Ara sıra bu tarafa bakıversen
Hani bi de beni farkedebilsen
Neler olur bak yolunu bilirsen
Bir bakışın yeter bir gülüşün beter
Ah bi de yanıma geliversen
Elini atıp beni alıversen
Neler olur bak dozunu bilirsen
Bir dokunuş yeter bir öpücük yeter
Aynada kendini görmelisin
Ah sen cinayet sebebisin
Neden tevazü gösteresin
Ah sen ihanet sebebisin
Telefondan çalan şarkıya okulun ortasında Barlas'ın sevgilisine inat, Barlas'ın gözlerine baka baka eşlik ederken yanımda zıplayarak benimle birlikte söyleyen Taşkın ve gülerek bizi izleyen Esin ve Mehmet eşliğinde şarkıyı bağırarak söylemeyi bırakıp Barlas'a bakmaya devam ettim. Bıyık altından gülümsemeyi ihmal etmiyordu beni izlerken. Gerçi yanındaki sevgilisi sinirlenmişe benziyordu ama umurumda değildi açıkçası, bana bulaşmadan önce iyi düşünmesi gerektiğini bilmesi lazımdı. Bilmiyorsa, ben seve seve öğretirdim.
"Ben maçlarda bu kadar bağırmadım ya." diyen Taşkın'la bakışlarımı Barlas'tan çektim.
"Eğlendik ama."
"Hmm evet, birilerini sinir etmek seni çok eğlendirmişe benziyor."
"Sorma ya, içimin yağları eridi resmen."
"Kim o birileri?" diyen Mehmet'in birş eyden haberi olmadığı aklıma gelince anlattım ona da. Çekinecek ya da salkayacak değildim zaten.
"Vayyy, bizim kız aşıkmış ha."
"Gibi gibi." deyip gülümsedim.
Esin "Yaa akşam birşeyler mi yapsak? Vizeler yaklaşmadan eğlenelim biraz." diyince Taşkın "Haklısın, vizeler bize girmeden biz mekanlara girelim." diye cevap verdi ve tek gülen bendim. Ne be? Gayet de komikti!
"Nereye gidelim diye sorayım mı yoksa direk mekan belirleyip sizi ikna olmak, beni de ikna etme çabaları derdinden kurtarayım mı ne dersiniz?"
"Elinde sonunda ikna olacağımıza göre gideceğimiz yer belli." diyen Esin'e gülümsedim. E alışmıştı artık.
Akşam olunca hazırlanıp yola çıktık. Içeri girince müzik sesi daha artmamıştı erken olduğu için. Localardan birine oturup etrafa bakındım. Allah bilir hangi kızla içerideydi beyefendi?
Taşkın'ın bir noktaya odaklandığını görünce kolunu dürtüp hayırdır der gibi baktım.
"Şu kız, benim teklifimi kabul etmemişti de ona bakıyorum."
"Ayy hangisi, terbiyesiz."
"Gaye, sen de kabul etmedin farkındasın değil mi?"
"Beni karıştırma oğlum." derken Esin ve Mehmet'in çoktan oynaşmaya başladıklarını gördüm. Haspam, bir de bana diyordu ağır ol diye.
"Bak bak gördün mü bir de bakıp gülüyor." diyen Taşkın'a döndüm tekrar. Sahi, neye gülüyordu o aptal?
Ayağı kalkıp kızın yanına giderken Barlas'ın içeri girdiğini gördüm. Gözlerimiz bir iki saniye kesişirken onunla daha sonra ilgilenmeye karar verip kızın yanına gittim.
"Kızlar, neye güldüğünüzü öğrenebilir miyim?"
"Anlamadım?"
"Anladın sen anladın. Neden bize bakıp gülüyorsunuz?"
Kız birden ciddileşip "Taşkın'la sevgili misiniz?" diye sorunca kaşıntısını anlamış oldum.
"Neden ilgilendiriyor bu seni?" derken Taşkın'ın da yanıma geldiğini gördüm.
"Sadece sordum."
Bu sırada yanımıza gelen Barlas "Bir sorun mu var?" diye sorunca ters bir şekilde "Yok." deyip kızla konuşmaya devam ettim.
"Sadece sorma canım, seni ilgilendirmez. Şimdi mi değerli oldu Taşkın? Üzgünüm ama geç kaldın. O artık benimle birlikte." diyerek arkamı dönüp tekrar yerime geçtim.
"Lan niye öyle dedin?" deyip yanıma oturan Taşkın'a baktım.
"Çıkma onunla, uyuz o. Ben başka bulurum sana."
"Niye öyle diyorsun kızım ya?"
"Of Taşkın. O kız bu gece seni benden almak için elinden geleni yapacaktır zaten. Istersen bir geceliğine takılabilirsin. Ama bak çıkmak yok o kızla, ben sevmedim."
"Lan bir gece yeter de artar bana." diyen Taşkın'a bakıp kahkaha attım. Nasıl bir yokluksa artık?
Taşkın'ı dans etmeye zar zor ikna edip piste attım kendimi. Barlas, onu terslediğimden beri şok olmuştu sanırım, şeyy galiba biraz da kızmıştı..
