5.BÖLÜM

3336 Words
Bıkmıştım ikisinin de ısrarlarından, Müslüman değilmiş, ailemize yakışmazmış,  Bozoğlularının veliahttı yabancı biriyle evlilik yapamazmış, millet ne dermiş, Türkiye de kız mı kalmamış ben sevdikten sonra kime neydi… Hırsımdan ne yapacağımı şaşırmış haldeydim, senelerdir anne ve babamın mutsuz evliliklerini görüyordum onların birbirine olan sevgisizlikleri karşısında yoruluyordum, nihayet beni mutlu eden bir kızla karşılaşmıştım… Şimdi onların engeliyle başa çıkmaya çalışıyordum, geçmişlerini çabuk unutmuşlardı, her ikisi de ailelerinin ısrarları sonucu evlenmişler, kendilerini mutsuzluğa mahkûm etmişlerdi, ben onlar gibi olmak istemiyordum, kendi istediğim sevdiğim, gönlümün istediği kızla evlenecektim… Mutluluk veya mutsuzluk kendi seçimim olacaktı onların seçimiyle değil… “Oğlum Behiye teyzenin küçük kızı Melek tam sana göre,  yakında doktor çıkacak, hem çok güzel, tanıdığımız bildiğimiz aile” “Anne ısrar edip durma Melek benim kız kardeşim gibi, asla ona kadın gözüyle bakmadım, size sevdiğim var onunla evleneceğim diyorum neden anlamıyorsunuz, ikinizden de daha anlayışlı olmanızı beklerdim” Babamın hiç gülmeyen suratı daha da asılmıştı, seslerimiz yükseliyor benim karşı çıkmamı hazmedemiyordu, onlar ailelerine karşı çıkamadılarsa benim suçum değildi, yumruğunu masaya indirdi, “ Bu sana son ihtarımdır, bu kızda ısrar edersen seni evlatlıktan reddederim, benim dediğim olacak” Kızgınlıkla babamın yanından ayrıldım, bu derece ileri gitmeyi göze almıştı demek, kendimi onların mutsuz hayatına yem etmeyecek aşkımdan vazgeçmeyecektim, bavullarımı hazırlamaya başladım, annem arkamdan gelmişti, “Orhan bize bu kadar karşı gelemezsin, Türk kızlarının suyumu çıktı Melek uygun değilse başka bir kıza bakarız” “Sana aşık olduğumu söylüyorum anne niye beni anlamaya çalışmıyorsunuz” “Hayatımda ilk kez babanla ayni fikirdeyim, sen bu sevdadan vazgeç” “Vazgeçmeyeceğim, bunu böyle bilin” “Bak oğlum, babanın sinirini biliyorsun çok üstüne gitme, sana evlenme demiyor Türk kızı olsun istiyor” “Ne fark eder anne, ben sevdikten sonra ne fark eder” “Oğlum, hiçbir gelenek görenekleri bize uymaz, çocuğunuz olduğunda ne olacak, o Hristiyan, sen Müslüman, çocuğunuz hangi dinde büyüyecek” “Biz Lisa ile defalarca bunları konuştuk, Tanrımız bir tek bir tanrıya inanıyoruz, çocuğumuz iki dinide bilerek büyüyecek” “Biz yaşlanıyoruz Orhan sana ihtiyacımız var, işlerin başına geçmen için geri dönüş yapman gerekli” “Anne sen çocuk mu kandırıyorsun, babam da sende daha gençsiniz işleri çok güzel idare ediyorsunuz, benim okulum bile daha bitmedi Lisa’dan ayırmak için çok zayıf bir taktik” “Hemen gitme oğlum, konuşalım” “Seni çok sevdiğimi bilirsin anne, ne olur sen beni anla” “Birkaç gün daha kal, babanın doğum günü için parti veriyorum birlikte kutlayalım” Kalmaktan başka bir yolum yoktu, güzellikle kabul etsinler istiyordum, bavullarımı kenara bırakarak kendimi yatağımın üstüne attım, Ah Lisa ele avuca sığmaz güzel sevgilim, nasıl özlemiştim tenini kokusunu, şimdi kollarımda olması için neler vermezdim. Okulun üçüncü dönemi başlamıştı, arkadaşlarla bahçedeki çimlerin üstünde oturuyorduk, duyduğum kahkahayla başımı kaldırdım, biraz ilerimizde üç dört kız vardı daha önce hiç görmediğim kızlar, yanımdaki arkadaşlarım hemen harekete geçmişlerdi… “Vay yeni piliçler gelmiş” “Bu kızları kaptırmamak gerek” Benim gözüm, tek bir kıza takılmıştı, güneş ışığı saçlarında dans ediyor gibiydi, bal rengindeydi, süt beyazı teni, yeşil gözleri minik burnunun üzerinde çiller, incecik bir bel çok güzel vücut hatları, uzun bacaklar, mini bir şort giymişti spor ayakkabılar, koyu yeşil tişört çok şirindi çok güzeldi, “Hey Orhan, kendine gel “ “Ne oluyor ne var” “Kaç kere seslendim, sağır mı oldun oğlum” Gözlerimi hala kızdan ayıramıyordum, “Ben her şeyi birden oldum, çarpıldım” “Hangisine” “Ben orada tek bir kız görüyorum, güneşe benzeyen” “Güneş nerede” “Bal rengi saçları olan” “Tamam, çocuklar araştırma başlasın kimmiş nerden gelmiş ve dikkat bal renkli kız Orhan’ın çekimi altına girmiştir, asılan olmasın bozuşmayalım” Gözlerimi ayırmadan onu izliyordum, benim için görsel bir şölen gibiydi, gülüşü, konuşurken ellerini devamlı kullanması çok hoşuma gitmişti o anda yanına gelen yeni yetme bir serserinin gelip sarılması beni daldığım uykudan uyandırdı, hemen yerimden kalktım… “Hey Orhan nereye gidiyorsun” “Kim bu solucan öğrenmeye” “Saçmalama kızı tanımıyoruz bile, ne diyeceksin ben seni beğendim, benden başkası nasıl sarılır diye hesap mı soracaksın, kız sana sana ne kim oluyorsun derse ne cevap vereceksin çok merak ediyorum” “Doğru ya, bir an saçmaladım” “Eh nihayet aklın başına geldi, bir dur bakalım öğreniriz” Beş altı kişilik bir guruptuk, buraya geldiğimden beri arkadaş olmuştuk, zevklerimiz birdi, motor kullanmak, dağcılık, yüzme, kürek,  basket okulun altın çocuklarıydık, beğenip te almadığımız kız yoktu, kız için uğraşmamıza gerek bile kalmazdı onlar ayağımıza gelirlerdi, okula bir alışsın bal renklide gelirdi. Çok geçmeden adını öğrendim, Lisa bale öğrencisiydi, dans bölümünün kapısında neredeyse nöbet tutmaya başladım, dans ederken seyrettim melek gibi dans ediyordu, o solucan onun partneriydi devamlı birliktelerdi, tabii ki bende peşlerinde, kendimi anlayamıyordum, kızlarla çok rahat olan ben, acemi çaylağa dönmüştüm bir türlü yaklaşamıyordum, ilk fırsat bizim tayfanın yeni gelenlere verdiği hoş geldin partisinde çıktı, özellikle onun davet edilmesini sağladım, arkadaşlarıyla birlikte geldi, artık bizimkilerin alay konusu olmuştum, “Kız geleli bir ay oldu kızı tavlayamadın, ne oluyor oğlum sana” “Elinden uçanla kaçan bile kurtulamazdı, senin yerine ben arkadaşlık teklif edeyim, bizimki çok utangaçtır derim belki kız acır sana” “Dalga geçmeyi bırakın, nasıl elde edilirmiş göreceksiniz” Arkadaşlarıyla bir köşede sohbet ediyorlardı, beyaz mini bir elbise giymişti, o çok beğendiğim saçlarını sıkıca toplamış hapsetmişti, atılım zamanıydı, bu gece de başaramazsam arkadaşlarım enikonu alay etmeye başlayacaklardı, “Lisa” Yüzüme baktı, şaşırmış gibiydi… “Tanışıyor muyuz?” “Tanışmıyoruz, ama tanışacağız” “Seninle tanışmak istediğimi nereden çıkardın” Şimdi bu söze karşı ne demem gerekiyordu, kız çetin ceviz çıkmıştı… “Ayni okulda okuyoruz bu da bizim verdiğimiz parti, ev sahibi olarak tanışmak istedim, ben Orhan son sınıf öğrencisiyim” O anda solucan araya girdi, Lisa’yı teklifsizce kolundan tuttu, dans etmeye başladılar, ortada kalakalmıştım, arkama bakmak