Ateş salonun tüm ışıklarını kapattığında salonu aydınlatan tek şey içeri vuran ay ışığıydı. Bana salona geçmemi söyledikten sonra sehpanın üzerindeki kadehlere şarap doldurup onu bekledim. Bir kaç dakika sonra elinde bir kaç şeyle gelip yanıma oturdu. Karanlıkta ne olduklarını ayırt edemiyordum. "Onlar ne Ateş?" "Bu." eline aldığı ilk şeyi tanıttı. "Krema." Elinden alıp baktım. "Bunu ne yapacağız?" "Göstereceğim daha sonra." diğer getirdiği şeyi eline aldı. "Bu da çikolatalı sos." "Niyetin pasta yapmak herhalde. Ama sadece bunlar yeterli olmaz." "Eksik olan şey ne?" Dudaklarımı büzüp konuştum. "Kek?" Başını salladı. "Ve ben bir keke sahibim zaten." elini vücudumda gezdirirken küçük bir kahkaha attım. "Ateş sana inanamıyorum. Daha önce bir çok şeye benzetildim ama ilk defa biri