Dans ederken aklımda çakan şimşeklerle birlikte duraksadım bir an. Ben kıza resmen Taşkın benim sevgilim demiştim, hem de Barlas tam dibimdeyken ve onun bana sinirli bakışlarının nedeni de buydu. Hay olmayan beynime!
Taşkın'a "Yoruldum." dedikten sonra geri oturdum. Bizim muhteşem ikili ortalıklarda yoktu, yiyişmek için daha cazip bir mekan bulmuşlardı sanırım. Bana kalp yerine böbrek ameliyatı yapacaksın diyen Esin'in, beyin ameliyatı yerine başka şeyler yapmasından korkmuyor değildim şu an. Resmen beyni işlevini yitirmiş, sadece yiyişmeye çalışıyor gibiydi. Tamam, kıza sevgili bul diyen bendim ama..
Barlas'ın üzerimdeki bakışlarını hissettiğimde az önce Esin hakkında aklımdan geçenler buhar olup uçmuş, beynimin içinde gözünden kalp çıkan emojiler horon tepiyorlardı.
Benim de ona baktığımı gören Barlas, başıyla gel işareti yapıp ayağı kalkınca, Taşkın'a "Geliyorum." diyerek peşinden gittim ben de.
Kapının birini anahtarla açıp geçmem için yol verince içeri geçtim. Yok artık! Kızları attığı odaya mı getirmişti beni?
"Burada ne işimiz olduğunu anlatmak ister misin?"
"Merak etme bu yatak seni atamayacağım kadar temiz." deyince kaşlarımı çatarak ona bakmaya başladım.
"Ne saçmaladığını açıklamak ister misin öncelikle?"
"Ben miyim saçmalayan? Sabah o çocukla birlikte gözümün içine baka baka aşk şarkısı söyleyip, akşam o çocuğa sevgilim diyen sen hiç de saçmalamıyorsun öyle mi?"
"Sana, bunun seni ilgilendirmediğini söylemiştim."
"Kızlara sevgilim dedin." deyip bana yaklaşan Barlas'a bakıp gülümsedim. Kıskanmış mıydı o?
"Istediğim kişiye istediğim şeyi söylerim. Ama sen bana pislik olarak hitap edemezsin. Ben o yatağa attığın kızlardan bin kat temizim anladın mı?"
"Tamam, anladım. Şimdi cevap ver, sevgilin mi o?"
"Ya pardon da.. Sana ne."
"Lan niye delirtiyorsun insanı. Bir şey soruyoruz değil mi?"
"Biliyor musun ben o kızla neden sevgili olduğunu anladım. Ikiniz de tehdit edip hesap sormaya bayılıyorsunuz."
"O kızla benim tek ortak noktam bile yok!"
"Neden sevgilin o zaman?"
Bana bakıp alayla sırıtarak "Sana ne." diyen Barlas'a aynı şekilde alayla sırıttım.
"Doğru, bana ne. Şimdi çekilirsen gideceğim."
"Soruma cevap alamadım."
"Ben de alamadım."
"Gaye, biliyor musun adamı delirtirsin sen." Ismimi ne de güzel telaffuz ediyordu öyle. Sanırım bu gidişle ismime aşık olabilirdim..
"Iltifat olarak kabul ediyorum bu dediğini. Şimdi çıkar mısın önümden."
"Tamam." deyip çekilen Barlas'ın yanından geçip kapıya yöneldim. Açamayınca arkamı dönüp elindeki anahtarı sallayan Barlas'a gözlerimi kısarak baktım.
Tamam, madem canın oyun oynamak istiyor, oynayalım bakalım.
Barlas'a yaklaşıp onu öpünce karşılığını aldım hemen. Anahtar olamayan elini belime sarıp yatağa yatırdı beni. Bir süre öpüştükten sonra onun sırtını yatakla bütünleştirerek üzerine oturup öpmeye devam ettim. Ve Barlas sonunda anahtarı unutup da anahtar elinden yatağa düşünce anahtarı alıp geri çekilerek ayağı kalktım.
"Devam etmek isterdim. Ama malûm, yatağını kirletmek istemem." deyip alayla gülerek çıktım odadan.
Taşkın'a mesaj atarak dışarı çıkmasını söyleyip direk arabaya geçtim.
"Hayırdır kız? Dur bakayım, kiminle yiyiştin lan benden gizli? Rujun yok."
"Sanane be."
"Barlas yidi dimi. Pis cenabet."
"Taşkın, sen kızlarla yiyişemiyorsun diye kıskanma."
"Ben seveceğim kızı arıyorum canım. Istesem o Barlas gibi ben de bulurdum her gece bir tane."
Bakışlarımdan ne demek istediğimi anlayan Taşkın "Tamam be haftada bir olsun. Tamam ya ayda bir." deyince kahkaha attım. Onun evinin oraya bırakırken "Merak etme yakında Barlas bakamayacak o kızlara ben ayarlarım sana ayda bir." deyip kahkaha attıktan sonra eve doğru sürerken aklımdaki tek şey son söylediğim cümlenin ne zaman gerçekleşeceğiydi. Cidden sevgilisi varken her gün başka bir kızla birlikte olan bir erkeği kendine bağlamak imkânsızdı neredeyse. Ama derler ya zor diye birşey yoktur, imkansız zaman alır diye. Bundan sonra benim hayat felsefem tam da buydu işte.