istemiyordum, kesin benimkiler gülmekten yerlerde yuvarlanıyorlardı, bu gece başarılı olamamıştım bu olamayacağımı göstermezdi… Diğer günlerde değişik bir taktik izlemeye başladım, nerede olursa olsun bir şekilde karşısına çıkıyor beni fark etmesini sağlıyordum, yanına yanaşan gençleri arkadaşlarım benim yerime uzaklaştırıyorlardı… Birkaç girişimim daha başarısızlıkla sonuçlandı, bir kız için bu kadar çabaya değer miydi, beynim hayır kalbim evet diyordu… “Orhan alışveriş sırası sende” “Bende değil, dolap ağzına kadar dolu” “Eksikler var, ben ders çalışacağım, gidip alsan ne olur” “Tamam ya, zaten canım sıkılıyor dolaşmış olurum” Okula yakın bir yerde oturuyorduk, ev biraz eski görünüşlüydü ama işimize çok yarıyordu, büyüktü rahat ediyorduk, motoruma atladım hız yapmayı, rüzgârı yüzümde hissetmeyi seviyordum, yolda bir araba park halindeydi, sürücüsü dışarı çıkmış yardım istiyordu, hızımı azalttım Lisa’ydı… “Ne oldu sorun mu var” “Yine mi sen” “Rahatsız olduysan hemen gidebilirim” Yol ormanlıktı, karanlık basmak üzereydi, motorumu tekrar çalıştırdım… “Dur gitme, arabam bozuldu” Ses çıkarmadan, motorun kapağını açtım, görünürde bir şey yok gibi duruyordu, “Bende pek anlamadım, tamirciye haber verelim” “Ben çağırdım, işleri çokmuş gelemezmiş” “Kilitle arabanı, ben seni evine bırakayım” “Olmaz, arkadaşlarımı çağırırım, gelir alırlar” “Neden olmaz” “İşte” “İşte ne Lisa, insan öldürdüğümü mü duydun, niye benden bu kadar çekiniyorsun” “Ben, senin” “Sözünü yarım bırakma, ben neyim ne duydun hakkımda” “Yeter ama kızları elde edip, sıkılınca başından attığını, kızlara acımadığını, gönül eğlendirdiğini duydum” “Sana da onlara davrandığım gibimi davranacağım sandın” “Farkım ne ki değişik davranasın” “Lisa ben senden hoşlanıyorum, okula ilk geldiğin, seni ilk gördüğüm günden beri peşindeyim” “Biliyorum” “Biliyor musun? Beni hiç fark etmiyor gibiydin” “Beni korkutuyorsun, okulun popüler gençlerindensin, kızlar peşinde, duyduklarım beni korkuttu” “Ben öcü değilim, hiçbir kızı zorlamadım, hepsi kendi isteğiyle birlikte oldu ve bitti” “İşte bende bundan korkuyorum” “Beni dinle, o kızlarla ilişkilerim değişikti bunu şimdi seninle konuşmak istemiyorum, sende beni çeken bir şeyler var, sana hemen sevgilim ol demiyorum, beni tanı arkadaş olalım, sen istemedikten sonra hiç dokunmayacağım kabul mü?” Yüzü bir anda değişti, evet biliyordum bana ilgisiz değildi, kalbim şarkı söylemeye başladı… “Olur, ama sözünü unutma” “Unutmam, hadi bin götüreyim” Kaskımı onun başına taktım, boyu anca omuzuma geliyordu, “Ya polise yakalanırsak, senin başlığın yok ceza yazarlar” “O zaman yakalanmamak için dua edelim” Arkama oturdu, hala çekingendi, “Rahat yolculuk yapmamız için bana sarılman gerekli, yoksa düşersin” Sarıldı, bacaklarını, göğüslerini hissedebiliyordum, kalbim daha neşeli bir şarkı söylemeye başladı… “Daha sıkı sarıl, hareket ediyorum” Eve döndüğümde ıslık çalıyordum, arkadaşlarım gülerek bana bakıyorlardı… “Bu sefer kızı tavladığını söyle” Nasıl onunla olduğumu biliyorlardı… “Siz ayarladınız, arabasını siz bozdunuz” “İşe yaradı mı sen onu söyle, canımız çıktı ayarlamaları yapana kadar” “Siz var ya siz, cansınız can, kız benim artık” Sabah yine kaldığı evin önündeydim, dışarı çıktı yüzü gülüyordu, camdan