Gece boyu süren silah sesleri dindiğinde, yerini sabahın o tekinsiz, kurşun grisi sessizliğine bırakmıştı. Gözlerimi kapattığım her an, Alaz’ın o zifiri karanlıkta üzerime kapaklandığı anı yaşıyordum. Sert göğsünün nefesimle buluştuğu, vücudunun ağırlığıyla beni zemine mühürlediği o saniyeler... Ondan nefret etmeliydim. Beni bu taş hapishaneye kapatan, özgürlüğümü çalan bir celladın kollarında kendimi güvende hissetmiş olmam, ruhuma atılmış en aşağılayıcı çentikti. Ama o koku... O isli, tütün ve erkek kokan teni, zihnimin en ücra köşelerine sızmıştı bir kere. Kapı, menteşelerini zorlayan bir hırsla açıldı. Alaz içeri girdiğinde oda sanki bir anda daraldı. Üzerindeki siyah tişört omuzlarını her zamankinden daha heybetli gösteriyor, kollarındaki belirgin damarlar bütün geceyi tetikte,

