Odanın içindeki hava, Valeriana’nın itirafıyla birlikte cam kırıkları kadar keskin ve nefes almayı zorlaştıran bir ağırlığa büründü. Lyra, duyduklarının sarsıntısıyla bir adım geri sendeledi; sanki az önce üzerine bastığı dünya ayaklarının altından kayıp gitmişti. Gözlerindeki o mahzun ifade, yerini yavaş yavaş kontrol edilemez bir isyana ve hayal kırıklığına bıraktı. Bakışlarını, bunca yıl teyzesi sandığı o kadına, Valeriana’ya dikti. "Sen..." dedi Lyra, sesi acıyla titriyordu. "Sen benim gözlerimin içine baka baka... Her gece yastığımı gözyaşlarıyla ıslatırken, annem ve babam öldü diye içim kavrulurken beni kandırdın! Ben bir yetim olduğuma, köksüz olduğuma inanarak büyüdüm. O yalanı her sabah ekmeğime katık ettin! Nasıl yapabildin bunu?" Valeriana başını eğdi, gözyaşları yanaklarınd