bakan kız arkadaşlarının da, yedek kaskı başına taktım, bu sefer daha bir güvenle oturdu arkama… Arabasının yanına geldik az sonra tamirci gelmişti, karbüratörün delindiğini işinin uzun olduğunu söyledi, arabayı çekiciyle götürdüler, arkadaşlarımı alınlarından öpmem gerekiyordu iyi iş çıkarmışlardı. Lisa daha uzun süre benimle birlikte olacaktı, okula geldik onun yanımda olması çok kişinin dikkatini çekmişti, yüzü asıldı… “Lütfen bakanları umursama, biz arkadaşız” Arkadaşlarımın yanına götürdüm tanıştırdım, onlarında samimi davranmasıyla çok geçmeden rahatladı… Her gün birlikteydik arabası tamir olmasın diye dua eder hale gelmiştim, onun kız arkadaşları da bize katılmıştı tabi solucan da… Kısa zaman da zararsız olduğunu fark ettim, cinsel tercihleri değişikti içim rahatladı,  Okulda hep birlikte dolaşıyorduk… Motora binip arkama sarılması haricinde ona hiç dokunmuyordum, ilk yakın teması ondan bekliyordum, duyduğu gibi bir insan olmadığımı, ona gerçekten değer verdiğimi kendisi anlamalıydı… O benim için diğer kızlar gibi değildi, dans ederken onu seyretmeye bayılıyordum, çok zarif hareket ediyordu… Her zaman ki gibi dans salonunun kapısında ki küçük pencereden onu seyrediyordum, yere düştüğünü gördüm… Arkadaşları hemen çevresini aldı az sonra, topallayarak dışarı çıktı… “Ne oldu?” “Ayağımı burktum, yanlış hareket yaptım benim hatam” Hemen revire götürdüm, ağlıyordu… “Çok mu canın yanıyor” diye sorunca daha da ağlamaklı oldu… “Ya bir daha dans edemezsem” “Kırılmadı ya, iyileşir, üzülme” Doktor önemli bir burkulma olmadığını birkaç gün üzerine basmazsa geçeceğini söyledi… Sevinmişti, muayene bitince kucakladım, “Ne yapıyorsun, yere bırak beni” “Hiç şansın yok küçük hanım, doktor yere basmasın dedi” “Aptalsın sen, her dakika beni kucağında mı taşıyacaksın” “Beni sen aptal ettin, sen iste hep taşırım” Uysallıkla kollarını boynuma doladı, burnunun ucundan öptüm… Yüzünü boynuma sakladı, tenimde onun nefesinin sıcaklığını hissetmek harikaydı… Gün geçtikçe bu kıza daha çok bağlanıyordum, tam üç gün birlikteydik. Sahile gittik gün batımını izledik, kırlara çıktık piknik yaptık, “Ayağın acıyor mu?” “Artık acımıyor” “Ayağım acımıyor, ama kucağında taşıman hoşuma gidiyor diyorsun yani” “Söz söylemeden beni kucaklıyorsun, beni kucağında tutmak esas senin hoşuna gidiyor, hiçbir fırsatı kaçırmıyorsun” “Ben inkâr etmiyorum, sana yakın olmak hoşuma gidiyor” Çimenlerin üzerine serdiğimiz örtünün üzerinde oturuyorduk, yiyecek olarak çilek, sandviç ve kola almıştık… Aklımıza gelen her şeyden konuşuyorduk, Türk ve Müslüman olmam çok ilgisini çekiyor devamlı sorular soruyordu, “Senin Türk olduğunu öğrenince internetten araştırdım, ülken çok güzel” “Gerçekten çok güzeldir, dört mevsimi tam anlamıyla yaşarız, hele gece boğazın manzarasına doyum olmaz, tarihi eserlerimiz çoktur… Aylarca gezsen bitiremezsin, birçok kültürü bir arada barındıran bir ülkeyiz, çoğu gelenek ve göreneklerimiz birbirinden etkilenmiştir. Bir gün sende istersen gideriz” “Belki bir gün, ailen” “Ben tek çocuğum, ailemin otelleri var annemde babamda birlikte çalışıyorlar küçük bir aileyiz, ya senin ailen” “Nasıl anlatsam, ailem çiftçilik yapıyor çok kalabalık bir aileyiz, kuzenler, yeğenler, teyzeler, halalar. Özel günlerde toplandığımızda otuz kişiden az olmayız… Daha da dünyanın değişik ülkelerinde yaşayan uzak akrabalar var, birbirimize çok düşkünüzdür” “Benim Türk ve Müslüman olmamı nasıl karşılarlar” “Hiç tepki vereceklerini sanmıyorum, ailem birleşmiş milletler topluluğu gibidir… Evlilik yolu ile Zenci, Arap, Japon, Hintli her ırktan ve her dinden ailemize giren olmuştur… İşin özü benim ailem her yönden ırkçılığa karşıdır, Tanrımız bir yeter ki insan olsun derler. Babaannemin bir sözünü çok severim aşkın dili, dini, ırkı olmaz der” “O zaman bana rahatlıkla âşık olabilirsin” Kızarmıştı, eğildim burnundan öptüm, “Niye hep burnumdan öpüyorsun” “Çillerini çok seviyorum, sen istemeden daha yakın olmaya çalışmayacağıma sana söz vermiştim, senin beni öpmeni bekliyorum” Çok yakın duruyorduk, çillerini tek tek sayabilirdim, nefesi çilek kokuyordu, elini uzattı yüzümü okşamaya başladı, “Sen çok yakışıklısın” “Sende çok güzelsin” Parmakları dudaklarımın üzerine geldi, tuttum avucunun içini öptüm… Başımı kaldırdığımda dikkatlice bana bakıyordu, “Sadece bir öpücük” Kımıldamadım, onun başlatmasını istiyordum, bana tam anlamıyla güvenmeliydi… Uzandı güzel dudaklarını yavaşça dudaklarıma değdirdi, “Of bana yardımcı ol, ne yapacağımı bilmiyorum, daha önce öpüşmedim” Bu sözünü bir daha söyletmedim, dudaklarını, dudaklarımla kavradım… İlk beni öpüyordu bu çok hoşuma gitmişti… Fazla korkutmadan, öpüşümü derinleştirmeye başladım, kolları kendiliğinden uzandı boynuma sarıldı. Çölde günlerce susuz kalıp suya kavuşmak gibiydi, kendimi kaybetmek üzereydim… Geriye çekildim güzel yüzünü avuçlarımın içine aldım, gözleri çakmak çakmak olmuştu, “Biraz sakinleşelim” Örtünün üzerine sürt üstü yattım, kollarımın arasına aldım iyice kendime çektim. Diğer kızlar gibi değildi, hiç birisine bu kadar yoğun bir arzu duymamıştım. Onu tek kereliğine değil devamlı istiyordum, “Hafta sonu ailemin yanına gideceğim… Ablamın doğum günü var benimle gelmek ister misin?” “Çok isterim, hadi kalkalım artık hava kararıyor, senin araba daha olmadı herhalde” “Sana bir şey itiraf etmek istiyorum, arabam çoktan oldu, seninle birlikte olmak hoşuma gittiğinden kullanmak istemedim” “Seni dalavereci, beni istiyor mu, ilgi duyuyor mu diye kaç haftadır kendimi yiyip bitiriyorum” “Sana sarılmak hoşuma gidiyor” “Senin de bana sarılman hoşuma gidiyor bir bilsen ne kadar hoşuma gittiğini… Kısa zamanda motor kullanmayı öğrenmelisin sen sürersin ben sana sarılırım, bakalım ne kadar güzel oluyor” “Belki bir gün deneriz” “O günü, büyük bir istekle bekliyorum, hadi fıstık atla arkama” Artık okulda, el ele sarmaş dolaş dolaşıyorduk, resmen benim sevgilim olmuştu… Yalnız kaldığımız her anda öpüşüyorduk. Artık benim öpmemi beklemiyordu canı istediği her an dudaklarıma ulaşmanın bir yolunu buluyordu, bu huyuna bayılıyordum, “Benim motor mu, senin arabamı?” “Yolumuz uzun hangisiyle gidelim” “Motor daha seri, araba daha konforlu, hava bozuyor belki yağmur yağar, arabayla gidelim” “Kim kullanacak?” “Tabii ki sen kullanacaksın, hep ben seni taşıdım, şimdi sen beni taşı bakayım” Sabah çok erken yola çıktık, birkaç kez mola verdik. Arada yerleri değiştik, hiç susmadık konuştuk, akşamüzeri Lisa’nın ev dediği yerdeydik… Ben küçük bir ev beklerken, ucu