17.Bölüm

793 Words
Sabah erkenden hazırlandık. Zeynep’le erkenden Emre’yle mesajlaştık, "Beraber kahvaltıya gidelim" dedi. Emre’ye Hakan’ı da çağırmasını ve kahvaltıdan sonra Zeynep’in ofisinde konuşalım o zaman dedim. Üstü kapalı konuyu anlattım, önemli olduğunu ve kimsenin duymaması gerektiğini söyledim, o da kabul etti. Bir saat sonra bizi almaya gelirim dedi, neredeyse 1 saat olmak üzere. Zeynep de hazırlanınca aşağı indik, herkes sofradaydı. ‘Boran, Emre’yle kahvaltıya gidiyoruz, sen de gel’ dedim. Boran ‘Olur, hadi Helin sen de gel istersen’ dedi. Helin gözüme baktı, gelmek istiyor ama burada kalıp yengemleri dinlemek istiyor. Zilan‘Hadi sen de gel, çabuk hazırlan, Emre gelmek üzere.’ Onu bıraksak göze batar. Amcam ‘Nerede görülmüş yüzük takılır takılmaz hemen dışarıda buluşulduğu, ne örf kalmış ne adet.’ Zilan ‘Ben nişanlıyım amca ve benim tek sorumluluğum babaannem, size hesap vermek zorunda değilim, sen kendi işinle ilgilen’ dedim, bozuldu. Zeynep de sinirle bakıyor amcama, zor duruyor ama ağzından bir şey kaçırır diye susuyor. Helin aşağı indi, ardından Boran da Zeynep’e bakarak iniyordu. Ben bunu tamamen unuttum. Sonra ben bizim kızı sıkıştırırım. O arada amcam ‘Ben aşiretle konuştum, hangi gün gelsinler Zilan?’ dedi. Zilan ‘Cumartesi gelsinler amca, ben hafta ortası çalışıyorum.’ Dedim, baya keyifli bir şekilde arkasına yaslandı Amca ‘Benim için fark etmez’ dedi. O arada Emre kapıdan girdi ve herkese selam verip babaannemin elini öptü ve müsaade istedi ve elimi tuttu, kızardığımı hissediyorum, Helin ve Zeynep hemen gülüştüler. Rohat bakışları önce elimize sonra bize sinirle bakıyordu. Sonra da çıktık. Boran ‘İki araba gidelim, sıkışmayalım’ dedi, Emre ‘Tamam’ ‘Helin ve Zeynep Boran'ın arabaya doğru yürüyorlar ve bana bakıp gülüyorlar. O arada Helin arkaya geçip Zeynep’i öne oturttu, bu sefer de ben gülümsedim Zeynep’e, hemen gözlerini kaçırdı. Arabaya binip yola çıktık, Emre ‘Zilan bir problem mi var, sen sabah erkenden mesaj atıp buluşmak istemezdin. Daha ayrıntılı anlatır mısın?’ dedi, Zilan ‘Emre önce kahvaltımızı yapalım sonra Zeynep’in ofiste konuşalım, bir kerede anlatmak istiyorum’ dedi, Emre ‘Tamam’ dedi. Emre bizi çok güzel bir yere götürdü, masa da hazırdı geldiğimizde, önceden arayıp ayarlatmış. Biz yerlerimize otururken Hakan da geldi ve hep beraber güzel sohbetler ederek kahvaltı yapıyorduk, arada Emre tabağıma peynir zeytin yeşillik koyuyordu. O böyle davrandıkça içimde kelebekler uçuşuyor. Boran’la Zeynep arada birbirlerine bakıyor, Zeynep hemen gözlerini kaçırıyordu. Kahvaltı bitti, o arada Zeynep’ hadi benim ofise geçelim’ herkes ayağa kalktı ve arabalara doğru yürüdük. Zeynep’in ofise doğru yola çıktık. Zaten uzak değildi, on dakikaya oraya vardık. Arabaları park edip ofise girdim. Daha tam bitmemişti ama bir tane toplantı odası vardı, oraya geçip herkes oturdu. Hakan, ‘Evet, neden toplandık, anlatın bakalım,’ dedi. ‘Çok önemli bir konu var ama seni de ilgilendiriyor, lütfen sözümü kesmeden dinleyin,’ dedim. Babaannemle ne konuştuysak hepsini anlattım. Hakan, ‘Bu çok önemli, eğer böyle bir şey varsa hapse girebilir,’ dedi. ‘Dosyalar Ahmet ağabeydeymiş, babaannem söyledi.’ Emre, ‘Baban ağalık yapamıyor, söz hükmü yok, amcan aşireti arkasına almış, ne düşünüyorsun?’ ‘Malları Boran’a vermek istiyorum ama Boran Ağa olacak, yoksa vermeyeceğimi söyleyeceğimi,’ dedi. Boran, "Zilan beni düşünmen beni onurlandırdı ama ben ağalıktan anlamam ki." "Boran sen üniversitede ekonomi okumuşsun, en tarlaları ve şirketi yönetebilirsin ama ağalık senin için ilk başta zor olur ama altından kalkarsın. Emre’nin ağabeyinden yardım isteriz, o sana anlatır. Zor olduğunu biliyorum ama senden başkası yakışmaz o koltuğa." dedim. Boran düşünceliydi. Emre, "Boran zor gibi görünüyor ama en önemli olan bir konu var, o da güç. Eğer Zilan sana malları ve üstündeki şirketi verirse herkes senin tarafında olur. Baban ölünce onun da malları senin olacağını bilirler ve güçlünün yanında dururlar." Boran, "Peki babam kabul edecek mi? Babam kızabilir." Zilan, "Boran eğer dedem babana güvenseydi malların çoğunu bana bırakmazdı. Bana bırakmasının sebebi ise zamanı geldiğinde benim onun yerine en uygun kişiyi seçmem için." Boran biraz düşünceliydi. Zeynep, "Boran fazla vakit yok, bu cumartesi aşiret toplanacak o güne kadar bütün delilleri toplayıp hazır olmalıyız." dedi. Hakan, "Zeynep Hanım doğru söylüyor, eğer iddialar doğruysa benim amcamın da sonra kime sattığını araştırmam lazım." Zeynep, "Zilan sen Emre’yle Ahmet Bey'i bul, Hakan Bey de iddiaları araştırsın." Boran, "Ben de Zilan ve Emre’yle giderim." Zeynep, "Olmaz, çok göze batarsınız. Kimse fark etmeden halletmeliyiz." Helin, "Ben de konakta kulağımı dört açarım yengemler geldiğinde o zaman." dedi gülümseyerek. O an fark ettim, Helin Hakan’a bakınca kızardı. Sonra benimle göz göze gelince hemen bakışlarını kaçırdı. Bu mesele hal olsun, ikisiyle de konuşmam lazım. Emre, Zilan'a "Yarın okul çıkışı Ahmet Bey'e gidelim" dedi. "Olur" dedim. Biraz daha oturduk ve eve doğru yola çıktık. Zeynep kendi evinde kalacakmış, "Artık dinlenmek istiyorum, yarın telefonlaşırız" dedi. Hakan da "Eğer bir şeyler bulursanız haber verin" dedi, o da karakola gitti. Emre beni eve bıraktı, Emre "Yarın seni alırım" dedi ve gitti. Ben de direkt odama çıktım, banyoya geçip hızlıca banyomu yapıp rutin işlerimi hallettim. Namazı kılıp akşam yemeğine kadar uzanmak istedim ve biraz uyudum…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD