Burnunun dikine gitmekte, doğrularının peşinden koşmakta Ece gibi olun. Bak valla diyorum tertemiz kafa. Sabahlara kadar üzülüp kanser hücrelerini bölüp çoğaltmanın eşiğine geliyorsunuz, sonra da muhatabınızı görünce şeyimden aşağı Kasımpaşa deyip şok ediyorsunuz o hücreleri. Adam kapıma gelmiş, sabahlara kadar resimlerimi büyütüp gözeneklerime kadar incelemiş daha ne yapayım yani. Öpmeyelim de taşa mı dönelim? Kuruyup kalalım mı bu çağımızda.? - Ece, Ece'm.... - Hımmm - Beni affettin mi gerçekten, yoksa bu da bir intikam çeşidi mi? Öyle garip bakıyorsun ki emin olamıyorum. - Affettim sayılır. Yani tam değil. Kırgınım sana. Beni dinlemek yerine bağırıp çağırdın. Hala da kallavi bir özür duymuş değilim senden. - Önce bir doyasıya öpsem de sonra özür dilesem? - Olmaz. O benim öpücüğüm