bucağı görünmeyen arazinin ortasında kocaman bir çiftlik eviydi. Büyük bir tezahüratla karşılandık, dediği gibiydi ev insan kaynıyordu, Lisa sıkıca elimden tuttu beni orta yaşlarda bir çifte doğru götürdü, “Anneciğim, babacığım size telefonda bahsettiğim erkek arkadaşımı tanıtayım Orhan Bozoğlu” Güler yüzle hoş geldin dediler, içim rahatlamıştı… Ailenin diğer üyeleriyle de tanıştırdı, üç abla, iki abi ve diğerleri Lisa en küçükleriydi, kalacağım odayı gösterdi bu arada beni kapının arkasına iterek istekle öpmeyi ihmal etmedi… Elini tişörtümün içine sokmuş göğsümü okşuyordu, tam karşı atakta bulunacaktım gülerek dışarı kaçtı… Peşinden gittim aşağı inmeden yakaladım, “Sen ateşle oynuyorsun farkında değilsin” “Farkında olmadığımı kim söyledi” “Kız sen beni delirtecek misin?” Bahçede kocaman bir masa kurulmuştu, kırka yakın insan doğum günü yemeği ve kutlaması için hazırdı… Kocaman bir pastayla geceyi tamamladık, Lisa’nın yardımıyla ablasının beğeneceği gibi bir şal almıştık Türk motifleriyle işlenmişti ve çok beğenildi. Aile bana dinim ve ırkım hakkında hiçbir şey sormadı, onlar için gerçekten fark etmiyordu. Sabah ata binip binmediğimi sordular, bindiğimi söyledim Lisa ile birlikte çiftliğin arazisinde dolaşmaya başladık… Verimli düzenli bir araziydi, hayvancılık da yapıyorlardı, sağda solda büyük ağıllar, silolar göze çarpıyordu, Lisa hızlandı… “ Şu tepedeki ağacı görüyor musun, hadi yarışalım” Babama ata binmeyi öğrettiği için içimden teşekkür ederek peşine düştüm… Rüzgâr gibi gidiyordu, baş başa gelmiştik ani bir atakla beni geçti, yanına vardığım da atından inmiş gülüyordu… “Seni ben var ya” “Beni ne yapacaksın” “Ne mi yapacağım aklın varsa benden kaçarsın, dünün intikamını almak niyetindeyim” “Birazcık aklım vardı onu da sen aldın” Gülmüyordu, yanına gittim incecik belinden kavrayarak vücuduma yapıştırdım, dudaklarını istekle uzattı, öpüşmeye başladık… Her öpüş bir diğerinin daha ateşli olmasını sağladı, ağaca yasladım gömleğinin düğmelerini açmaya başladım, ayni şekilde o da benimkileri açıyordu… İçine bir şey giymemişti diri göğüsleri tüm güzelliğiyle gözlerimin önündeydi, tekrar öpmeye, bir elimle de göğüslerini okşamaya başladım. Boynunun her santimini öperek göğüslerine indim tek tek uyararak öpmeye başladım inliyordu. Belini okşadım, pantolonunun üstünden kalçalarını okşamaya başladım ikimizin de ayakta duracak hali kalmamıştı, “Duralım artık” “Durmak mı?” “Orhan lütfen, ben kötü oldum” “Ya ben benim nasıl olduğumu görmüyor musun?” “Nerdeyse adamlar hayvanları otlatmaya getirirler, kendimize gelmeliyiz” Gerçekten dediği doğruydu, uzaktan da olsa hayvan sesleri ve onları süren çobanların ıslıkları duyulmaya başlamıştı. Hemen Lisa’nın düğmelerini iliklemeye başladım, son düğmeyi kapatmadan bir daha öptüm, “Beni ne hale getirdin, bakalım bu durumda nasıl ata bineceğim”  Kahkahayla gülüyordu, “Gül sen gül, bir gün bunların acısını senden kötü çıkartacağım” Eve gelene kadar kendimi toplamıştım, Lisa hala arada bir bana bakıp gülüyordu. Ertesi gün kahvaltıdan sonra yola çıktık, hava iyice kötüleşmişti kara bulutlar son hızla toplanıyordu, rüzgâr sert esmeye başladı, bir an önce varmalıydık… Tam ormanlık yolda yağmur deli gibi yağmaya başladı, göz gözü görmüyor