Sabah okula giderken Emre beni aldı beraber okula gittik. Amcam o kadar rahattı aşiret arkamda ben ağa olur ve malları alırım diye düşünüyor ama öyle olmaması için elimden geleni yapacağım.
Emre ‘ Ahmet beyin numarasını buldun mu?’
Zilan ‘ Evet babaannem aradı bana konum yolladı, bekliyor bizi.’
Emre’ Tamam okuldan sonra gideriz.’
Okula vardığımızda kendi sınıfıma geçtim. Zaman çabuk geçti son ders zili çaldı, öğrenciler eşyalarımı toplayım tek tek sınıftan cıktılar. Bende hemen sınıfı toparladım ve hazırlandım emre kapıda bekliyordu. ‘ çok beklettim mi?’
Emre ‘ Hayır hadi çıkalım yolla konumu bana yolla.’ Zilan ‘ Tamam’. Ve yola cıktık yaklaşık yarım saat sürdü.
Şirkete geldiğimde Bina yüksekti kaç katlı olduğu anlaşılmıyor. Binanın cephesi siyah camdan ve simetrik yapılmıştı. Çok güzel bir giriş vardı renkleri beyaz antrasit ağırlıklıydı.
Danışmadaki sekreter hemen ilgilendi adımı söylediğimde. Ahmet beyin bizi beklediğini söyledi.
Bizi farklı bir yerdeki asansöre yönledirdi. Bu asansörün farkının ne olduğunu sordum o da sadece yönetim katı bu asansörü kullanıyor dedi.
Ben şaşkınlıkla etrafı izliyordum. Sekreter bizi bindirdi ve bizi karışılacaklarını söyle. Kata geldiğimizde başak bir sekreter bizi karşıladı ve yönlendirdi. Ahmet ağabey bizi kapıda bekliyordu.
Çok özlemişim hemen sarıldım. Dedem yerim belli olamamasın diye Ahmet ağabey her şeyimle ilgilenirdi.
Ahmet: Nasılsın Zilan?’
Zilan: ‘ iyiyim Ahmet ağabey. Sen nasılsın ağabey ?’
Ahmet: ‘ iyiyim Allaha şükür. Nişanlan mısın hayırlı olsun.’ Gülümsedik.
Zilan:’ Evet ağabey tanıştırayım Emre Demir.
Emre elini uzattı el sıkıştılar. ‘ memnun oldun’ dedi Emre.
Ahmet: ‘ bende memnun oldum.’ Sonra bana dönüp ‘Zozan Hanım ağamla konuştum gel odaya geçelim veriyim size dosyayı.’
Odaya geçince Ahmet ağabey odadaki koltuğa gösterip.
Ahmet: ‘ burası senin yerin kızım dedenin yeri. Kahve içermişsiniz?’ dedi.
Emre ve ben olur dedik. Ahmet ağabey sekreterden üç sade kahve istedi.
Bende geçip oturdum oda oldukça güzel ve büyüktü dışarısı görünüyor demek ki dışarıdan içerisi görünmüyor ama içeriden dışarısı görünüyor. Ahmet ağabey ve Emre masanın karşısındaki koltuklara oturdular. Ahmet ağabey eline bir kumanda aldı ve odanın camını karartı. Ben soru sorar gibi bakınca.
Ahmet: ‘ Sadece bizim kattaki odaların karartma özelliği var.’ Dedi
Zilan: ‘ Çok güzel burası ağabey dedem gerçekten çok güzel yaptırmış.’
Ahmet: ‘ Deden burayı yaptırırken özel mimarlarla çalıştı.’ Dedi.
O arada kapı çaldı ve sekreter elinde kahvelerle geldi v önümüze bırakt ‘ afiyet olsun’ dedi ve cıktı.
Zilan: ‘ Ağabey bizim gelme sebebimizi biliyorsun. Dosya nerede?’
Ahmet:’ Hazırladım kızım sen merak etme. Şirketi senin üstüne ne zaman devredeceğiz?’
Zilan:’ Ağabey burayı hisselere böleceğiz Boran Helin ve benim Adıma. Rohat’la Zerya bu şirkette olmacıklar.’ Dedim
Ahmet:’ Sen nasıl istersen kızım deden zamanında dedi Zilan nasıl istiyorsa öyle olacak diye. Peki, bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsun.’
Kısaca Ahmet ağabeyde bahsettim. Oda benimle aynı fikirdeydi.
Ahmet:’ En doğru kararı vermişsin Boran ağa olmalı. Etraftan duyuyorum Berzan ağa ama Botan yönetiyor diye’ dedi.
Biraz daha sohbet edip hafta ortası şirketi Boran Helin ve benim aramda paylaştıracak. Noterde buluşup devredecek. Müsaade isteyip kalktık o arada Emre elimden tuttu ve benim kalbim yerinden çıkacak gibi atmaya başladı. Ahmet ağabey bizle kapıya kadar geldi ve uğurladı bizde yola cıktık.
Konağın önüne gelince Rohat’tı kapıda gördük bize sinirle bakıyordu.
Tam arabadan inerken Emre durdurdu ve bana doğru eğilip yanağımdan öptü. Ben kıpkırmızı oldum sonra arabadan inip kapımı açtı elini uzattı bende tutum ve arabadan indim.
Emre: ‘ babaannene selam veriyim öyle giderim’ dedi
El ele Rohat’ın yanından geçtik ama sanki gözleriyle öldürecek bizi. İçeri girdiğimizde herkes bize baktı.
Babaannem: ‘ Hoş geldiniz kızım gelin sofra hazır oturalım.’ Dedi.
Emre: ‘ yok ben kalmayım babaanne beklerler.’ Dedi.
Babaannem:’ olmaz sofra hazır arar haber edersin hadi gelin.’
Zilan:’ gel beraber yiyelim’ dedim.
Emre:’ olur’ dedi. Ben ceketimi ve çantamı Fatma ablaya verdim ‘ odaya bırakır mısın abla’ dedim.
O arada telefon konuşması biti beraber sofraya doğru yürüdük.
Helin: ‘ gel Emre ağabey buraya otur ben ağabeyim yanına otururum.’ Dedi.
Helin Boranın yanına geçti o arada Rohat içeri girdi Helin onun yerinde oturuyordu. Sinirle başka yere oturdu onada servis getirdiler.
Boran Emre Helin ve ben çok güzel sohbet ediyorduk. Arada babaannemde katılıyordu sohbete.
Amcam yengem Zerya helede Rohat sinirlilerdi bizi böyle gördükçe. Ama babam Berzan sadece hülya hanımla konuşuyordu. Baban sadece bana böyle sanıyordum ama Boran ve Helin’ ede aynı galiba o sadece Hülya Hanımı seviyor.
Yemekten sonra amcamlar kalmadı kendi konaklarına geçti babam ve Hülya Hanımda odalarına cıktı.
Hep beraber salonda oturuyorduk. Kısadan olanları anlattım. Ne olur ne olmaz burada konuşmak olmazdı. Biraz daha sohbet ettik. Emre müsaade istedi ve kalktı bende onu yolcu ettim. Gide derken elimi tuttu ve dedi ki.
Emre ‘bu toplantı bitince seni yemeğe çıkarmak istiyorum ‘
Zilan:’ ta-tamam. ‘ dedim kekeledim galiba kıpkırmızı oldum. Anlımı öptü ve gitti. Kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu. Odama geçtim hemen kendimi hemen banyoya attım kısadan yıkandım ve rutin işlerimi haletlim. Namazı kılıp yatağıma uzandım ve alyansıma bakarak ‘ galiba o da beni seviyor’ dedim ve gözlerimi kapattım…