Odamın sokağı gören penceresine kıçımı ne zamandır götümü dayayıp oturduğumu kestiremiyordum ama bacağımda boylu boyunca kendini belli eden sızı, siyatik sinirimin ağzına sıçtığımı kanıtlar nitelikteydi. Olaylara, durumlara ya da kişilere karşı olan hırslarımı, böyle farkına varmasam da kendimden çıkarırdım çoğu zaman. Camın önünde neyi bekliyordum da bu kadar zamandır kalkmamıştım ki? Barış'ı mı? Bana; "Konuşacağız güzelim, bizim konuşacaklarımız hiç bitmeyecek." diye mesaj atmıştı en son. Ben de haklı olarak peşimden gelmesini bekliyordum işte. Durum apaçık ortadaydı ama saat; gece yarısından sonra üç buçuğu gösterdiği halde hala gelen giden olmamıştı. Uyuşan bacağımı sürüye sürüye yatağa attım kendimi. Şu yatakta onunla sarmaş dolaş uyuduğumuz günün üzerinden ne kadar geçmişti ki? Dayım