silecekler yeterli gelmiyordu, “Lisa kenara çek, yol görünmüyor kaza yapacağız” Dememe kalmadan, lastik patladı Allahtan çok yavaş gidiyorduk kenara çekti, arabadan çıkıp lastiği değiştirmek için yağmurun dinmesini beklemeye başladık… Dineceğine daha fazla hızlanıyordu, sular sağımızdan solumuzdan akmaya başladı, sürükleneceğiz diye korkuyordum… Yanımızda olan büyük gövdeli bir ağaç bizi tutuyordu, Lisa korkuyla elime yapıştı… “Korkma sevgilim, ağaç bizi koruyor” “Bak kayaların yukarısında mağara gibi bir yer var, oraya mı sığınsak” “Ben kapalı ve karanlık alanlara giremem” “Neden” “Daha sonra anlatırım” “Neden şimdi anlatmıyorsun, yapacak başka bir şey yok” “Benim için hiç kolay değil anlatmak” “Tamam, sevgilim zorsa anlatma” “Ben atlı yedi yaşlarındaydım, bahçede oyun oynuyordum topum dışarı kaçtı, babaannem çok uzaklaşma hemen al gel dedi… Dışarı çıktım, topum yolun karşısında ki çalılıklara takılmıştı tam alacaktım, arkamdan biri ağzımı kapattı, çırpınıyordum, tekme atmaya çalıştım başarılı olamadım… Beni bir arabaya soktu, bağırmaya başladım tokat attı çok canım yanmıştı, dudağım kanıyordu, “Susmazsan seni hemen burada öldürürüm”  diye bağırıyordu. Korktum ağlamaya başladım.  Hiç bilmediğim yerlere gelmiştik, beni harabe haline gelmiş bir evin bodrumuna kilitledi… Karanlıktı hiç ışık girmiyordu, bağırdım ağladım, çok fazla korkmuştum… Sağdan soldan tıkırtılar geliyordu, bacağıma yumuşak bir şeyler sürtünüyor ama ben ne olduklarını göremiyordum. Korkum daha da büyüdü çocuk aklı ile değişik korkunç hayaller görmeye başladım…  Kaç gün orada aç susuz kaldığımı bilmiyorum… Sadece hayallerimde bir adam vardı ilk babam sandım değildi,” Korkma oğlum kurtulacaksın” diyordu… Bana sarılıyor sakinleştirmeye çalışıyordu, o adam kimdi hiç bilmiyordum. Uyanık kaldığım her anda bağırmaya çalışıyordum, sesim çıkmamaya başlamıştı hayallerime gelen adam tekrar geldi… ” Geliyorlar sakın uyuma oğlum, seni bulmaları için ses çıkarmalısın sen olmayınca annen ölür, uyuma güzel oğlum kalk”… Dışarıda sesler vardı elime gelen taş gibi bir şeyle kapıya vurmaya başladım, vurdum bir daha bir daha vurdum, beni sonunda duymuşlardı annemin kucağında hasta hanede uyandım. Kapalı yer ve karanlık korkum başladı, uzun süre psikolojik tedavi gördüm… Düzelmedim, hala kapalı dar ve ışıksız alanlarda duramıyorum. Asansöre bile binemem “ “Çok üzüldüm, iyi ki kurtarmaya gelmişler, seni bulmuşlar, o hayaline giren adam kimmiş öğrenebildin mi?” “Anneme anlattığımda ağlamaya başladı,” Sen çocuk olduğun için seni kurtarmaya gelen melektir oğlum” dedi, bende kabullendim o adam benim koruyucu meleğimdi” “Seni kaçıran kimmiş, umarım çok büyük ceza almıştır” “Babamın soyunda ki toprak davasından iki ailenin birbirine olan kini sonucu kaçırmış… Yakalanacağını anlayınca kendini öldürmüş, o veya değildi araştırmadım… Kötü günleri bir an önce unutmak istedim” “İyi de yapmışsın” Arabanın koltuklarının izin verdiği ölçüde bana doğru uzandı, “Şu kötü anıları beni öperek unutmaya ne dersin aşkım” “En güzel unutma şekli derim” Çok geçmeden yağmur dindi, akan sular çekildi, aşağı inerek patlayan lastiği değiştirdim, çok acele etmeden evlerimize geri döndük. ******
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD