraya? dedi. Sesi kadife gibi yumuşak çıkmıştı. Bu kadar kalın ve tok bir sesin böyle yumuşak çıkmasına şaşırmıştım. Kafamı hayır anlamında salladım çünkü kaç defa insanların nasıl seviştiğini konuştuklarını duymuştum. Bir şekilde biliyordu, izliyordu ya da her yerde kulağı vardı. Buna emindim. Dibime kadar gelmişti. Çenemden tutup yukarı kaldırdı. Gözlerime bakıyordu. Gerçeği görmesinden korktum sanırım ya da daha fazla konuşturmasından. Parmak ucunda yükselip elimi geniş ve şişkin omzuna koydum. Dudağımı dudağına değdirince ağzını açıp belimden tuttu. Ben de ağzımı açıp emmeye çalıştım ama çok güçlüydü ve belimde ki eli baskı yapıyordu. Beni çıplak tenine yapıştırmıştı. Sert kasları tenimi eziyordu resmen. O koca şey karnıma dayanmış, dudakları dudaklarımı sömürüyordu. Bir eliyle mememi yoğurmaya başlayınca dizlerimin bağı çözüldü. Beni çevirip yatağa atınca şok oldum. Kontrolü hemen eline almıştı. Çok güçlüydü. Nefesim kesilmişti. - Eğer istemiyorsan bu son çıkış dedi. Onun da sesi pürüzlüydü. - İstiyorum dedim sadece. Tam olarak ne doğruydu ne de yanlış. O beni öpünce biraz mayışmış gibiydim. Daha önce bir kere öpüşmüştüm ve kesinlikle bu kadar güzel değildi. Daha önce bir yemeği hiç yememişsin de ağzına attığın an harika gelmiştir. Artık tabağı bitirmeden duramazsın. İşte tam olarak öyle bir haldeydim. Bir yanım zorlamanın verdiği o isyanla ve adamın yabancılığı ile boğuşuyordu. Bir yanım ise kendini kaptırmış ve verdiği zevke odaklanmıştı. Öpüşmek, dokunulmak, tenimin böyle yanması. Hepsi benim için çok yeniydi. Gözlerimi kapattım. Adam üstüme çıkıp boynumu emmeye başladı. Sakin başlamıştı ama sırtım yatağa değdiğinden bu yana biraz vahşileşmişti. Boynumdan aşağıya inerken hem ısırıp hem de öpüyordu. İnlememe engel olamadım. Sonra utanıp gözlerimi açtım ve dişlerimi dudağıma geçirdim. Sırıtarak bana bakıyordu. Gözleri bir gece kadar karanlıktı. Esmer bir adamdı ama göz rengini ilk defa bu kadar yakından gördüm. Simsiyahtı, bana zeytini hatırlatmıştı nedense. - Utanmana hiç gerek yok güvercinim dedi. Şok olmuş bir şekilde ona bakıyordum. Güvercin diye iltifat edeni ilk defa görüyordum. Göğüslerime geldiği zaman nefesimi tuttum. Artık ne söylediğinin bir önemi yoktu. O koca, sert, şey bana değerken dikkatimi dağıtan tek şey öpme sesleriydi. Kendimi kaybetmek üzereydim. O an, bedenimin bana yabancı geldiği bir noktadaydım. Kalbim hızla çarparken zihnimde ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Boran Ağa, her hareketiyle beni daha da içine çekiyordu. Bu kadar güçlü bir adamın, aynı anda hem vahşi hem de dikkatli olması beni şaşkına çevirmişti. Nefes alışverişlerim düzensizleşiyor, dudaklarım aralanıyordu. Göğsümdeki sıcak dokunuşu hissettiğimde içimde kıvılcımlar çakıyordu. Yüzümdeki utanç ifadesini fark etmiş olacak ki bir an durdu. Siyah gözleri derin bir huzurla benimkileri aradı. Sanki her şeyin kontrolü bendeymiş gibi hissetmemi sağlamak ister gibiydi. Ama değildi. Kontrol tamamen ondaydı. - Devam edebilirim, ama sen ne istiyorsun, güvercinim? diye fısıldadı. Bu kadar yumuşak bir sesin bir canavardan gelebileceğine inanamazdım. Gözlerimi ondan kaçırdım ama ellerim onun sert omuzlarına tutunmuştu. Bedenim, zihnime ihanet ediyordu. - Devam et, diye fısıldadım. Sesim titrek çıkmıştı, ama o kadar da kararlıydı. Kendimi anlayamıyordum. Bu kadar karışık duygular içinde nasıl bu kadar net bir cevap verebilmiştim? İçimdeki tüm korkulara rağmen o ana teslim oluyordum. Boran Ağa'nın dokunuşları artık daha yoğundu. Boynumdan aşağıya doğru ilerlerken, her bir öpüşü bir iz bırakıyor gibiydi. Kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu. Bana sunduğu bu karışık zevkle karışık korkunun tuhaf bir şekilde bağımlılık yarattığını fark ettim. Onun altında tamamen çıplak ve savunmasızdım. Ama aynı zamanda hiç olmadığım kadar güçlü hissediyordum. İçimde bir yerlerde, bu anı tamamen benim kıldığım bir yanım vardı. Ellerim onun sırtında gezindi, parmak uçlarım kaslarını hissediyordu. Dokunduğum her yer sert ve güçlüydü. Ama gözlerine baktığımda gördüğüm şey daha farklıydı. O karanlıkta bir sıcaklık vardı. Beni bu kadar kırılgan bir hale getirmiş olmasına rağmen, beni koruyacağına dair bir güven vardı o bakışlarda. Yatağına aldığı kadını her anlamda sararmış gibi bakıyordu. Bir anda nefesim kesildi. Onun hareketleri daha da derinleşmişti. Vücudum tamamen onunla uyum içinde hareket etmeye başlamıştı. Zihnim bir an bulanıklaştı, bedenim sanki tamamen onun komutlarına boyun eğmiş gibiydi. Ama bu benim isteğimdi. Kendi içimde, kendi karanlık tarafımı keşfettiğimi hissediyordum. Her şey yavaşladığında, Boran Ağa gözlerimin içine bakarak gülümsedi. İlk defa o kadar yumuşak bir gülüş görüyordum. Bu adam, bu kadar güçlü ve tehlikeli olmasına rağmen, bana karşı bir şefkat gösterebiliyordu. Bu, kafamı daha da karıştırmıştı. - Beni şaşırtıyorsun, Efsun dedi alçak bir sesle. - Sen de beni...diye mırıldandım. Ama bu doğru muydu? Gerçekten şaşırmış mıydım yoksa en başından beri bu kadar güçlü bir adam tarafından ezilip kendimi bulmayı mı bekliyordum? Kafam karma karışıktı ama hislerim çok netti: Boran Ağa benim sonum da olabilirdi, kurtuluşum da. Göğüs ucumu ağzına aldığı zaman inledim. Emmesi ve ısırması bir aradaydı. Gözlerimi kapatıp bana verdiği zevke odaklandım. - Off daha bundan böyle inliyorsan seni gizli mahzenime götürmem gerekirdi dedi. Gizli mahzen kelimesi biraz korkutucu gelmişti. Kapalı kalmak kesinlikle istemiyordum ama o fark etmemiş gibi devam ediyordu. Gaza gelmişti adam sanki. Hunharca emiyordu göğüs ucumu ve diğerini de yoğurmaktan geri kalmıyordu. Yine de bir kere gerildim. Belki de hepsi aynı. Ben sadece kurtuluş bileti olarak gördüğüm için ona farklı baktım. - Korkma, sert davranmam dedi. Anlamamış gibi ona baktım. Göbeğimi öpünce şok oldum. Daha önce hiçkimse oral yapmamıştı. Yani bakireydim ama çok bakireydim. İlk seferinde de böyle birşey beklemiyordum. Gözlerim büyüdü. - Dur dedim. Kafasını kaldırdı. - Telaş etme güzellik. Sadece biraz ilgileneceğim dedi. Onu tutup kendime çektim. Bu kadarına kesinlikle hazır değildim. Kafamı hayır anlamında salladım. Onu öpmeye başladım. O da karşılık veriyordu. Biran önce bu iş bitse iyi olur çünkü bu adam sadece birleşmiyor türlü fantaziler de denemek istiyordu. Bu kadarına hazır değildim. Kesinlikle hayır.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD