Kaçırılma

1017 Words
İstanbul Aralık 2023 yılı Ela Polisin beni alıp götürdüğü o gün korkudan her şeyi unutmuştum. Annemin olmaması ve başka bir yerde uyanmak küçük kalbimi korkutmuştu. Tek hatırladığım adım olmuştu. Sonra bana Mardin’den gelen bir otobüsten indiğim söylenmişti. Uzun yıllar yetimhanedeydim. Yetimhanenin müdiresi beni çok severdi. Kendi kızı yerine koyardı. Onun sayesinde de şu an ki çalıştığım iş yerini bulmuştum. Patronum düğün fotoğrafçısıydı. Beni yanına çağırdı. ‘Senin için bir işim var. Mardin de bir çekim yapılacak. Ofiste ki tek bekar sensin o yüzden senin gitmeni uygun gördük’ dedi. Ben zaten uzun yıllardır oraya gitmek çok istiyordum. Belki ailem oradadır. Beni neden yalnız bıraktılar öğrenmek istiyordum. Bu yüzden işi kabul ettim. Yarın Hafta sonu sabah uçuğa binip yıllar önce geldiğim Mardin’e bir ziyaret yapacağım ama önce araştırma yapabilirim. İnternette Mardin’e baktığımda orayı sevmemek elde değildi. En son bir fotoğraf gördüm. Kocaman bir konak kapısında da. ‘Atabey Konağı’ yazıyordu. Burayı sanki gördüm gibi hissettim bir an ve gidilecekler listesine ekledim. Gidilip bir sürü fotoğraf çekebileceğim yerlerin listesi giderek artıyordu. Cumartesi günü uçağa bindim. Mardin’de beni düğün sahiplerinden birinin arkadaşı karşıladı. Beni gelin ve damadın yanına götürdü. O gün fotoğraf çekimi yapıp akşam otel odasında da fotoğrafları ofise gönderdim. İşim bitmişti ve yarın listeme eklediğim her yeri görmeye gidecektim. Pazar günü seçtiğim yerlerde, hanlarda gezip güzel yerlerin fotoğraflarını çektim. Akşam saat 8 gibiydi. Atabey konağının oradaydım. Bir iki fotoğraf daha çektim. Sonra bu yer gerçekten çok tanıdık geldi. Kafamı kaldırıp tekrar kapısına doğru baktığımda küçükken sanki bu eşikten geçip içeri girdiğimi gördüm. O sırada kapının orda bir araba durdu. İçinden bir adam çıktı. Adam uzun boylu ve çok yakışıklıydı. Siyah saçları ve yeşil gözleri vardı. Gözleri çok güzel diye düşündüm. Üzerinden siyah takım elbiseyle tamamen simsiyah olmuştu. İç geçirdiğimi fark ettim. Sonra kendime geldim. Adam arabaya yaslanmış telefonda konuşuyordu. Fotoğraf makinesini elime aldım ve adımın bir kaç pozunu çektim. Ses çıkınca beni fark etti. Göz bebekleri büyürken telefonunu kapatıp yanıma yaklaştı. ‘Beni mi çektin?’dedi. ‘Evet, kusura bakmayın sormadan çektim. İstemezseniz silebilirim’ dedim. ‘görebilir miyim?’ Diye sordu. Yanıma geldi. Parfümü çok güzel kokuyordu. ‘Tabi’ dedim ve fotoğraf makinesindeki fotoğrafını gösterdim. Gözlerine baktım sonra da yıldızlara ‘gözlerin aynı yıldızlar gibi parlak’ diye ağzımdan kaçırdım. Gözlerini kaldırıp şaşkınlıkla baktı. Bir süre öyle bakıştık. Bir kaç saniye geçmiş olmasına rağmen bana çok uzun gelmişti. ‘Adın ne senin’ dedi. Gülümsedim ‘ Ela’ dedim. O da bana gülümsedi. Sonra ağzından çıkan kelimeyle şok oldum. ‘Sözlüm’ dedi. Beni bir anda omzuna atınca elimdeki telefon ve fotoğraf makinesi yere düştü. ‘Napıyorsun sen bırak beni yere’ diyerek bağırdım. ‘Haydut musun? Bu yaptığına adam kaçırmak denir’ diye avazım çıktığı kadar bağırıyordum. O sırada eşikten içeri girmiş avluya gelmiştik. ‘Neler oluyor oğlum ‘ diye bir ses duydum. O sırada merdivenlerden çıkıp bir odada durdu ve bıraktı beni. Saldırmak için hazırlanırken odadan hemen çıkıp beni kitledi. Kapıya vurdum. ‘Çıkar beni burdan’ diye bağırdım. Oda da çıkabilmek için cam aradım. Küçük bir cam vardı açtığımda demirli olduğunu gördüm. Dışarı baktığımda aynı adam biriyle konuşuyordu. Ordan bağırdım. ‘Hey kurtarın beni o adam beni kaçırdı’ diye bağırdım elimi dışarı çıkarttım. Yanındaki adamı işaret ederek. Beni kaçıran adamın karşısındaki adam bana bakıp sonra kafasını çevirdi. Beni kaçıran adam bana bakmadı bile. Ben bağırmaya devam ettim. Beni Kaçıran adam telefonunu çıkartıp birini aradı. Bu sırada karşımdaki merdivenden biri indi. ‘Ne oluyor oğlum? Bu bağırış nedir?’ Diye sordu. Kadın beni kaçıran adama çok benziyordu. Bir kaç adam daha çıktı. Beni kaçıran adam telefondaki adam ‘Ferzan ağa, kızını buldum. Hemen konağa gel’ dedi. ‘Neyden bahsediyorsun sen? Benim ailem yok’ dedim. Beni kaçıran adam annesine döndü. Bir şeyler söyledi. Annesi şaşkın şekilde bana dönmüş baktı. Başını salladı. Kadın gerçekten güzeldi. Odanın içinde bir şeyler aradım. Oda da dört direkli kocaman yatak, ahşaptan büyük bir dolap vardı. Kapıya gidip tekrar vurdum. Kimse sanki beni duymuyordu. Sonra cama geçtim tekrar ‘hey, beni kaçıran adam’ hepsi dönüp bana baktı. ‘Şu mu diyorum yeşil gözlü olanı’ diyerek adamı gösterdim. Kimse umursamadan orada dikilmeye devam ettiler. Yeşil gözlü adam ne diyorlarsa onu dinliyordular. Birden konağın kapısı açıldı. İçeri ileri yaşlı bir adam girdi. ‘Kızım’ diye bağırdı. Beni kaçıran yeşil gözlü adam bulunduğum odaya adamla yaklaştı ve kapıyı açtı. Adam beni görünce ‘Ela’ diye bağırdı. Bu adamı tanıyordum sanki. Sonra bana gelip sarıldı. Gözlerinden yaşlar akıyordu. Ona sarılıp kokusunu içime çekince onunla ilgili anılarım geri döndü. Çocukken baba dediğim gibi ‘Baba’ dedim şaşkın bir şekilde. Onu hatırladığım için şaşkındım. Babam ellerimi tuttu. ‘Nasıl?’ Diye sordum. ‘Seni bulmak için inan çok uğraştım ama annen bana nereye gideceğinizi söylemedi. Öldü dediler senin için ama inanmadım. Çünkü annen seni kurtarmıştı. Bu seni göremesem bile teselli etti beni. Sonra her şey daha kötü oldu’ dedi. Gözünden bir damla yaş aktı. Daha ne kadar kötü olabilir ki diye düşündüm. Sonra ki öğrendiklerim gerçekten kötüydü ve beni çok üzmüştü. ‘Yavaş anlat ne oldu. Ben hiç bir şey hatırlamıyorum. Seni bile zor hatırlıyorum’ dedim. Ufakken birlikte oyun oynadığımız anları ve beni uyuturken hikaye anlatmasını hatırlıyordum. ‘Bunları sonra konuşuruz. Aksoylar senin bulunduğunu öğrenmeden önce Miran ile evlenmen lazım. Ben seni koruyamam ama o korur. O çok güçlü. İnan bana kızım seni bulmuşken kaybetmek istemiyorum ama seni ananın katillerinin eline bırakamam’ dedi Babamın dediğini zar zor anlıyordum. ‘Ne nikahı? Ne katili baba neyden bahsediyorsun’ dedim. ‘Önemli olan bu değil şu an önemli olan hemen nikahlanman’ dedi. Gene aynı şekilde ‘ ben seni koruyamam ama o koruyacak’ dedi. ‘Baba bana anlat anlamıyorum seni. Hiç tanımadığım bilmediğim biriyle nasıl nikah masasına otururum’ dedim. Bu kadarı da fazlaydı artık. Daha önce varlığından haberim dahi olmadığı babam bir anda çıkmış nikah masasına oturtmaya çalışıyordu beni. ‘Baba ben İstanbul’a döneceğim burada zaten kalmayacağım’ dedim. ‘Kızım seni sağ korlar mı sanırsın? Hiç tanımadığım dediğin adam Miran’dır. Sen onun 5 yaşından beri sözlüsüsündür’ dedi. Elini omzuma koydu. Benim kaybolduğum gece yaşananları tek tek anlattı. Sonunda da ‘Ya ananın katili adamla evlenirsin yada seni çeker vurur. Ya da şimdi Miran Atabey’le evlenirsin. Hem kendini hemde kardeşlerini kurtarırsın’ dedi. Babam anlattıkları ve söyledikleriyle omuzlarıma bir ton ağırlık koymuştu. Ben bu durumdan nasıl kurtulacaktım?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD